Çorum
Açık
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,4074 %0.08
53,4378 %-0.11
Ara

SENİN YÜZÜN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Eski zamanlarda bir eşkıya kasabaya iner. Sırtına silahını kuşanmış, kaşları çatık, göğsü kabarık; sert nidasıyla kasabanın bilgesinin önüne oturur. Amaç, büyüklüğünü ispatlamak, söz geçirilemez olduğunu kanıtlamakmış. Kendince, kasabalının sözünü kimin dinleyeceğini belirleyecek bir düello, bir karşılaşmaya hazırlanmış.

Bilge, dizleri üzerinde oturmuş; eşkıyanın gövde gösterisini hiç yadırgamamış. Olduğu gibi tüm çalımını kabul etmiş, tüm gösterişine onay vermiş. Eşkıya büyüklük tasladıkça o küçülmüş, daha da küçülmüş. Sonunda öyle küçülmüş ki artık eşkıya, karşısında büyüklük taslayacak birini bulamamış; kalkıp gitmiş.

Ertesi gün eşkıya yeniden oturmuş bilgenin karşısına. Fakat bu sefer, odaya girişte silahını ve fişeklerini kapının önüne çıkarıp girmiş. İçeri girince de sandalye çekmemiş; yerde, bilgenin karşısına oturmuş.

Ertesi gün bir kez daha gelmiş. Bu sefer hem fişeğini tüfeğini hem de belindeki bıçağını bırakmış kapı girişine. Normalde silahsız gezmezmiş eşkıya. Bilgenin yanına girerken tüm silahlarını çıkarmış. Bu sefer dizleri üzerinde oturmuş bilgenin karşısına ve başlamış bilgeye eğilmeye. Eşkıya eğildikçe de bilge doğruluyormuş…

Bu hikâye, Sarucuklu Mehmet Efendi’nin hikâyesidir. Onu “Efendi” yapan ise Harputlu bir ariftir.

Arifi arif yapan, kendini gerektiğinde yok etmesidir. Görünmez olmak, fantastik filmlerin fantastik kahramanlarına ait değildir.

Bu işler sihir işidir. Fakat kazanda kaynamaz bu büyüler; elde sihirli değneklerle gerçekleşmez sihirler. Hâlden ibarettir arif güçleri. Ses tonu, kelimeleri, surat ifadesi, el hareketleri… Herkes gibi görünürler; fakat öyle de değildirler. Sihirlerini yaratan, karşısındakinin ihtiyacı neyse ona o hâlden seslenmeleridir. Bunu yapabilmelerini sağlayan şey ise karşılarındaki kişinin tüm gerçeğini görebilmeleridir. Bu yüzden arifler, kâmiller hem görünmez olabilir hem de seni tüm çıplaklığınla görebilir. Onlardan saklanamazsın.

Aynadır.

Sana kendini gösterir.

Sana en çok korktuğunu ve en çok gizlediğin halini gösterir.

Bir kez yakalandın mı o aynaya, artık kaçış imkansızdır. Oturursun çırılçıplak karşısında. İfşa oldukça aynada, gitgide güzelleşir suretin.

Çünkü ayna düzeltmek içindir. Çekidüzen verir.

Aynaya bakmaya korkmayanlar, bir gün gelir, bakmalara doyamaz olur kendine. Gerçi kendi midir gördüğü, bilemem.

Ee ne demişler:

“Belki de gördüğü kendi sureti değildir; sadece âşık olmayanlar kendi suretini görür yansımada…”

Nihayet sonda tüm yüzlerin olacağı tek bir yüz var yansımada.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *