Uçurumun kenarında 70 kilo altın buldu! 1.200 yıllık hazine çıktı

Hayvanlarına yem toplamak için sarp yamaca çıkan bir çiftçinin kazması, toprağın altında saklanan çürümüş bir sandığa çarptı. Sandıktan çıkan yaklaşık 70 kilo altının üzerindeki yazılar, 1.200 yıllık hazinenin sırrını ortaya çıkardı.

Çin’in Şansi eyaletindeki sarp arazide tesadüfen bulunan Tang dönemi altınları, arkeoloji kayıtlarına geçen önemli keşiflerden biri oldu. Külçelerden birinin üzerindeki tarih, hazinenin imparatorluğu sarsan An Luşan İsyanı sırasında saklanmış olabileceğini düşündürüyor.

Çin’in kuzeyindeki Şansi eyaletine bağlı Pinglu ilçesinde 1979 yılında yaşanan tesadüf, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Bölgedeki anlatımlara göre çiftçilik yapan genç bir köylü, hayvanları için bahar otu toplamak üzere çevredeki dağlık araziye çıktı.

Köylülerin kolayca ulaşabildiği alanlarda yeterli ot bulamayınca dik ve kayalık yamaca ilerledi. Bitkilerin köklerini çıkarmak için toprağı kazarken aletinin sert bir cisme çarpması üzerine çalışmayı durdurdu. Toprak temizlendiğinde çürümeye başlamış ahşap bir sandığın kalıntıları görüldü.

Sandık açıldığında ise altın külçeler ve farklı biçimlerde hazırlanmış altın parçalar ortaya çıktı.

Köylüler önce tarihİ değerini anlayamadı

Buluntuların ilk anda antik eser olduğu anlaşılmadı. Rivayetlere göre bazı köylüler, altınların eritilerek paylaşılmasını dahi gündeme getirdi. Ancak parçalar üzerindeki eski yazılar fark edilince durum yerel yetkililere bildirildi.

Bölge koruma altına alınırken eserler uzman incelemesine gönderildi. Altınların biçimi, üretim tekniği ve üzerindeki Çince karakterler, bunların Tang Hanedanlığı dönemine ait olduğunu gösterdi.

Keşif daha sonra Çin’in önemli arkeoloji yayınlarından Wenwu dergisinin 1981 tarihli sayısında “Şansi Pinglu’da bulunan Tang dönemi altın külçeleri” başlığıyla bilimsel kayıtlara geçirildi.

Bilimsel kayıtlarda 82 külçe ve 4 yuvarlak parça var

Olayı aktaran güncel internet haberlerinde hazinenin 193 eserden oluştuğu ve toplam ağırlığının yaklaşık 68,5 kilogram olduğu ileri sürülüyor. Ancak yabancı akademik literatürde ulaşılan erken tarihli kayıt, buluntuyu 82 altın külçe ile dört yuvarlak altın parça olarak tanımlıyor.

Bu nedenle “193 eser” sayısının, akademik kaynaklarda açık biçimde doğrulanamadığını belirtmek gerekiyor. Buna karşılık Pinglu’da büyük bir Tang dönemi altın hazinesinin bulunduğu, 1981 tarihli arkeoloji çalışması ve daha sonra hazırlanan uluslararası nümismatik kaynakçada doğrulanıyor.

Altınların yaklaşık 70 kilogram ağırlığında olduğu bilgisi farklı Asya kaynaklarında tekrarlansa da erken dönem bilimsel özette toplam ağırlık açıkça yer almıyor.

Tek bir külçe hazinenin tarihini ortaya çıkardı

İncelemelerin en dikkat çekici sonucu, külçelerden birinin üzerindeki tarih kaydı oldu. Uluslararası nümismatik araştırmalara göre parçalardan birinde “Qianyuan döneminin birinci yılı” anlamına gelen bir ibare bulunuyordu.

Qianyuan, Tang İmparatoru Suzong tarafından kullanılan hükümdarlık dönemi adıydı. Bu kayıt, söz konusu külçenin MS 758 yılına tarihlenmesini sağladı. Böylece hazinenin yaklaşık 1.200 yıl önceye ait olduğu anlaşıldı.

Altınların tamamının aynı tarihte üretildiği kesin olarak söylenemese de yazıtlı külçe, koleksiyonun toprağa ne zaman bırakılmış olabileceğine ilişkin en önemli ipucunu sundu.

Çin’i sarsan büyük isyanın ortasında saklandı

MS 758 tarihi, Çin tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birine denk geliyor. Tang Hanedanlığı’nı derinden sarsan An Luşan İsyanı, MS 755 yılında başlamış ve 763 yılına kadar devam etmişti.

İsyan sırasında başkent Çangan el değiştirmiş, saray mensupları bölgeden kaçmak zorunda kalmış ve imparatorluğun ekonomik düzeni ağır darbe almıştı. Ticaret yolları kesintiye uğrarken çok sayıda yerleşim alanı yağma ve çatışmaların etkisinde kaldı.

Hazinenin tam da bu döneme tarihlenmesi, altınların savaş ortamında korunmak amacıyla saklandığı ihtimalini güçlendirdi.

Altınların sahibi neden geri dönmedi?

Araştırmacıların değerlendirmesine göre bu büyüklükte bir servetin sıradan bir kişiye ait olması düşük ihtimal. Külçelerin bir devlet görevlisi, yüksek rütbeli asker, zengin tüccar veya yerel yönetici tarafından saklanmış olabileceği düşünülüyor.

Altınların ulaşılması güç bir yamaca gömülmesi de bilinçli bir saklama tercihine işaret ediyor. Hazinenin sahibi çatışmalar sırasında ölmüş, başka bir bölgeye kaçmış veya geri dönmesini engelleyen bir olay yaşamış olabilir.

Ancak sandığın sahibini kesin olarak gösterecek bir isim ya da belge bulunmadığı için bu senaryolar arkeolojik yorum düzeyinde kalıyor.

Tang döneminde altın günlük para değildi

Buluntunun önemi yalnızca altının miktarından kaynaklanmıyor. Tang Çin’inde günlük alışverişlerde ağırlıklı olarak bronz sikkeler kullanılıyordu. Altın ve gümüş külçeler ise büyük ödemelerde, servet saklamada, vergi ve haraç işlemlerinde ya da saraya sunulan armağanlarda öne çıkıyordu.

Bu nedenle Pinglu altınları, dönemin ekonomik sistemi ve devlet görevlileri arasındaki para hareketleri hakkında değerli bilgiler taşıyor. Üzerlerinde unvan, tarih veya teslim kaydı bulunan parçalar, adeta 1.200 yıl öncesinden kalan mali belgeler niteliğinde değerlendiriliyor.

Uluslararası nümismatik incelemede, Tang dönemine ait altın külçelerden yazılı kaynaklarda sıkça söz edilmesine rağmen Pinglu keşfine kadar böylesine büyük bir toplu buluntunun arkeolojik kayıtlarda görülmediği belirtiliyor.

Altından daha değerli bir tarih belgesi

Sarp bir arazide tesadüfen bulunan hazine, yüzyıllar boyunca toprağın altında korunan büyük bir serveti ortaya çıkardı. Fakat külçelerin bugün taşıdığı esas değer, eritildiklerinde elde edilecek altından değil, Tang Hanedanlığı’nın çalkantılı yıllarına ilişkin sundukları bilgilerden geliyor.

Altınlardan birinin üzerindeki birkaç karakter, sandığın gömüldüğü dönemi MS 758’e kadar götürdü. Hazinenin sahibinin kimliği hâlâ bilinmese de Pinglu buluntusu, An Luşan İsyanı’nın yarattığı korku ve belirsizliği günümüze taşıyan sessiz bir tarih belgesi olarak kayıtlardaki yerini aldı.

İLGİLİ HABERLER