Kamuda aynı işi yapan personeller arasında oluşan derin ücret uçurumunun teknik bir tartışmanın ötesine geçerek bir vicdan meselesine dönüştüğünü kaydeden Fatih Okumuş, sınavlarla göreve gelip yıllarca emek veren çalışanların emeğinin karşılığını alamadığını dile getiren bir duruş sergiledi. Hakem Kurulu tarafından belirlenen zam oranlarının yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ve kamu görevlileri ile emeklilerin kalıcı bir geçim sıkıntısına hapsedildiğini işaret eden Okumuş, "Aynı odayı paylaşan, aynı işi yapan kamu görevlileri arasında kabul edilemez ücret farkları oluşmuştur. Sınavla göreve gelmiş, yıllarca emek vermiş, dirsek çürütmüş kamu çalışanlarımız emeğinin karşılığını alamaz hale gelmiştir. Bu durum, kamu vicdanında derin bir yaraya dönüşmüştür" sözleriyle sistemdeki aksaklıkları öne çıkaran açıklamalarda bulundu. Vergi sistemindeki adaletsizliğe de değinen Okumuş; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir yapı kurulmadığı sürece çalışanların üzerindeki yükün hafiflemeyeceğini vurgulayan bir yaklaşım kaydetti.
Kamu personel sisteminde 2026 yılına kadar kapsamlı bir reformun tamamlanması ve taban aylığa seyyanen zam yapılması yönündeki taleplerini sıralayan Memur-Sen İl Temsilcisi, kamu işverenine çözüm için ivedilikle harekete geçme çağrısında bulundu. Sosyal maliyetin ekonomik maliyetten çok daha ağır sonuçlar doğuracağını hatırlatarak uyarılarda bulunan Okumuş, "Kamu işvereni bu başlıkları ajandasının en başına almalı, toplu sözleşme ile kayıt altına alınan diğer sorunlara da somut çözümler üretmelidir. Ekonomik maliyeti göğüslemek, çalışma barışının bozulmasıyla ortaya çıkacak sosyal maliyeti üstlenmekten çok daha ucuz ve kolaydır" ifadelerini kullanarak, çalışma hayatında huzurun ancak adaletle tesis edilebileceğini bildiren mesajlar verdi. Okumuş’un bu çıkışı, 2026 yılının ilk günlerinde kamu çalışanlarının beklentilerini ve sendikal mücadelenin rotasını belirleyen kritik bir çıkış olarak değerlendirildi.