• Çorum 16° PARÇALI BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ

KORONA VE MEKAN KULLANIMINA YENİ BAKIŞ

KORONA VE MEKAN KULLANIMINA YENİ BAKIŞ
Şu Korona salgını ile hepimiz sağlık sorunları konusunda duyarlılığımızı arttırdı. El temizliği hijyen koşullar konusunda artan titizliğimiz iyi de şimdilerde bu salgın ekonomik yaşamda da acı yüzünü göstermeye başladıkça “normalleşme” konusuna doğru hızlı adımlarla yürümenin maliyetini uzun dönemde acı bir biçimde ödeyeceğimizi seslendiren uzmanlar TV lerde doktorlar kadar yer tutmaya başladı.
Korona salgınının sağlık ve ekonomi üzerindeki etkilerin dışında şehir plancısı olarak neredeyse hiç te tartışılmayan mekan kullanımında yaşanması zorunlu değişikliklere dikkat çekmek istiyorum.
AVM lerin açılması kararı ile birlikte klima kullanımının korona virüsü yayılımı üstündeki olumsuz etkisi gündemimize girmiş oldu. İşin doğrusu klima kullanımı özellikle kalabalıkların bulunduğu ortamlarda sadece korana değil, her türlü bulaşıcı hastalığı yayıcı etkiye sahip olduğu bilinmekle birlikte, AVM ler, yüksek katlı ortak klima kullanan akılı olarak lanse edilen binalar için kaçınılmaz bir ihtiyaç ve ortak ısıtma ve soğutma özelliği nedeniyle özel bir konfor olarak sunulmaktaydı. Biliyoruz ki; bu gün korona ile yaşadıklarımızın benzeri veya daha kötülerini yaşayacağımız ekolojik ortamı biz insanlar kendi ellerimizle yaratmış durumdayız.
O halde, mekan kullanımları üzerindeki alışkanlık ve beklentilerimizi değiştirerek, kalıcı önlemler almamız ve mekana bakış açımızı kökten sorgulamamız artık kaçınılmaz bir zorunluluk olarak gündemimizde olmak zorunda.
Salgınların kalabalıklardan beslendiği gerçeği, mekan kullanımında artık insanları olabildiğince bir araya getirecek değil, mümkün olduğu kadar seyrekleştirecek, yaygınlaştıracak çözümler üzerinde yoğunlaşmamızı zorunlu kılmaktadır. Günümüzde dahi Avrupa kentlerine baktığımızda, yüksek katlı gökdelenler ve apartmanlarda yaşayanların genelde dar gelirlilerden oluştuğunu, zenginlerin ise kent merkezinden uzakta olabildiği kadar bağımsız birimlerde kendi özgürlük ortamlarını oluşturarak yaşamayı seçtiğini görmekteyiz. Oysa ülkemizde, Avrupa’nın fukaralarının içine tıkıldığı koşullarda yaşamak için zenginlerimizce oldukça yüksek meblağlar ödenmekte olduğunu ve böylesi sitelerde yaşamanın adeta toplumsal üstünlük gerekçesi olarak kullanıldığını görmekteyiz.
Yüksek katlı binalarda sadece klimalar değil, ortak kullandığımız asansörler, ortak kapılar, merdivenler ve boşluklar bulaş riskinin en yüksek olduğu alanlar olmanın yanı sıra, depremlerde en büyük risklerin de gerekçesi. Gökdelenlerde değil balkon, açılabilir pencerelerin dahi bulunmasından kaçınıldığı gerçeği, bağışıklık sistemimiz için hayati öneme sahip güneşin bizlere ücretsiz verdiği D vitamini için tatilleri beklemeyi zorunlu kılıyor. Çünkü güneş camdan geçince ultraviyole ile taşıdığı yaşamsal özelliğini kaybediyor. Balkonlar çamaşır asmanın dışında güneşten yararlanabileceğimiz apartmanların tek mekanı olarak bu salgın sayesinde hatırlandı. 90 cm genişliğinde göstermelik kayıp mekanlar olarak görülen balkonlara yaşam alanı olarak yaklaşmanın, geniş balkonlar, varendalar, avlulu konut çözümlerinin değerini yeniden anlamak zorundayız.
Yaşlılarımızı yakaladıkça azarladık kent içinde avuç içi kadar kalmış parklardaki banklar üzerinde sıkış tepiş oturdukları için. Oysa hiç birimiz neden daha çok bankın sığacağı, insanların çimlere yayılacağı, güneşi ve çiçek kokularını içlerine çekecekleri parklar neden yok demeyi akıllarına getirmedi.
Şu açık bir gerçek ki; Eğer hiç bir şey eskisi gibi olmayacak söylemi olumlu anlamda doğaya ve insana saygıyı öncüleyen bir anlayışla olacaksa, ranta kurban ettiğimiz kentlerimizde mekanı olası salgın hastalık, deprem, sel, trafik kazası, kriminal olaylar vb. doğal veya insan faaliyetlerinden kaynaklanan bir çok riski gözeten ve bunları ortadan kaldırmayı amaçlayan “Sakınım Planları”nın ülke gündemimize girmesi ve kentsel rantları maksimize etmeyi amaçlayan günümüz “imar planları” uygulamalarının rafa kaldırılması kaçınılmaz gereklilik olarak ortadadır.
Gelecek yazımızda ülkemizde pek te bilinmeyen “Sakınım Planları” hakkında biraz daha ayrıntıya girmeyi umuyoruz.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
Yazarlar
Video
Galeri
Kesin Karar Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kesin Karar Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Don`t copy text!