HER ZAMAN BİRLİKTE
Bilim insanları, 1960'ların başlarında Pensilvanya'daki Roseto kasabasında bir inceleme yaptı. Burada yaşayanların kalp krizinden ölme olasılığını, komşusu olan Bangor kasabasında yaşayanlarla karşılaştırdılar. Sonuç yarı yarıya daha düşük bir orandı.
Oysa karşılaştırdıkları Bangor kasabası sadece 1,2 mil uzaklıktaydı. Aynı su kaynağını, doktorları ve hastaneleri paylaşıyorlardı. Vatandaşlar arasında sigara içme oranı, meslek, kolesterol veya sosyoekonomik sınıf gibi etkinler de aynıydı.
Dahası, araştırmacılar yakındaki üç başka yerleşim yerindeki ölüm kayıtlarını analiz ettiklerinde de aynı sonuç çıktı. Roseto'daki kalp krizinden ölüm oranı, karşılaştırdıkları kasabaların hepsine göre şaşırtıcı derecede düşüktü.
Oysa Roseto sakinleri, sağlıklı bir tablo da çizmiyorlardı. Obezlik sınırında yaşıyorlar, çok fazla yemek yiyorlar ve önemli miktarda alkol tüketiyorlardı. Ortalama bir Amerikalıdan daha fazla, kalori ve önemli ölçüde fazla yağ tükettikleri belirlendi.
Peki, bu olumsuz alışkanlıklara rağmen onları kalp krizinden koruyan, diğer kasabalarda yaşayan insanlardan farkları neydi?
Bilim insanları tarafından “Roseto Etkisi” olarak adlandırılan bu durum şu şekilde açıklandı. Kasaba, 1882 yılında İtalya’nın güneyindeki Valfortore bölgesinde bulunan Roseto kasabasından gelen göçmenler tarafından kurulmuştu. Araştırmanın yapıldığı dönemde Roseto nüfusunun doksan beşinden fazlası hala İtalyan kökenliydi ve geleneksel adetlerinin çoğunu uyguluyordu. Bu adetler arasında birinci, ikinci ve üçüncü nesillerin aynı çatı altında yaşaması, topluluk içinde evlenme, sınıf farklılıklarının olmaması yer alıyordu. Ayrıca kasaba sakinleri birbirleriyle sık sık sosyalleşiyordu. Bu insanların aralarında ki bağ, oldukça sıkı gözüküyordu.
Öte yandan Reseto ile ilk karşılaştırılan kasaba olan Bangor’da işler farklıydı. Burada Almanya, Galler, İngiltere ve İtalya'dan gelen insanlar yaşıyordu. Bu insanların kültür veya gelenekler açısından birbirleriyle çok bağlantılı olmamalı ilk göze çarpan durumdu. Bangor kasabasının liderleriyle yapılan görüşmelerde, kasaba kültür yapısı sorulduğunda “Burada insanlar kendi başlarının çaresine bakıyor" cevabı alındı.
Roseto'da ise insanlar kendi çıkarlarını değil, birbirlerini destekliyorlardı. Birlik ve beraberlik duygusu yaşıyorlar ve derin, anlamlı ilişkiler kuruyorlardı. Bu durum, stresi azaltan ve duygusal refahı destekleyen koruyucu bir ortam yaratmıştı. Hem o zamanki hem de günümüzdeki araştırmacılar, "Roseto Etkisi"nin nedeninin bu olduğuna inandılar.
Meğer sosyal bağlantılar da diğer duygusal tüm durumlarımız gibi, sağlığımız üzerinde oldukça güçlü bir etkiye sahipmiş.
Benzer bulgular, dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı Japonya'nın Okinawa ve İtalya'nın Sardinya adalarındaki "Mavi Bölgeler" olarak adlandırılan bölgelerde gözlemlenmiştir. Ayrıca Afrika kökenli Amerikalılar arasında kardiyovasküler hastalık üzerine yapılan en büyük araştırma olan Jackson Kalp Çalışması'nın yapıldığı Mississippi, Jackson'da da aynı sonuçla karşılaşılmıştır.
Örneğin, Mavi Bölgelerde yaşayanlar, düzenli olarak toplu yemekler yiyen, ortak fiziksel aktivitelere katılan ve yerel etkinlikler de birlikte bulunan kişilerdi. Bu sık sosyal etkileşim, stresi azaltmaya ve ruh sağlığını iyileştirmeye yardımcı oluyor ve uzun ömürlülüğe önemli ölçüde katkıda bulunuyordu.
Demek ki birlik duygusu, her toplumda şifa kaynağıdır. Birbirimizden kopmakla bulduğumuz kafa rahatlığını bir de kalbimize sormak lazım. Acaba bu işten memnun mu diye?