• Çorum 23° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ

İNSAN İÇİN EN AĞIR DARBE, SAYILMAMAKTIR

Aynı şekilde belirli bir toplum içinde de, farklı görüşler, değişik ina­nışlar, zümreleşmeler bulunabilecektir. Ve bu farklılıklar, insanların; itibar, na­mus, şeref gibi, kavramları değişik şe­kilde yorumlamasına, değişik davra­nışlara sürüklenmesine yol açacaktır. İnsanoğlu; itibarı, haysiyeti, en yakın olduğu çevredeki ölçülerle kabul ede­cek, diğer bir çevrenin görüş ve davra­nışını iteleyecektir.

Gözünü kabadayıların, kanun dışıların kucağında açmış bir insanoğluyla, yurt dışında tahsil görmüş, her şeyi bildiğini sanan, sonradan görme­lerin bu kavramları değerlendirmesi ta­ban tabana zıt bir çelişki noktasındadır.

Toplumların din, dil, kültür, göre­nek farklılıkları olduğu müddetçe, in­sanların da bir takım kavramlarda çe­lişkiye düşecekleri aşikârdır. Kaldı ki en medeni, en ileri dediğimiz toplumlar bile zamanla değişikliğe uğrayacak,

fertlerine önerdiği kurallar, adetler değişebilecek, itibar  addedilen   şeyler lanete uğrayacak, akla gelmeyen ye­ni akımların  kucağına düşecektir in­sanoğlu. Bu da gösterir ki, bir toplum; elli yıl, yüzyıl gibi kısa bir zaman içinde kendisiyle bile çelişkiye düşecek aşa­malara, değişikliğe uğrayacaktır. Ama değişen unsurlar ne olursa olsun, hangi yeni faktörler türerse türesin, in­sanoğlunun “Kendini kabul ettirme, itibar bulma, şerefli olma” gerçekleri, değişmeden kalacaktır. Çünkü hiçbir dış unsurun insanın yaradılış temelini, tabiatındaki yapı taşlarını bozup dağıt­maya gücü yetmez. Kendine yön vere­cek kavramlar hangi biçimde değişirse değişsin, insanın; itibara, saygıya, şe­refe yönelme amacı tektir. Ve bu ama­cına; dünyasını çevreleyen malzeme­lerle, ideal kabul edilen davranışlarla ulaşmaya çalışacaktır.

Görülüyor ki toplumlarda anla­yışlar ve dünya görüşleri değiştikçe, in­sanları “itibar kazanmaya, kabul edil­meye” iteleyen etkenler de aynı ölçü­de, aynı oranda değişmektedir.

Bu bizi neye götürür? Başından beri izlediğimiz gibi, toplum ölçüleri ne olursa olsun insanoğlu tabiatındaki,

yaradılışındaki, beğenilme duygusunu söküp atamayacaktır. Çünkü insanın yaradılıştan gelen hedefi budur.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
Yazarlar
Video
Galeri
Kesin Karar Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kesin Karar Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Don`t copy text!