GÜVERCİNLE TİLKİ VE LEYLEK
Bir güvercin, çok yüksek bir hurma ağacının üzerinde yuva kurmuştu. Orada yumurtlar ve yavrulardı.
Ağaç ulu bir hurma ağacı olduğundan, güvercin orada yuvasını kurmak için çok zahmet çekti. Yumurtlaması da zor oluyordu o kadar yüksek yerde, yavrulaması da.
Yavrular yavrular yavrulmaz, bir tilki ağacın dibine gelerek hayvancağızı tehdit ederek diyordu ki:
“Yavrularını hemen atmazsan oraya tırmanır, hem yavrularını öldürürüm hem de seni.”
Güvercin de korkusundan, lânet olsun diyerek yavrularını feda ediyor, tilkiye atıyordu.
Yine yeniden yavruladığı bir gün, tilkinin şerrinden korkarak yuvasında büzülüp kalmıştı. O sırada bir leylek gelerek güvercini kederli görünce sebebini sordu. O da tilkinin kendisiyle yavrularına musallat olduğunu ve def’i bela kabilinden yavrucuklarını ona attığını anlattı.
Leylek dedi ki:
“Ben sana bir akıl öğreteyim. Tilki bir daha gelirse dersin ki;
‘Ben artık yavrularımı atmayacağım. Ağaca tırmanabilirsen çık gel. Ben uçup giderim. Ancak yavrularımı alabilirsin.’”
Leylek gidip bir nehrin kenarına kondu. Tilki yine gelerek bağırıp çağırmaya başladı. Güvercin ona leyleğin öğrettiği sözleri söyledi.
Tilki, “Bu aklı sana kim öğretti?” deyince, o da “Leylek öğretti.” cevabını verdi.
Tilki, “Leyleğin alacağı olsun!” diyerek gidip onu aradı ve nehrin kenarında bularak:
“Ey leylek! Rüzgâr sağdan eserse ne yaparsın, soldan eserse ne edersin? Yani başını hangi tarafa çevirirsin?” diye sorunca, leylek dedi ki:
“Rüzgâr sağdan eserse başımı sola, soldan eserse sağa çeviririm yahut da arkama dönerim.”
Tilki, “Ya her taraftan rüzgâr eserse?” diye sordu. Leylek de:
“O zaman başımı kanatlarımın altına alırım.” dedi.
Tilki, “Bu nasıl olur? Ben inanmam. Böylesini hiç de görmedim. Hakikaten siz kuşlar biz hayvanlardan daha akıllısınız. Biz böyle bir şeyi ne düşünebilir ne de yapabiliriz.” dedi.
Bu sözlerden memnun kalan leylek:
“Bak, yapayım da gör.” der demez ve yapar yapmaz, tilki onun üzerine atılarak öldürdü ve etini yemeden önce şöyle dedi:
“Güvercine verdiğin akıl kendin için yok. Demek akıl vermek, kullanmaktan kolay. Böyle olursan işte böyle avlanırsın!” (Doğu Masalları)