"Kadın da Yapıyor" Değil, "İnsan Başarıyor"
Geçenlerde bir iş ortamında şu cümleyi duydum: "Bu zorlu projeyi bir kadın yönetici olarak, üstelik hiç hata yapmadan tamamladı." İlk bakışta övgü dolu görünen bu ifade, aslında içinde toplumsal bir yanılgıyı barındırıyor. Neden mi? Çünkü bu cümlenin alt metni, başarının bir cinsiyete ait olduğu varsayımıyla, diğerinin başarısını "istisnai bir durum" veya "bir lütuf" gibi sunuyor.
Toplumun iliğine işlemiş o meşhur "ayrıştırıcı ekler" ve "hayret dolu takdirler", aslında kişiyi işin doğal bir parçası değil, geçici bir misafiri gibi konumlandırıyor.
Başarı Bir Lütuf Değil, Emektir. Toplumsal zihniyetimiz, başarının altına bir cinsiyet etiketi yapıştırmaya bayılıyor. Bir iş hakkıyla yapıldığında onu sadece "işini iyi yapan bir profesyonel" olarak alkışlamak yerine; "kadın eli değmiş", "bir kadın olarak başarmış" gibi tanımlarla sınırlandırıyoruz.
Buradaki sorun sadece kelimeler değil, bakış açımızdaki o görünmez bariyerdir. Bir insanın emeğini cinsiyet parantezine alıp sunduğumuzda, o emeğin gerçek değerini farkında olmadan gölgeliyoruz. Başarı bir cinsiyetin tekelinde olmadığı gibi, bir diğerinin başarması da "şaşırtıcı bir özellik" olarak görülmemelidir.
Mesele Cinsiyet Değil, "İnsan" Olabilmek; En can alıcı nokta ise şurası: Bu ayrıştırıcı bakış açısı sadece karşı cinse özgü bir durum değil. Maalesef bu, toplumun her kesimine yayılmış kolektif bir yanılgı. Bazen bir kadının başarısını yine bir başka kadının "hayretle" karşıladığına veya o başarıyı bir "istisna" gibi gördüğüne şahit oluyoruz.
Asıl mesele, cinsiyet rollerinin ötesine geçip "insan" olmayı ve insanı emeğiyle görebilmeyi başarabilmekte yatıyor. Yetkinliğin, zekanın ve profesyonelliğin cinsiyeti olmaz. Eğer bizler birbirimize önce "insan" gözüyle bakmayı, liyakati cinsiyet vurgusu yapmadan alkışlamayı öğrenemezsek, toplumsal olarak yerimizde saymaya devam edeceğiz.
"Da/De" Ekinin Yarattığı Görünmez Duvar. Dilimize yerleşen o "da/de" eki, aslında zihnimizdeki ayrışmanın aynasıdır. "Bakın, bu sektörde kadınlar da var" demek, o alanın asıl sahibinin başka bir grup olduğunu ve diğerlerinin oraya sonradan "eklendiğini" ima eder.
Oysa iş dünyası bir matematik, bir vizyon ve bir emek sahasıdır. Başarıyı cinsiyet kimliğiyle sınırlamak, o emeği evrensel değerinden koparmaktır.
Sonuç Olarak; Bir insanın başarısını anlatırken "kadın olmasına rağmen" veya "bir kadın olarak" gibi kalıpları kullanmayı bıraktığımız gün, gerçek anlamda "insan" odaklı bir toplum olacağız. Bizim lütfedilmiş alkışlara değil, liyakatin cinsiyetsiz kabul edildiği ve herkesin sadece emeğiyle var olduğu bir anlayışa ihtiyacımız var.
Çünkü mesele kimin neyi "de" yapabildiği değil; insanın azmettiğinde neleri başarabileceği ve bu başarının hiçbir sıfata ihtiyaç duymadan kendi başına yeterli olduğudur.