İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2025 yılı raporundaki çarpıcı verileri kamuoyuyla paylaşan Keçeci, Türkiye’deki hapishanelerde 161’i kadın olmak üzere en az bin 412 hasta mahpusun bulunduğunu kaydetti. Bu mahpuslardan 335’inin durumunun "ağır" statüsünde olduğunu ifade eden Keçeci, 230 mahpusun tek başına yaşamını idame ettiremediğine, 188’inin ise hastalıkları nedeniyle sürekli tıbbi kontrol altında tutulması gerektiğine dikkat çekti.
Cezaevlerinde bulunan ağır hasta mahpusların sağlık durumlarının bağımsız hekimlerce ivedilikle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Keçeci "Mehmet Murat Çalık, Tayfun Kahraman ve cezaevlerinde bulunan tüm ağır hasta mahpusların sağlık durumları derhal bağımsız hekimlerce değerlendirilmelidir; insan haklarına, Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere uygun tedbirler gecikmeksizin uygulanmalıdır" dedi
Hukuk devletinin en temel görevinin insan onurunu ve yaşam hakkını korumak olduğunu dile getiren Keçeci "Hukuk devleti, hasta insanları cezalandırmaz; yaşam hakkını ve insan onurunu korur. Sağlık hakkı pazarlık konusu yapılamaz ve insan hayatı, hiçbir siyasi hesaplaşmanın parçası olamaz" ifadelerini kullandı
Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi uyarınca devletin yaşam hakkını korumakla yükümlü olduğunu hatırlatan Keçeci, ağır hastalık durumlarında tedavinin aksamasının insanlık dışı muamele yasağının ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Cezaevi koşullarının hastalığın seyrini ağırlaştırması durumunda tutma tedbirinin ölçüsüz hale geleceğini savunan Keçeci, yetkilileri derhal alternatif tedbirleri değerlendirmeye davet etti.