Risk Büyük, Önlem Şart!

Risk Büyük, Önlem Şart!

Muhabirimizin sorularını yanıtlayan Yer Bilimci Prof. Dr. Vedat Deniz, Çorum için korkutucu gerçeği gözler önüne serdi, olası bir depremde yaşanabilecekleri anlattı. Deniz, bazı bölgeler için önlem alınmasının şart olduğunu vurguladı.

“Asrın felaketi” olarak adlandırılan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketlerinin üzerinden bir hafta geçti. On binlerce insanın hayatını kaybettiği, on binlerce vatandaşın yaralandığı, belki de binlerce insanın enkaz altında kaldığı büyük bir deprem felaketi yaşadık. Kahramanmaraş’ta meydana gelen bu iki deprem Çorum’da da hissedildi. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın geçtiği Çorum, deprem gerçeği bulunan iller arasında yer alıyor.

Peki, Çorum’da deprem riski ne durumda? Hitit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi, Yer Bilimci Prof. Dr. Vedat Deniz, gazetemiz muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtladı.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) 2002 yılında Çorum’da yaptığı bir çalışma üzerinden izlenimlerini aktaran Vedat Deniz, korkutucu gerçeği gözler önüne koydu.

Haberin fotoğraflarında yer alan “Çorum ve Civarının Jeoloji Haritası” adlı görselde “kırmızı” olarak görünen bölgeler, zemini “alüvyon” olan bölgeler. Yani, olası bir depremde zemini risk oluşturan bölgeler.

Haritaya bakıldığında kentin en yüksek nüfuslu mahalleleri olan Buharaevler, Binevler, Ulukavak, Mimar Sinan ve Gülabibey’de riskin büyük olduğu görülüyor.

Bu Mahalleler Risk Altında

Risk altında bulunan bölgelerle ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Vedat Deniz, “Kırmızı bölgeler Alüvyon dediğimiz yapı. Yamaç dediğimiz kayalıklardan kar ve yağmur suları ovaya doğru akıyor. Binevler, Buharaevler, Ulukavak bölgelerine doğru akmış.  Kentimizde Milönü semti var mesela. Tarihine bakmak lazım. “Milönü” demek tepeden aşağıya yağmur ile birlikte derelerden gelen miller demek. Tarihsel isimlere bakmak bize ip uçları göstermesi açısından çok önemli.

Zemin’in durumunu bilmek çok önemli. Alüvyon diye bahsettiğimiz zeminlerde zemin sıvılaşması diye bir olay vardır. Zeminin su gibi davranmasına verilen isimdir bu. Normalde derelerden gelen kum ve mil malzemeleri biriktiriyor. Yaklaşık 200-250 yıl öncesi bu bölgeler çeltik tarlalarıymış. Çeltik nerede yetişir? Bataklıkta yetişir. Buraları doğal bataklık alanlar imiş. Görselde görülen kırmızı bölgelerin neredeyse hepsi alüvyondan oluşuyor yani geçmişte bataklık konumunda imiş.

Buharaevler’de kime sorarsanız sorun asansör boşluklarından zaman zaman su çekerler. Kuraklık olduğuna bile bunu yaptıklarını duyuyoruz. Bu ne demek? Buraların zeminlerine dikkat etmek gerekir demek.

Çorum’un göbeği alüvyondan oluşuyor. Yani olası büyük bir depremde zemin su gibi davranacak. Dolayısıyla önlem almak gerek” diye konuştu.

Bahçelievler’de Risk Daha Az

Bahçelievler Mahallesi’nin yamaç yerleri MTA’nın haritasından da görüleceği üzere zemin yapısı nedeniyle daha az riskli bir bölge olduğuna dikkat çeken Vedat Deniz, “Çorum bir ova üzerine kurulu. Verilere baktığımızda Bahçelievler Mahallesi’nin yukarı doğru çıkıldığında zeminin daha sert özellikle olduğunu görüyoruz. Bu bölgeler, depremlerden daha az etkilenecek bölgeler. Çünkü zeminleri kaya yapı özelliği taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

“Zemin Su Gibi”

Deprem anında zemini alüvyon olan binaların davranış şekillerini anlatan Deniz, “Zemin üzerine yüksek bir basınç yüklenir ve zemin sağlam değilse batar. Örneğin kalem ve kitap örneğini verelim. Binanın temelini doğru şekilde yapmaz isek kalem gibi olur ve batar. Ancak kitap gibi geniş bir alanı ne kadar bastırırsan bastır batmaz. Uzun ve ince bir yapılar kaleme benzer şekilde zeminde davranış sergiler. Zemin içerisinde bulunan kum ve mil taneleri basınç ile birlikte taneler arasında uzaklaşıyor ve zemin su gibi davranıyor. Bu sefer deniz veya göl üzerindeki bir tekne gibi davranış sergiliyor bina” şeklinde konuştu.

En Büyük Tehdit Kuzey Anadolu Fayı

Deniz, kent için en büyük tehdidin 100-150 yılda bir büyük depremler üreten Kuzey Anadolu Fay Hattı olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Vedat Deniz, “En büyük tehlike tabi ki kentten geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı. Kuzey Anadolu Fayı (KAF), Güney Anadolu Fayı’ndan (GAF) daha hareketli bir faydır. GAF fay’ı 400-500 yılda bir büyük hareketler yapar. Kuzey Anadolu Fayı ise 100-150 yılda bir hareket eden bir faydır. Bazen bu süre daha kısa olabiliyor bazen daha geç olabiliyor. Doğanın ne zaman ne yapacağını bilmemiz münün değil. Dolayısıyla KAF çok daha hareketli. Kahramanmaraş’ta yaşanan ikinci depremde Çorumlular olarak bu sarsıntıları hissettik. Depremin merkez üssü ile Çorum arası kuş bakışı 300-350 kilometre” dedi.

Orta Ölçekli Faylara Dikkat!

Kuzey Anadolu Fay Hattı haricinde Çorum’da Sungurlu fayı, Merzifon-Eşençay fayı, Salhançayı Fayı, Mecitözü fayı olmak üzere toplamda üç adet orta ölçekli fay bulunuyor.

Bu fayların Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın birer kolu olduğuna değinen Prof. Dr. Vedat Deniz, bu fayların 6.0 ila 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip faylar olduğunu kaydetti.

“Veri Az, Ama Olanlar Tedirgin Edici”

Deniz, faylar ve oluşturabileceği tehditlerle ilgili şunları söyledi:

“Şu anda elimizdeki verilerle güncel fayların tamamını bilmek mümkün değil. Ancak olduğunu bildiğimiz faylar bile bizim için tedirgin edici.

Şehirde faylar var. En son 2002’li yıllın da tespit edilen faylarımız var. Salhançayı fayı dediğimiz bir fay var. Burası daha önce deprem üretmiş bir fay’dır. Merzifon havaalanından Çorum Trafik Şube Müdürlüğüne kadar uzanan bir fay’dır. Bu fayların uzunluklarında farklılıklar olabilir. Sungurlu fayı, Mecitözü fayı, Ezinepazar fayları var. Bu fayların hepsi Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kolları. Eğer fayı bir ağaç olarak düşünürsek bu fayları da Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın dalları olarak görebiliriz.

Amasya-Alıcık’dan Çorum-Laçin’e uzanan Merzifon-Esençay fayı üzerinde 1794 yılında 6.7 ve 1942 yılında 5.9 büyüklüğünde depremler olmuş ve tekrar 6.8 civarı deprem üretme ihtimalide var.

Aktif olduğunu bildiğimiz Salhançayı fayı Merzifon (Sarıbuğday) ovasından 45 km boyunca Çorum-Sıklık’a kadar uzanmaktadır. 14 Ağustos 1996’da Salhançayı fayı üzerinde 5.4 ile 5.2 büyüklüğünde iki deprem yaşanmıştı. Salhançayı fayına paralel ve altından geçen 45 kilometre uzunluğunda bir diğer fay hattı ise Mecitözü fay’ıdır. Bu faylar 6-6.5 büyüklüğü üzerinde deprem üretme potansiyeli de vardır.

Ayrıca, Amasya’dan başlamak üzere Çorum’un güneyinden Ortaköy ve Boğazkale’ye uzanan ve aktif olduğunu bildiğimiz Ezinepazar ve Sungurlu fayları da mevcut. Çomar barajından Tavuklu’ya kadar uzanan bir başka küçük normal fayda bulunuyor.

Dolayısıyla bölge deprem dalgaları sonucu zemin sıvılaşması (zeminin su gibi davranması) açısından tehlike arz ediyor.

Kentin orta ölçekli faylarında 6.5 civarında depremler bekliyoruz. Orta şiddette bir deprem bekliyoruz. Orta denildiğinde yanlış anlaşılmasın, Çorum bu fayların üzerinde ve yakınında bulunuyor. Dolayısıyla önlem almak şart.

Tarihsel süreçteki duruma bakıyoruz. 6.0 ila 6.5 büyüklüğünde deprem üretmiş. 1996’da Sarançayı fay hattı 5.4 ve 5.2 büyüklüğünde depremler üretmiş.

Çorum ve etrafı fayların üzerine kurulmuş bir şehir. Fayın üzerinde olmak binayı yıkar mı? Sağlam yapmazsanız, önlemleri almazsanız yıkar. Ancak sert zeminle, alüvyon zeminler arasında büyük farklar vardır.”

“Detaylı Bir Çalışma Yapmak Şart”

Çorum’un jeolojik haritasını çıkartmak için yapılan son çalışmanın 2002 yılında yapıldığına dikkat çeken Vedat Deniz, güncel fayları bilmenin bu verilerle imkansız olduğunu, bu nedenle kent için yeniden bir çalışma yapılması gerektiğini vurguladı. Deniz, “Çorum için yapılan en son çalışma 2002’de. Amasya bölgesinde yapılmış çalışmalar var. Amasya bölgesinden edindiğimiz bilgiler var ancak yeterli değil. Fay hatlarının belirlenmesi, kentin zemininin araştırılması için bir çalışma kesinlikle yapılmalı” ifadelerini kullandı.

Japonya Ve Şili Örneği

Japonya ve Şili’yi örnek veren Deniz, kamuoyunda yanlış algılanan bir konuya da açıklık getirdi. Deniz, Japonya’daki depremlerin farklı oluşum mekanizması olduğunun bilincinde olduklarını, ancak önlem alma konusunda örnek alınabileceğini ifade etti.

Şili ve Japonya ile ilgili örnekler veren Deniz, “1980’de Şili’de 8.8 büyüklüğünde deprem oluyor, insanlara ders alıyor. Depremin ardından ne can, ne de mal kaybı var. Biz de 1999 Düzce depremi ders oldu dedik. 2019 yılında 6.8 büyüklüğünde Elazığ’da bir deprem oldu. 1999 yılı için “ders” dedik. Elazığ depremi oldu, İzmir depremi oldu, şimdi de Kahramanmaraş depremleri oldu. Herkes Japonya örneğini veriyor. Bizler de biliyoruz farklı deprem mekanizması olduğunu. Ancak önlem almada Japonya’yı örnek alalım diyoruz.

Ne Yapılmalı?

Özellikle risk altında bulunan mahalleler için çalışmalar başlatılması gerektiğini, depreme dayanıklı olmayan binaların mümkünse güçlendirilmesi, değilse de yıkılması gerektiğini ifade etti.

Deniz, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bizim yapmamız gereken bildiğimiz önlemleri almak. Birincisi zemini görüyorsunuz. Durumumuz kötü. Deprem faylarının daha çok araştırılması lazım. Bu veriler bize yetmiyor. Fayların iyice araştırılması gerekiyor. Bunun için yerel yönetimlerin bunları kendi halk için yapması gerekiyor.

Bir binanın maliyetine baktığımızda yüzde 20 ile 30’unu kolon ve kiriş gibi yapılar içerir. Binanın içerisindeki maliyet, yani kapısı, lavabosu, banyosu gibi kısımlar yüzde 70’ini oluşturuyor. Görüntüye bakıyoruz. Ama oturduğumuz evin zeminine bakmıyoruz, temelinin sağlamlığına bakmıyoruz. Dolayısıyla burada insanlarımızın bu konularda bilinçlendirilmesi gerekir.

Alüvyon üzerine kurulmuş bölgelerde mümkün olduğunca ölçümler yapılmalı. Binanın hiçbir şekilde kurtuluşu yoksa yıkılmalı. Ancak kurtarabilecek ise destekleyebiliriz. Biraz çirkin bina görüntüsü verebilir ancak bu desteklenebilir ve binanın yıkılmasına engel olabilir. Önemli olan can güvenliğidir.

Bunu yapmak için zamanımız var. Deprem ne zaman olur bilemeyiz ama ne olacağını bilebiliyoruz. Dolayısıyla ne zaman olacağını bilmesek de ne olacağını biliyoruz ve buna göre önlem almalıyız.”

İLGİLİ HABERLER