Paylaşmak
Bir zen ustası, çırağının sürekli olarak sızlanmasından usanır. Onun olaylara daha geniş bir pencereden bakabilmesini sağlayacak bir yol arar. Çözümü bulduğu sabah onu tuz almaya yollar. Çırağı döndüğünde kendisinden, bir bardağa su doldurup içine de aldığı tuzdan bir avuç eklemesini ve bu suyu içmesini ister.
Çırak ustasının dediği şekilde suyu hazırlar. Fakat bir yudum aldıktan hemen sonra suratını ekşiterek içtiği suyu tükürür. Ustasının yanına gelir “Zehir gibiydi yutamadım” diyerek açıklama yapar.
Usta “Peki” der ve yanına bir avuç tuz daha alıp kendisini takip etmesini söyler.
Birlikte yakınlarda bir göle giderler. Usta “Şimdi getirdiğin tuzu göle at” der çırağına.
“Ve şimdi gölden su iç bakalım” diye de ekler.
Çırak önce tereddüt etsede ustası dur deyinceye kadar sudan içer. Ardından
usta “Bardakta ki sudan bir yudum bile içemezken, gölden suyu rahatlıkla içebildiğine göre tuz tadı almadın herhalde” diye sorar çırağına.
Çırak başıyla tuzun tadının gelmediğini onaylar.
Bunun üzerine usta, olup bitenden bir şey anlamayan çırağına dönerek;
“Hayattaki acılar katıksız tuza benzer. Acı duygusunun miktarı değişmez, hep aynıdır. Ancak, acının hissedilmesi onu koyduğumuz kaba göre değişir. O yüzden acı içerisindeyken yapabileceğin yegâne şey algını genişletmektir.
Bardak olmayı bırak artık , göl ol!” der.
Dert, acı, keder, sıkıntı, hüzün, bunalım, stres…
Hepimizin ortak yanılsamaları. Marifet ise onları yanılsama olarak kabul edebilmekte.
Görünürde yaşamlar arasında farklılıklar varmış gibi gelse de aynı duygular içinden geçer tüm insanlar.
Diğerleriyle bağın olduğunu bilmek, varlıktan kopuk hissetmemek, kendi bütünlüğünde yaşamayı kolaylaştırırmış.
İçine sevgi koyarak kurduğun her ilişkide bu negatif hissedilen duygular azalırmış.
Yarattığı pus etrafını görmeni engellese dahi diğer insanları fark edebilmek bir yaşama sanatıymış.
Bu tarz duyguların varlıklarına engel, insan ve insan arasında ki doğru kurulan bağlarmış.
Acı paylaşıldıkça azalıp, mutluluk çoğaldığından, doğumda ve cenaze törenlerinde , düğünde ve ayrılıkta insanlar bir arada olma ihtiyacı duyarlarmış.
Sonrasında birlikten kuvvetli bir yaşam gücü doğarmış…