MENU
fehmi-yagli

Buruc Suresi Gönül Okumalarım

Kadir Şimşek

Suçlu Ayağa Kalk

nevres-kip

15 Şubat 2018 (0) YORUM OKUNMA: 1091 Köşe, Nevres Kip Yazıları

Hayal Meyal

Hayal Meyal

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!..
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar

Yaşadığımız yüzyılda en çok ihtiyaç duyduğumuz hususlardan biri de hayal kurmak olsa gerek. Bilhassa da çocuklarımızın hayal kurmaya çok ama çok ihtiyacı var lakin yapılan araştırmalar durumun hiç de iç açıcı olmadığı yönünde. Ülkemizdeki çocuklar maalesef ya hayal kurmamakta ya da hayalleri çok basit seviyede kalmakta. Bu durum büyüklerde de çok farklı değil. Yahya Kemal ise der ki: ”İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” Peki, hayalleri, ümitleri olmayan insan ne yapar? Nasıl yaşar? Yaşadığı hayattan ne anlar? Nasıl lezzet alır? Meşhur bir söz şöyle der: “İnsanlar aç 40 gün, susuz 4 gün, nefessiz 4 dakika, ümitsiz 4 saniye yaşayabilir.”

Tayfun Talipoğlu’nun “Bam Teli” ismindeki programında kendisiyle röportaj yapılan çocukların 2000 yılına kadar hayalleri öğretmen, polis, hâkim vb. olmak iken; 2000 yılından sonra yapılan röportajlarda bu hayaller bambaşka bir boyut almıştır. Ne mi olmuştur? Durum vahim maalesef. Hayaller artık futbolcu, şarkıcı, oyuncu olmak gibi şekillere bürünmüştür. Sporcu, sanatçı olmak tabii ki kötü bir şey değil fakat bugünkü anlamda yani popüler kültürün bir parçası olmak anlamında bu meslekleri yapmak hiç de doğru olmasa gerek. Şimdi ise çocuklarımıza hayallerini sorduğumuzda çok farklı şeyler duymaktayız. Televizyondaki dizi oyuncusu gibi olmak hatta o dizideki hayatlar gerçekmiş gibi o hayatlara özenmek, kısa yoldan zengin olmak, çalışmadan emek vermeden hak etmek gibi hayaller. Peki, biz kimiz? Biz kimin torunlarıyız? Nereden geldik nereye gidiyoruz? Ecdadımız nelerin hayalini kurmuş? Bizler şimdi nelerin hayallerini kurar olmuşuz? Osman Gazi küçük bir beyliğin beyi iken koskoca bir cihan devletini hayal etmiş ve bu hayale nail olmuş. İlayıkelimetullahı dünyanın dört bir yanına yaymanın hayaliyle yanıp tutuşmuş. Küçük Mehmet daha 14 yaşında iken İstanbul’un fethinin hayalini kurup bu fethin planlarını çizmiş.  Gemileri karadan yürütmenin hayaliyle yaşamış ve yürütmüş.

Geçmişimizin ahvali böyleyken durum şimdilerde pek farklı. Şimdiki çocuklarımızın ve gençlerimizin en büyük hayali en son çıkan cep telefonuna sahip olmaktan öteye geçmiyor. Olması gereken daha iyi daha kaliteli eşyaları bizim üretmemiz iken maalesef başkalarının gerçekleştirdiği hayalleri satın almaktan ileri geçemiyoruz. Hele hele Müslüman bir topluluğun bu fani dünyadaki en büyük hayalinin bir ev ve bir araba sahibi olmak olması işin en acı tarafı olsa gerek. Yunus Emre’nin hayali ise bizleri yerin dibine sokacak cinsten:

Cennet cennet dedikleri/Üç beş huri üç beş de köşk

İsteyene vergil onu/Bana seni gerek seni

Bizim Yunus bırakın bu fani dünyadan vazgeçmeyi cenneti dahi asıl maksat olmaktan çıkarmıştır. Onun esas maksadı ve hayali Cemalullah’ı görmektir. Bizlere de bu hayallerin hasıl olması temennisiyle… Unutmamak gerekir ki her gerçek gerçekleşmeden önce bir hayaldi.

Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInShare on TumblrEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*