Akıldan Fazlası
Solomon Paradoksu, insanların kendi problemlerine kıyasla başkalarının problemleri karşısında daha bilgece, sağduyulu ve objektif düşünebildiklerini ifade eden bir psikolojik fenomendir. İsmi antik dönemin bilgeliğiyle tanınan Kral Süleyman'dan gelir. Kral Süleyman, antik tarihten bir figür olup, bilgeliğin
simgesi olarak anılır.
Krallar Kitabı'nda bulunan, Kutsal Kitap hikayesine göre, Kral Süleyman çok anlayışlı bir kraldı. Verdiği kararlarda adil, sağduyuluydu. Çevresindeki kişilere de iyi tavsiyeler vermesiyle ünlüydü. Fakat kişisel yaşamı, sayısız evlilikler gibi tartışmalı seçimlerle doluydu.
Süleyman Paradoksu, bir kişinin bilge tavsiyeler verebilme yeteneği ile kendi için sağduyulu kararlar alabilme kapasitesi arasındaki görünür kopukluğu temel alır. Kısacası dediğimi yap, yaptığımı yapma paradoksu…
Ayrıca terzi kendi söküğünü dikemez de diyebiliriz.
Peki gerçekten diyebilir miyiz?
Doğru karar verme, olay ve durumları doğru analiz etme yetisine sahip insanlar başrolü üstlendikleri durumlarda nasıl bir performans sergileyebiliyorlar?
Genelde bir tutumun, nasıl sonuçlanacağını bilmek o davranışı istediğiniz şekilde sergileyebilme iradesini yanında getirmez. Yinede bir avantajtır fakat bilgi seni iradenle sınar. Eğer ikisine de sahipsen değme keyfine. İrade eksikse işte sana Solomon Paradoksu.
Hey gidi Koca Kral, adının anıldığı işlere bak. Demek ki mükemmellik kimselerde yok. Bizde yormayalım kendimizi boşa.
Şu akıl verme işine de, kim yazmış bilmiyorum ama şu şiir bu olaya son noktayı koyar;
"Bırak akıl vermek ehline kalsın
Bir ara aklını mizana getir!
Çıkartma!
Cetvelin cebinde kalsın!
Sen önce kendini hizaya getir!”
Akıl lazım bize fikrimiz olsun bir de akıldan fazlası ki fikirler yerini bulsun. Ama hep kendimize, başkasına için değil kendimize…