Nurullah Müstet, Türkiye’nin yıllardır terör olaylarından dolayı büyük acılar yaşadığını, terörün hiçbir zaman barış ve huzur getiremeyeceğini vurgulayarak, “Bizim tarihimizde bir tane kurucu önderimiz var onun da bir ismi var. Bize cumhuriyeti kurup emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Terör örgütü başına, bebek, asker, polis katiline ‘kurucu önder’ demek züldür. Şehitlerimizin hatırasına ihanettir” ifadesini kullandı.
Müstet, Çerçeve Yasa’ya ilişkin basın açıklaması yaparak eleştirileni dile getirdi.
Nurullah Müstet’in açıklaması şu şekilde:
Asıl dikkat etmemiz gereken yerler üniversitelerdir. Bu süreci yönetmek tabii ki devletimize düşüyor. Kendi içinde bile üçe, dörde bölünen bir toplum haline geldik, getirildik. Solcular kendi aralarında ikiye bölündü; çerçeve yasaya karşı çıkanlar ve destekleyenler. Aynı şekilde milliyetçiler de kendi aralarında ikiye, üçe bölündü. Çekimser oy kullananlar var.
Terör örgütlerinin bu şekilde tahrikleri devam ederse sonu ne olur? Açıktan çıkıp “Biz pişman değiliz. Hiç pişman gibi görünüyor muyuz?” diyerek bu millete parmak sallıyorlar. Türk milletinin sabrını zorluyorlar, alnımızdan kaşıyorlar.
Kürtler bizim kardeşimizdir. Ben Kürt’e kurban olurum. Dinimiz bir, peygamberimiz bir, Allah’ımız bir, örf ve adetlerimiz bir, düğünümüz bir, kıblemiz bir. Kız alır, kız veririz. Teröristler Kürt kardeşlerimizin temsilcisi olamaz. Oyuna gelmeyelim, tahriklere gelmeyelim.
Eruh ve Şemdinli’de Türkiye’ye karşı başlatılan kanlı terörün üzerinden 42 yıl geçti. O gece Mehmetçik şehit edildi, askerlerimiz ve vatandaşlarımız yaralandı. Türkiye’nin hafızasına kanla yazılan o gün, terörün ülkemize açtığı uzun ve acı bir dönemin başlangıcı oldu.
Bugün ise bu saldırıların yıl dönümünde Mersin ve Mardin’de havai fişeklerle kutlama yapıldığına dair görüntüler ve haberler kamuoyuna yansıyor.
Şimdi soruyorum; Bunlarla mı barışacağız? Abdullah Öcalan’a neden den çocuk katili dendiğini biliyor musunuz? Siirt’in Derince köyünde bir gece yaşandı. Normal gecelerden farlı bir gece yaşandı. Sene 1993 tarih 21 Ekim. Bir gece yarısı köye düzenlenen saldırıda köyün sakinlerini, çoluk, çocuk, yaşlı, kadın demeden evlerinden alınıp köydeki okulun bahçesine getirildi. Köy sakinlerini yan yana sıraya dizdikten sonra hepsini kurşuna dizdiler. O gece öldürülen 23 kişinin 12’si çocuktu. Abdullah Öcalan’a bu yüzden bebek katili diyorlar. Bir gün sonrası bütün gazeteler, televizyonlar, basın, başlığı ‘çocuk katili Öcalan’ diye atmıştı ama şimdi yeni düzenlenen anayasada ‘kurucu sayın Abdullah Öcalan’ oldu. Vah size, vah bebek katili, İmralı canisi, terörist başı meydanları inletiyordunuz. Hesap soracağız, asacağız diyordunuz. İp atıyordunuz, biz asacaktık, bizim vekil sayımız yetmedi diye sızlanıyordunuz. Öcalan asılsın diyerek meydanları titretiyordunuz, şimdi ne oldu ‘Apo nasılsın?...’ Öyle mi kurucu sayın Öcalan öyle mi? Yetmemiş biri daha ileri gitmiş ‘sayın kurucu Abdullah Öcalan beyefendi’ diye konuşuyor. Tozutmuş galiba. Bizim tarihimizde bir tane kurucu önderimiz var onun da bir ismi var. Bize cumhuriyeti kurup emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Terör örgütü başına, bebek, asker, polis katiline ‘kurucu önder’ demek züldür. Şehitlerimizin hatırasına ihanettir.
Barış; şehitlerimizin hatırasını incitmek değildir. Barış; terörün propagandasını normalleştirmek değildir. Barış; Mehmetçiğin kanının döküldüğü bir günü bayram havasında karşılamak hiç değildir. Bir milletin evlatları toprağa düşerken, onların katillerini ve onların eylemlerini kutsayan bir anlayışla hangi ortak geleceği kuracağız?”
Yorumlar
*
Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *