• Çorum 18° PARÇALI AZ BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ

Tebrikler – Bir Sonraki Yıla Geçebilirsiniz

Tebrikler – Bir Sonraki Yıla Geçebilirsiniz

Hayatımızda daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bir hastalıkla mücadele ettiğimiz şu günlerde hem 2020 yılının son yazısı olmasından dolayı bu yıl yaşadığımız olaylara hızlıca bir göz atmak hem de bütün seneyi genel hatlarıyla sizlere özetlemek istedim. Umarım film şeridi gibi gözünüzün önünden geçer anlatacaklarım… Bu arada tebrik ederim … Bir sonraki yıla geçmeye hak kazandınız!

Yeni yıla önce bütün dünyayı üzen bir yangınla başladık. Avusturalya kıtası hepimizin gözlerinin önünde tabir-i caizse cayır cayır yandı. 2019’un eylül ayında başlayan yangın bir türlü söndürülemedi. Kimileri iklim değişikliğinin neden olduğunu söyledi, kimileri de hava koşullarının aşırı sıcak olmasından dolayı yangının çıktığını ve rüzgâr sebebiyle kontrol edilemediğini iddia etti. Sebebi her ne olursa olsun koskoca bir kıta hepimizin gözünün önünde kül oldu. Kangurularıyla meşhur kıtada aklımızda kalan tek fotoğraf hepimizin tembel diye bildiği koalanın yangından kaçmaya çalışmasıydı. Yüz binlerce hayvanın ve ağacın yok olduğu yangında aslında dünyamız akciğerlerinin çoğunu da kaybetmiş oldu.

Aradan çok zaman geçmeden herkese basketbolu sevdiren Kobe Byrant’ın trajik bir helikopter kazasında vefat ettiğini duyduk. Üzüldük çünkü benim yaşlarımda olan ve herkesin sevdiği bir sporcunun böylesi bir kazada ölmesi herkesi şoke etmişti. Aslında devamında gelecek kötü zamanların da bir sinyali bir işareti gibiydi. Yılın ilerleyen zamanlarında Amerika’da bir polis memuru tarafından esmer, kavruk tenli bir vatandaşın nefes alamayarak ölmesini görmek belki onu daha çok üzecekti. Demokrasinin ve insan haklarının beşiği olarak tanımlanan bir ülkede bir insan sadece renginden dolayı cezalandırılmış ve herkesin gözü önünde öldürülmüştü. Irkçılık tüm dünyanın gündemine oturdu ve insanlar günlerce eylem yaptı. Bu sefer insanlık sessiz kalmadı, iyi ki kalmadı.

Elazığ ve Malatya depremi 2020’nin ilk aylarında gerçekleşti. Bin 607 kişinin yaralandığı ve 41 vatandaşın hayatını kaybettiği bir deprem olarak kayıtlara geçti. Bu deprem sebebiyle 87 bina yıkıldı. Hepimizin aklına depreme ne kadar hazırız ve bu afetlerle nasıl başa çıkabiliriz soruları geldi. Yaşadığımız ülkede afetlere her an daha hazırlıklı olmamız gerektiği gerçeğiyle bir kez daha yüzleştik. Peki, biz tedbir aldık mı? Tabii ki hayır. Yılın ilerleyen zamanlarında İzmir’de yaşanan deprem de ders almadığımızı bir kez daha gözler önüne serdi.

Bu arada ülkemizde Van’da bir çığ faciası ve İstanbul’da bir adet uçak kazası da gerçekleşti. 2020 yıl olarak bizi zorlamaya devam edeceğinin sinyallerini daha da belirgin şekilde vermeye başladı. Artık hayatta kalmak için yaşadığımızı düşünmeye başladık çünkü her an herkesin başına bir şey gelebilirdi. Acaba Merkür geri geri mi gidiyordu?

Dediler ki “Çin’de bir virüs çıkmış, çok tehlikeliymiş” “Uzak” dedik, bize kadar gelmez dedik. Standartlarda hayatlarımıza devam ettik. Yolda, merdivenlerde, sokak ortasında yatan Çinli insanları haberlerde görmemize rağmen hastalığın ciddiyetini pek kavrayamadık. Çin hükümeti her ne kadar “Merak etmeyin kontrolümüz altında” diye açıklama yapsa da çok geçmeden samimi İtalyanlara da bulaştığını duyduk. Hiç takip etmediğimiz “Dünyadan Haberler” kuşağını takip etmeye başladık. “Karantina” diye bir sözcük girdi hayatımıza. İtalya’da bazı kasabaların ve yerleşkelerin karantinaya alındığını duyduk. İnternette İtalyanların evlerinde sıkıldığı için balkonlarından konser vermelerini eğlenerek izledik. Tehlike adım adım yaklaşıyordu ama biz hâlâ çok kitap okuyan Filozof Atakan’la ilgileniyorduk. Hakikaten ne oldu o çocuğa, gören oldu mu sonradan?

Mart aylarının sonuna doğru Sağlık Bakanımız çıktı ve “Size üzücü ama korkutucu olmayan haberi vermek istiyorum” dedi. Türkiye’deki ilk vaka da ortaya çıkmıştı. Baktık virüs tehlikeli, gümbür gümbür geliyor ve yaşlı insanlara daha çok zarar veriyor; düşündüler ve bir karar aldılar. Bilim Kurulu üyelerimiz 65 yaş üzeri sokağa çıkma kısıtlamasına karar verdi. Zaten ne olduysa bundan sonra oldu. Devletin polisi sokakta 65 yaş ve üzeri vatandaşları kovalaması mı dersiniz, sokağa çıkma kısıtlaması gelecek diye insanların süpermarketlere akın edip de ne var ne yok talan etmesi mi … Sosyal mesafe koyalım diye bağıran yetkililere inat sadece bir paket kek alıp evine giden adamı da hatırladınız değil mi?

İşte o adamın hikâyesini şimdi bir daha da benden dinleyin. O adam aslında ülkenin görünen fotoğrafıydı. Önümüzdeki günlerde yaşanacak ekonomik krizin de bir nevi işaretçisiydi. Maddi durumu iyi olmadığı için evine ekmek götürmek isteyen bir babaydı O. Çocuklarına eli boş gitmemek için kalan parasıyla alabileceği herhangi bir şeyi almıştı sadece. Gözünüzün önüne geldi değil mi?

Kısıtlamalar yeterli olmuyor biraz daha kısıtlayalım dediler yetkililerimiz. Hafta sonu sokağa çıkma yasağı koyalım dediler. Dediler de biz bunu pek dinledik mi? Tabii ki Hayır. Ne yaptık? Süpermarket önünde kavgalar ettik, maske takmayanları dövdük, bir paket kabartma tozu ve maya için komşumuzla kavga ettik. Aslında mayamızda yoktu böyle şeyler ama sosyal medyada “evde ekmek yapmak” popüler olunca dayanamadık. Zaten sosyal medyaya baktığımızda bütün bu saydığım olayların hep komik taraflarını gördük. Zaten evden çıkamadığımız için hep beraber ekranların başına geçtik. Bütün derdimizi tasamızı unutup Dominik’teki adada neler olduğunu takip etmeye başladık. Derken “Uzaktan Eğitim” başladı. “Örtmenim böğün canlı ders var mı?’’ diyen minik öğrenci milyonların sesi oldu bir anda. Evlerini birer okula dönüştürüp dolapları yazı tahtası yapan öğretmenler, derslere okul üniformasıyla giren çocuklar ve 23 Nisan’da evden dışarı çıkamadığı için bütün pencereleri Türk Bayraklarıyla donatıp ülkece aynı anda İstiklal Marşı’nı okuyan milyonlar … Gurur duydunuz değil mi? Birlikte sesimiz ne kadar da gür çıkıyormuş.

Deprem, çığ ve uçak kazası derken Sakarya’da faaliyetine devam eden havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Patlama yaşanan havai fişek fabrikasının bu ilk patlaması değildi ama yine önlem alınmadığı için birçok can kaybı meydana geldi. Tabii bu arada kadın cinayetleri de hız kesmeden devam etti. Toplum o kadar üst üste kötü haberler alıyordu ki artık bazı haberler bizim için sıradanlaşmaya başlamıştı. Gündemi takip bile edemediğimiz zamanlar oldu.

Aylardan ekime geldiğimizde bu sefer İzmir depremiyle sallandık. 6,6 büyüklüğündeki deprem çaresizliğimizi bir kez daha gözler önüne serdi. Bin 4 kişi yaralandı, 106 kişi hayatını kaybetti. AFAD ekipleri ve sivil halkın da arama kurtarma çalışmalarına katılması bizim bir arada tutunmamızı sağladı. Bu sefer bizleri umutlandıran ‘Ayda Bebek’in mucizesini gördük. O fotoğraf bizlere umut etmekten başka bir seçeneğimizin olmadığını da gösterdi. Uzun süren arama kurtarma çalışmalarından sonra gelen sevindirici haberlerle bir nebze olsun normale dönmeye çalıştık.

İyi şeyler de oldu tabii ama bu gün itibariyle “evde Kaldığımız” bir yıl olarak kayıtlara geçti. Her ne kadar aşının zararlarının tartışıldığı bir dönemde olsak da biz evde kalmaya devam edelim. Sevdiklerimiz ve sağlığımız için maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyalım. Kazasız belasız sağ salim geçireceğimiz bir yıl olmasını temenni ediyor ve hepinize sevdiklerinizle birlikte sağlıklı bir yıl diliyorum. Seneye görüşürüz …

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
5.348.249

VAKA

5.215.654

İYİLEŞME

48.950

ÖLÜM

132.595

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
176.780.577

VAKA

114.928.189

İYİLEŞME

3.825.269

ÖLÜM

61.852.388

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri
Kesin Karar Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kesin Karar Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Don`t copy text!