İstanbul Maltepe'de 8 Ekim 2026 tarihinde yedi katlı bir binanın ilk üç katının çökmesiyle yapı güvenliğinin öneminin acı bir şekilde yeniden gündeme geldiği belirtilen açıklamada, hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet ve yaralılara şifa dilendi. Bir yapının göçmesi için mutlaka deprem olmasının gerekmediğine dikkat çekilen değerlendirmede, taşıyıcı sistemdeki kusurlar, malzeme yetersizlikleri, zemin problemleri ve konutlar ile iş yerlerinde yapılan bilinçsiz tadilatların deprem olmaksızın da yıkımlara yol açabileceği kaydedildi.
Betonarme yapıların güvenliğinin taşıyıcı sistemin kapasitesine ve uygulama kalitesine bağlı olduğu ifade edilen açıklamada, projeye aykırı kat ilaveleri ile kolon ve kirişlere yapılan izinsiz müdahalelerin binaların direncini büyük ölçüde düşürdüğü bildirildi. Yapı güvenliğinin sadece yönetmeliklere uygun projelendirmeyle değil, doğru zemin etüdü, etkin denetim ve nitelikli malzeme kullanımıyla mümkün olabileceği dile getirildi. Altyapı ve zemin sorunlarına da değinilen açıklamada, plansız yapı yoğunluğunun kentsel altyapı kapasitesini zorladığı ve güvenli kentleşmenin ancak bütüncül planlama kararlarıyla uyumlu hareket edilmesiyle sağlanabileceği aktarıldı.
Kaçak yapılaşmanın bedelinin yalnızca bir binanın yıkılması değil, tehlikeye giren insan yaşamı olduğu hatırlatılan açıklamada, vatandaşların tadilat süreçlerinde mutlaka yetkin uzmanlara danışarak bilinçli davranmalarının hayati önem taşıdığı ifade edildi. Güvenli yapılaşmanın bireysel tercihlere bırakılamayacak kadar önemli olduğunu vurgulayan kurum yetkilileri, "Güvenli yapılaşma bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur" değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar
*
Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *