HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (136)
RAKIM ELKUTLU (RAKIM HOCA) (1869-1948)
Rakım Elkutlu, 1869 yılında İzmir’de doğar. Babası, İzmir’in tanınmış ailelerinden Hisar Camii İmamı ve Hatibi Şuayb Efendi, annesi ise Sıdıka Hanımdır.
İzmir İdadisini bitir. Amcası Mevlevi Şeyhi Emin Dede’den ve Zağralı Müderris İsmail Efendi’den İslâmî ilimler öğrenir. Babasının vefatı üzerine 1892’de Hisar Camiine imam olarak tayin edilir, vefatına kadar bu görevde kalır.
İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşundan sonra kısa bir süre Adliyede memur olarak görev yapar, memuriyetten ayrılarak “İzmir Mûsikî Cemiyeti”ni kurar ve başkanlığını yapar. İzmir’in mûsikîşinasları ve ses sanatçıları; Safiye Ayla, Perihan Sözeri, Sabite Tur’dan ilgi ve yakınlık görür.
20 yaşında Nadire Hanım ile evlenir ve dünyaya gelen oğluna Şuayb ismini verir. Bir müddet sonra eşi vefat eder. Sıdıka Hanım ile evlenir. Çocuğu olmaz ve kısa bir süre sonra ayrılırlar, bir daha da evlenmez. Oğlunun ve yeğenlerinin yanında yaşar.
Rakım Elkutlu (Rakım Hoca), amcası Emin Efendiden 7 yaşında meşke başlar. Aile büyüklerinin teşvikiyle Mevlevihânelerde yapılan âyinlere katılır ve mûsîkimizi öğrenmeye başlar. Kudüm çalmayı tam öğrendikten sonra, devam ettiği Mevlevihâneye Kudümzenbaşı olur.
Tanburi Ali Efendi de İzmir’dedir. Zekâi Dede’nin çıraklarından Aziz Efendi de İzmir’dedir. Uzun yıllar, mûsikîmizin inceliklerini, makam ve nazariyatını öğrenir. Ayrıca, Santa Şikâri’den on yıl mûsikîmizin “amelî ve nazarî” inceliklerini iyice pekiştirir. Bu muazzam bilgiler ona bestekârlık yeteneği ile müthiş bir ufuk açar.
Dayısı Nureddin Efendi’nin teşviki ile yirmi yaşında bestekârlığa başlar. İlk eserinin sözleri Abdülhak Hamid’e aittir. Dügâh makamında besteler. Şarkının sözleri; “Hayran-ı cemâl olmaya cidden emelim var.”
Rakım Elkutlu, bu eserini ortaya çıkarmaktan çekinir. Gizlice arkadaşlarına okur. Bir rastlantı sonucu eseri işiten amcası, bir mûsikî toplantısında; “Aman efendiler! Dün akşam, bir evde çok güzel bir şarkı duydum. Hiç bilmediğim bir şarkı. Acaba sizde var mı?” deyince, orada bulunanlardan biri “yeğeninin eseri olduğunu söyledi” diye cevap verir. Bu şarkıyı bilenler okur ve çok beğenilir.
Bu olaydan sonra mûsikîşinas Santa Şikâri, Rakım Elkutlu ile ciddi olarak ilgilenir ve yetişmesine katkıda bulunur. Rakım Elkutlu, çok hızlı beste yapar ve güftelerin seçiminde titizdir. Öğrencisi Hüseyin Mayadağ, hatıralarında; Karciğâr, Hicazkâr, Kürdilihicazkâr, Hicaz, Hüzzam, Nihavend ve Rast Makamlarını çok sevdiğini belirtir.
Rakım Hoca, yakınlarına; “bestekâr olarak İsmail Dede Efendiyi rehber aldığını” belirtir. Bu yüzden, her formda eser besteler.
Otuz beş yaşında iken, dayısı Şeyh Nureddin Efendi bir güfte verir ve âyin olarak bestelemesini ister. Rakım Elkutlu Hoca, âyini bir gecede besteler ve ertesi gün tekkeye gider, âyinin hazır olduğunu söyler. İşi ciddiye almayıp, baştan savma bir beste yaptığını sanan dayısı Rakım Elkutlu’yu kovar. Yakınlarının ısrarı ile eserin okunmasına razı olur. Âyini dinler, sonra, “eser güzelmiş” diyerek beğendiğini söyler. Karciğâr makamındaki bu bu âyin, Mevlevihâneler kapanıncaya kadar her dergâhta okunur. Konya Mevlevihânesi tarafından da beğenilir.
Bekir Sıtkı Sezgin, Rakım Elkutlu Hoca’nın talebesidir.
Rakım Hoca, dinî ve din dışı olarak; Âyin, Durak, İlâhi, Kâr, Beste, Semai ve Şarkı formunda 450’ye yakın eser besteler. Tanburi Ali Efendi’den sonra İzmir’de mûsikîmizi tanıtır, mûsikîden anlayan bir çevre oluşmasını sağlar. Son derece esprili bir kişiliğe sahiptir. Hüseyin Mayadağ, bir Fransız yazarının; “Ne zaman Ankara Radyosunu açsam, bir kadın ağlar” dediğini Rakım Hoca’ya anlatır. Hoca, bu söze hak verir ve ekler; “Dünyada kadın ağlamasından daha güzel bir mûsikî olur mu?”
Ömrünün son yıllarında Rakım Elkutlu’nun sağlığı bozulur. Tedavi için İstanbul’a gelir ve dostlarının aracılığı ile hastaneye yatar. Tedavi gördükten sonra yeniden döndüğü İzmir’de, 4 Aralık 1948 yılında böbrek yetmezliğinden vefat eder.
DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 59-60
Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ -1. Cilt - Sayfa: 253-254
Nuri Özcan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 11. Cilt - Sayfa: 55-56