• Çorum 25° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ

İyi Dersler Arkadaşlar

İyi Dersler Arkadaşlar

Geçtiğimiz günlerde ülkesinin durumundan haberdar olmayan ve kendisini gazeteci zanneden bir hanımefendi talihsiz bir açıklama yaptı öğretmenlik mesleği ile ilgili ve gündem oldu. Malumunuz medyada da geniş bir yankı uyandırdı bu açıklama. Tüm öğretmenler tepki gösterdi hatta özür dilemesi için çağrıda bulundu. Ama gazeteci hanımımız özür dilemek yerine tam tersi bu kutsal mesleği icra eden öğretmenlere saldırmaya devam etti. Allah’tan bu ülkenin çimentosunu güzel insanlar oluşturuyor Alçı’ya hiç gerek yok.

Şimdi müsaadenizle hem bu hanımefendiye hem de bu hanımefendi gibi düşünenlere mesleğimin izin verdiği kadar cevap vermek istiyorum. Öncelikle birazdan sarf edeceğim cümlelerimi görev yapan, atama bekleyen, atanamayan, ücretli, kadrolu, sözleşmeli, emekli, bekâr veya sendikalı ayırt etmeksizin tüm öğretmen kardeşlerime ithaf etmek istiyorum çünkü çok sevdiğim bir hocamın çok sevdiğim bir lafı var -hiç aklımdan çıkmaz- meslektaşlarım kardeşlerimdir ve eminim ki kardeşlerim de aynen benim gibi düşünüyorlar.

Pandemi sürecinin başında okulların uzaktan eğitime geçme kararı alındığında hepimiz sudan çıkmış balığa döndük. Çünkü alıştığımız defter, kitap, tahta, öğretmen masası veya tebeşir olmadan öğrencilere bilgi aktarmamız gerekiyordu. Öncesinden hazırlıklı da değildik ama bir şekilde pratik çözümler üreterek süreci en az zararla atlatmak için elimizden geleni yaptık. Kimisi mutfak dolabını tahta yaptı, kimisi kâğıtlara büyük harflerle slaytlar hazırladı, kimisi de babası yoğun bakımda hasta yatmasına rağmen hastanenin bahçesinde canlı derslerini aksatmadan devam ettirdi. Rahata alışmadı tam aksine öğrenciler rehavete kapılmasın, öğrenme süreci zarara uğramasın, eğitimsiz geçen bir gün bile olmasın diye çabaladılar.

Hiçbir meslek zaten böyle bir süreç için önceden hazırlıklı değildi- olamazdı. İvedi bir şekilde önlemler alınmaya başlandı. Uzaktan eğitim için bilişim ağları kuruldu, tüm öğrencilerin sisteme kayıtları yapıldı, şifreler verildi ve hiç vakit kaybetmeden süreç başlatıldı. Bu noktada Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk’un emekleri ve çabaları yadsınamaz boyuttaydı. Düşünün Acun bile bir destek kampanyası başlatıp öğrencilere tablet imkânı sunmak için canlı yayın yaptı. Ülke olarak her birimiz bir diğerimizin eksiğini kapatmak ve en temel hak olan eğitim hakkını sağlamak için seferber olmuştuk.

Okulların uzaktan eğitime geçmesinin temel sebebi vakaların artmasıydı yani keyfi bir durum değildi. Öğretmenlerin de çoğu bu durumlardan rahatsızdı çünkü alışveriş merkezinde veya tatilde bulaşmayan virüs nedense okullarda daha hızlı yayılıyor ve sadece çocukları değil tüm aileleri tehdit altında bırakıyordu. Çünkü görünen köy klavuz istemiyordu, okulların fiziki şartları ve imkânlar bu hastalık için davetiye çıkarıyordu ve bu sebepten birçok veli okul açılsa bile öğrencilerini okula göndermeme kararı aldı. Haliyle uzaktan eğitimi bir tercihten öte bir mecburiyete sürükledi. Zaten adil olmayan toplum düzeninde bu sefer çok ciddi ve ileriki zamanlarda asla kapanmayacak bireysel farklılıklar oluşacaktı.

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenler de çok yıprandı. Kimse pek farkında değil ama bir düzen de yok. Şu an ülkede en çok çalışanlar sağlıkçılar ve öğretmenlerdir ama nedense hiç kimse bu yıpranmışlığı görmek istemiyor aksine yatarak para kazandığını iddia ediyor. Siz hiç öğrencisine derse katılsın diye yalvaran öğretmen gördünüz mü?

Uzaktan eğitimde öğretmenlik yapmak, yüz yüze eğitim yapmaktan çok daha zor ve çok daha fazla yıpratıcıdır. Anlatı yoluyla bilgi akışını sağlamak için önce sağlıklı bir iletişim ortamının oluşturulması gerekir.  Evlerinde çocukları olanlar ne demek istediğimi çok daha iyi anlıyorlardır. Günümüz teknoloji şartlarında çocuklarına tabletten video izletmeden yemek yemeyi öğretemeyen bir hanımefendinin de bu meslekle ilgili böylesi talihsiz bir açıklama yapması, canlı ders esnasında çocuğu balkondan düşerek hayatını kaybeden bir anne, bir öğretmen için maalesef hakaret sayılacak boyuttadır. Bilmem anlatabildim mi? Biz bir öğrencisi ailesinden birini kaybettiğinde kendi ailesinden birini kaybetmiş kadar üzülen insanlarız. Bu mesleğin de zaten en zor tarafı; ne olursa olsun bir tarafınızın hep insan kalmasıdır.

Öğretmen olmak sadece bir meslek değildir; bir şahsiyet meselesi bir kişilik duruşudur. Birçok insanın zannettiği gibi “Hiçbir şey olamazsam öğretmen olurum” denilebilecek kadar basit bir meslek asla değildir. Öğretmenlik geleceğe yön verme sanatıdır. Kendinizi düşünün; kendi öğretmenlerinizi düşünün. İlkokul öğretmeninizden başlayarak şu ana kadar hayatınızda karşılaştığınız tüm öğretmenlerinizi gözünüzün önüne getirin. Kimi size çok şey katmıştır; kimi bir cümlesiyle hayata bakış açınızı değiştirmiştir. Ne olursa olsun mutlaka hayatınızın bir köşesinde bir öğretisi mutlaka olmuştur. Eğer siz de benim gibi şanslı olanlardansanız zaten ilkokulda iyi bir öğretmene denk gelmişsiniz demektir. Çünkü bir çocuğun en büyük şansı hayatı boyunca iyi bir öğretmenle karşılaşmaktır.

Benim şahsen bu mesleğe başlamamdaki en büyük destekçim dedem Kadir Karaaslan’dı. Kendisi köy enstitülerinden mezun olmuş bir köy öğretmeniydi. Hani derler ya 10 parmağında 10 marifet diye, dedemin 10 parmağında 11 beceri vardı. Uzun uzadıya anlatmak istemem ama komple bir sanat eserinden farksızdı kendisi. Elinden her iş gelirdi, hem tarih öğretmeniydi hem de tarım derslerine girerdi, marangozluk yapabilirdi, müzik bilgisi vardı, komple donanımlı bir insan olmanın yanı sıra toplumdaki duruşu ve tavrıyla her zaman kendisine hayran bırakmıştı beni. Onun tek bir cümlesi ile öğretmenlik mesleğini seçtim: Ne yaparsan yap öğretmen gibi yap!

Yani bir doktor da olsan; öğretmen gibi bir doktor ol ki senden sonra gelenlere de doktorluğun nasıl bir şey olduğunu öğret. Aslında söylemek istediği çok basitti. Asla tembelliğe alışma çünkü bu meslek tembelliğe çok müsait bir meslektir. Eğer kendini geliştiremez ve senden sonra gelenlere bir şeyler öğretemezsen zaten artık bu mesleği yapmaya müsait değilsindir demek istemişti. Sürekli kendini geliştirmeli ve yeni şeyler öğrenmelisin ve asla rahatlığa alışmamalısın derdi.

25 günlük öğretmenken şehit düşen Neşe Alten, sevinerek gittiği görev yerinde şehit edilen hemşerimiz Aybüke Yalçın, yakılarak şehit edilen Necmettin Yılmaz ve onların devrettiği bayrağı onurla taşıyan bizler de hanımefendinin söylediği gibi rahata hiç ama hiç alışamamış öğretmenleriz.

Şu an toplumda belirli bir kesim öğretmenler üzerinden tartışma çıkarmaya, gündemi değiştirmeye ya da her ne kadar dikkatleri üstüne çekmeye çalışsa da, siz değerli okuyucularımız bu yazıyı okuduktan sonra illa ki bir öğretmenini gözlerinin önüne getirecek ve onları iyi bir şekilde yâd edecektir. Diğerleri neden öğretmenleri sevmiyorlar biliyor musunuz? Cehaletten besleniyorlar. Öğretmene düşmanlar çünkü toplumun düşmanı cehalet, cehalet düşmanı öğretmenlerdir demiş Mustafa Kemal Atatürk.

Değerli meslektaşlarım; siz hiç böyle şeyler için canınızı sıkmayın, moralinizi bozmayın. Salgın süreci bitip de normale döndüğümüzde hepimizin canla başla çalışıp öğrenme kayıplarını en aza indirmek için elimizden geleni yapacağımızın herkes farkında.  İyi dersler.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
5.365.208

VAKA

5.228.419

İYİLEŞME

49.122

ÖLÜM

136.789

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
177.972.453

VAKA

115.965.842

İYİLEŞME

3.854.127

ÖLÜM

62.006.611

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri
Kesin Karar Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kesin Karar Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Don`t copy text!