Çorum
Kapalı
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,8950 %0.23
52,8913 %-0.09
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (131)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

KANUNİ HACI ARİF BEY (1862-1911)

 

 

1862 yılında İstanbul-Aksaray-Huybar Mahallesinde doğar. İlk mektepden sonra girdiği Koca Mustafa Paşa Askerî Rüştiyesinden mezun olur. 1885 yılında Posta ve Telgraf Nezareti Muhasebe Müdürlüğünde kâtip olarak memuriyeti başlar. 1893’de terfi eder. 1895’de Posta ve Telgraf Müdürlüğünün Yemen’in Başkenti Sana Posta ve Telgraf Müdürlüğüne Başkâtip olarak tayin olur. 1901 yılında İstanbul’a geri döner. 

1910 yılında tekrar Yemen’e tayini çıkar. İmam Yahya İsyanı ile karışıklıkta yanı başında bombalar patlar. Kayınbiraderi ölür. Bunun üzerine Posta ve Telgraf Nezaretine (Bakanlığa) başvurarak İstanbul’a döner. Üçüncü kez Yemen’e Başkâtip olarak gittiğinde, İmam Yahya, yine Osmanlı Devleti’ne isyan eder. Sonradan Sadrazam olan İzzet Paşa’nın emri ile Arapların tahrip ettiği telgraf hatlarını tamir eder. 1911 yılında Yemen’in Menaha Şehrinde, kolera hastalığından vefat eder. Yemen’de toprağa verilir. 

 Türk Mûsikîsinin önde gelen kanun virtüözleri arasında yer alan Hacı Arif Bey’in bestelerinin kalitesi de çok iyidir. Memuriyetinin ilk yıllarında aynı dairede çalıştığı Sarı Talat Bey’den kanun dersi alarak mûsikîye ilk adımını atar. Başka sazlara da heves eder ama kanunda karar kılar. Birkaç yıl bu kanun dersi devam eder. Kısa zamanda kanun çalma başarısı göstererek kendini kabul ettirir. 

Kanuni Hacı Arif Bey, ‘kanun’un Türk Mûsikîsine girmesine ve tutunmasına önayak olan sanatkârlardandır. O zamanlar kanunda mandal olmadığı için mandalsız çalar. Daha sonra mandallı kanunlar çıkar ama Kanuni Hacı Arif Bey, mandallı kanunu çalmayı benimsemez. 

Kanuni Hacı Arif Bey’in bir özelliği, gelmiş geçmiş sanatkârlar arasında önemli bir yeri olmasıdır. Falsosuz ve akıcı bir üslûpla kanun çalan Hacı Arif Bey, Yemen’de bulunduğu yıllarda mûsikî çevrelerinin oluşmasına yardımcı olur. Kanundaki ustalığını ilerletmesi için Yemen’de bol bol zaman bulur. Hocası, Hacı Kirami Efendi’dir.

İstanbul’da bulunduğu yıllarda bir fasıl heyeti Şehzade Ziyaeddin Efendi, Rauf Yekta Bey ve Ali Rifat Çağatay’ın teşvikleri ile Beşiktaş’da; Tanburi Cemil Bey, Rahmi Bey, Hanende Osman Bey, Santuri Edhem Efendi, Hafız Aşır Efendi, Arap Cemal, Giriftzen Asım Bey, Kanuni Hacı Arif Bey, Musa Süreyya Bey, Şekerci Cemil Efendi, Udi Sabri Bey, Udi Şevki, Kemani Salih, Levon Hancıyan, Kudümzen Tophaneli Sabri, Hafız Şaşı Osman, Nevres Bey fasılı teşkil gibi sanatçılardan oluşan bir fasıl heyeti teşkil eder. Çalışmalar Cemil Bey’in evinde yapılmaktadır. Çalışmanın dördüncü haftasında Kanuni Hacı Arif Bey çalışmaya biraz erken gelir. Biraz mahcup vaziyette Cemil Bey’e; “Fakirin şu karalamalarına bir göz atar mısınız Cemil Bey. Fikrinizi almak istiyorum da” der. 

Cemil Bey, Hacı Arif Bey’in Sultanıyegâh makamındaki peşrev ve saz semaisini çalar. “Aman Arif Bey, neden daha önce söylemediniz? Konserimizin peşrevi ve saz semaisi bunlar olsun. İkisi de kusursuz olmuş, elinize sağlık” der. 

Konserin birinci bölümü Sultanıyegâh makamındaki eserlerden oluşmaktadır. Gerçi, konser günü Cemil Bey heyecanını yatıştırmak için iskeleye meyhaneye gider, “henüz vakit var” diye alkol alır ama gecikir. Salondakilerden biri; “Cemil Bey, gitmiş, yok” diye bağırınca salon boşalır. Fasıl heyeti perişandır. Cemil Bey gelir ama konser olmaz. Haftalarca yapılan çalışmalar boşa gider. 

Kanuni Hacı Arif Bey, İstanbul’da devrin ünlü üstadları ile dostluklar kurar. Halim Paşa’nın yalısına devam eder. Böylece Paşanın değerli nota koleksiyonundan faydalanır. Şehzade Cemaleddin Efendi’ye ders verir. Yetiştirdiği öğrencileri arasında, Âmâ Hazım Bey, Kanuni Tahsin, Fethi, Salim, Selim ve Pepe Reşat sayılabilir. Ünlü bestekâr Zeki Arif Ataergin, Hacı Arif Bey’in oğludur.

Mûsikî repertuvarımızda; 5 Peşrev, 10 Saz Semaisi, 1 Sirto, 3 Beste, 2 Yürük Semai ve 70 Şarkısı bulunmaktadır. DEVAM EDECEKS

Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 56-57

Nuri Özcan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ – 14. Cilt - Sayfa: 442-443

Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ - 1. Cilt - Sayfa: 94-96

Ecz. Emin Akan: TANBURİ CEMİL BEY 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *