Çorum HAFİF KAR YAĞIŞLI -2°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Kayıp ve Yas

Kayıp ve Yas
Uzman Psikolog Başak Soysal

Sevilen birinin yitimi, kişinin kontrolü dışında gerçekleşen oldukça sarsıcı bir deneyimdir. Yas tutmak ise kontrolsüz bu kaybın karşısında en doğal tepkilerdendir. Psikanalist Vamık Volkan, yas tutmayı bir fiziksel yaranın iyileşmesi gibi tanımlayarak, kaybın ardındaki iyileşme sürecinin, yaranın derinliği ve özelliklerine bağlı değişeceğini söyler. Yitimin ardından yaşanan duyguların süresi ve şiddeti kaybettiğiniz kişinin sizin için anlamı açısından değişkenlik gösterir. Aynı aile içinde olunsa dahi herkesin yas tutma şekli kendine özeldir. Bebeğin ilk bakım vereni ile arasındaki bağlanma stili, yetişkinlik döneminde kişinin yaşadığı stresli durumlara ve kişilerarası ilişkilere uyumunda en belirleyici özelliklerdendir. Kuşkusuz ki yası göğüsleme becerisi de buradaki gelişimsel öyküyle bağlantılıdır. Dünyaya geldiğimizden itibaren bir şeylerden ayrılarak hayatımıza devam ederiz. Bebek başka besinler alabilmek için annesinin memesinden ayrılır. Çocuk yürüyebilmek için annenin güvenli kucağını bırakmak zorunda kalır. Bu ayrılık geçişleri güven ortamında gerçekleşirse kişide temel güven duygusu ve gerçeklikle baş etme becerileri gelişir. İlk bakım vereniyle güvenli bağ geliştirmiş kişiler, kendisine ve iletişime geçtiği diğer insanlara karşı olumlu bakış açısı içindedir. Bu da ihtiyaç hissettiklerinde çevreden destek isteyebilme ve duygularını paylaşabilmelerine yol açtığı için kayıp gibi stres yükü fazla olan durumlarla daha kolay baş etmelerini sağlamaktadır. Ancak kişide bağlanma güvenli gelişmediyse bunun yaratmış olduğu kişilerarası ilişki sorunları ve terk edilme korkusunun hâlihazırda var olması nedeniyle bu kişilerin yas durumuyla baş etmeleri diğerlerine göre biraz daha zor olabilmektedir. Çocukluk döneminde duygusal ihtiyaçları yeterince giderilmemiş kişiler yasa eşlik eden keder duygusunu hissetmekte güçlük çekebilirler. Ayrıca kaybedilen kişi ile henüz bitirilmemiş meselelerin olduğu, duygusal yüklerin halledilmediği bir ilişkiyi bırakmak da daha zordur.
Genel olarak birinin kaybında geçirilen 5 evre vardır.
YADSIMA
Bu evre şok ve inkârı içerir. Ölüm gerçeğinin algılanmasında zorluk yaşanır. Bu dönemde kişi ölen kişiyle olan alışkanlıklarını devam ettirebilir. O sanki hala hayattaymışçasına, elbiselerini ütüleyebilir, masada yer ayırabilir. Donukluk ve şaşkınlık, konsantrasyon güçlükleri yaşanabilir. İnkâr, şok ile gerçek arasında bir tampon görevi görerek, gerçeğe alışmaya hazırlıktır.
ÖFKE
‘Beni nasıl bırakıp gitti?’ gibi cümlelerin sarf edilebildiği, geride kalmış olmanın öfkesidir. Aslında geride kalan çoğunlukla öfkesini kabul etmekte zorlanır ve gidene kızmak yerine öfkesini başka bir alana yönlendirerek cenaze sırasında ters giden bir şeylere patlayabilir. Bu evrede tüm düzene bir isyan içine de girilebildiği gibi eğer öfke duygusu, doğru alana yönlendirilemez ve sağlıklı bir şekilde yaşanamazsa, kişinin hayatında kalıcı bir duygu haline gelebilir.
Pazarlık
Kişinin bir anlam arayışına girdiği bu dönemde, Tanrı ile pazarlık hali vardır. Pazarlığın yanı sıra, pişmanlıklar sıraya girer ve daha çok ilgilenmeliydim, benden istediklerini yapmış olmalıydım gibi düşünceler oluşur. Yitimin gerçekliğine dair farkındalık yüksektir.
Depresyon
Sevilen bir kişiyi ya da bir nesneyi kaybetmek içimizdeki güçsüzlük ve reddedilme duygularını harekete geçirir. Bu da dünyayı artık tehlikeli bir yer gibi algılamamıza sebep olabilir. Bu tehlike çanları içimizde ruhsal bir sıkıntıya yol açar. Böylelikle kişide sosyal bir geri çekilme meydana gelir. En sevdiği yakınlarından bile uzaklaşma isteği, işe, okula gitmek istememe gözlenir. Kişisel bakımda azalmalar olabilir.

Kabullenme
Yitimin kabul edilebildiği ve kişinin artık geleceğine yönelebildiği son evredir.
Bu beş evre kayba uğrayan kişinin duygu ve davranışlarını anlamlandırmada yararlıdır. Yas tutmanın doğru veya yanlış bir tarafı yoktur. Önemle belirtilmelidir ki, herkes bu aşamaları aynı sıra ve sürede yaşamaz. Evrelerin yaşanma sıra ve süresi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Her kayıp bir önceki kaybı hatırlatır. Her giden önceki gidenleri getirir. Bu nedenle güncel kaybın sağlıklı bir şekilde atlatılabilmesi için önceki kayıpların sağlıklı şekilde işlenmiş olması gerekmektedir.
Ne Zaman Destek Almalıyım
Zaman konusunda bir net bir fikir birliği olmasa da bir yılı aşkın bir sürede kişi eğer işlevselliğine, günlük yaşantısına geri dönememişse, hala suçluluk, öfke, ümitsizlik, yalnızlık, aşırı yorgunluk, çaresizlik, hissizlik, iştah ve enerji kaybı varsa profesyonel bir destek alınması gerektiğini söyleyebiliriz.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Çorum’a 9 Uzman Doktor Atandı

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Don`t copy text!