HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (139)
HÜSEYİN SAADETTİN AREL (3) (1880-1955)
Rauf Yekta Bey, mûsikîmizin tonal sisteminin 19. yüzyıl sonuna kadar doğru dürüst araştırılmadığını, eski “Edvar” kitaplarının incelenmediğini tespit ederek, bu yönünü ilk olarak ele alan, ayrıntılı yayın yapan büyük müzikolog olarak tarihe geçer.
Rauf Yekta Bey’in başlattığı bu bilimsel çalışmalara Hüseyin Saadettin Arel katılır. Arel, bugün resmî olarak nazariyat teorisinin temellerini atar. Dr. Suphi Ezgi, Murad Uzdilek ile yorucu araştırmalardan sonra, mûsikîmizin akustik bölümünün tamamına yakınını açıklarlar. Böylece, eşit olmayan aralığın varlığı ispatlanmış olur.
Sultan 2. Mahmud döneminde Batı notası yaygınlaşır. Ancak, Hamparsum Notasının yerini tutamaz. O zamanki görüşler; Batı notası ile Türk Mûsikîsi eserlerinin yazılamayacağı idi. Saadettin Arel, arkadaşlarıyla birlikte donanım işaretlerini bularak, bu hususu kendilerince çözüme bağladılar. Arel ve arkadaşlarının ürettikleri terminolojiler bugün de kullanılmaktadır. Ancak, Türk Mûsikîsi ses sisteminin eşit olmayan 24 ses aralığını Rauf Yekta Bey yetersiz bulur. Abdulkadir Töre’nin uzun yıllar uğraşarak geliştirdiği 41 aralık ses sistemini benimser.
Sabahat Gülay’ın başkanlığını yaptığı TÜRK KADINLARI KÜLTÜR DERNEĞİ’nin Ankara Kavaklıdere’deki Genel Merkezinde 27-28 Nisan 1985 yılında organize etiği “Türk Gençliğinin Müzik Eğitimi” Sempozyumunun 2. oturumunda bildiri sunan Cinuçen Tanrıkorur, giriş bölümünde; “Türk Sazlarının ve Saz Mûsikîmizin Tarih İçindeki Gelişmesi üzerinde sohbetimizi arz edeceğiz” der.
Türk Kadınları Kültür Derneği’ne teşekkür ettikten sonra; “Tarihimizin yetiştirdiği en büyük kültür milliyetçisi fikir adamlarından müzikolog Hüseyin Saadettin Arel’in (1880-1955) kısmen de olsa malûmunuz olduğunu tahmin ettiğim “TÜRK MÛSİKÎSİ KİMİNDİR?” adlı bir eseri vardır. Yalnız yazasının harikulâde ifade uslûbunun ve şaşırtışı ikna gücünün değil, aynı zamanda Türk Dilinin muhteşem bir âbidesi olmasına rağmen, yazıldığından ancak 30 yıl sonra Millî Eğitim Bakanlığımızca fark edilip, ancak bir defa basılan eseri için Arel şöyle diyor: “Milletimizin muazzam medeniyet ve kültürüne dair ne biliyoruz? Ben kendi hesabıma itiraf edeyim ki hemen hiçbir şey! Halbuki beşeriyetin en büyük nimetlerini ona temin etmiş olan fakat cengâverlikten başka her kıymeti nankörce inkâr edilen bu millete borcumuzu, ancak onun hakiki değerini öğrenmekle ödeyebileceğiz. Türk’ün geniş medeniyet ve kültürü, henüz yeni yeni araştırmalarla, yeni yeni keşiflerle yavaş yavaş kendini göstermeye başladı ve daha başlangıçta bulunuyor. Medeniyetin birçok temel taşını Türkler koymuştur” denildiği zaman öfkeden geberip sararan simalar azalmış değildir. Fakat yakında hiç kalmayacaktır” diye devam ediyor.
Arel’in eserlerine geline; Ömür boyu Türk ve Batı Mûsikîsi dalında, Ercüment Berker’in (Arel’in öğrencisi) ifadesine göre iki bin eseri mevcuttur. Mevlevi Âyini, Durak, İlâhi, Ney taksimleri, Peşrevleri (en tanınmışı, Kürdilihicazkâr Saz Semaisidir.) Oyun Havaları, Tanbur ve Viyolonsel için Taksimler, Köçekçe, Beste, Semai, Gazel, Marş, Şark Oda Müziği.
En önemlisi de Türk Mûsikîsi Nazariyatı dersleri. Eski Mûsikî Tarihi (Başlangıç) ve TÜRK MÛSİKÎSİ KİMİNDİR kitabı. Bu kitabında Türk Mûsikîsinin Yunan’dan da Bizans’tan da Arap’tan da Mısır’dan da alınmadığını, Orta Asya’dan beri tekâmül ederek Türk’e has olduğunu bilimsel olarak ortaya koyar. DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 96-99
Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ -1. Cilt - Sayfa: 67-94
Haydar Sanal: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 3. Cilt - Sayfa: 352-354
Cinuçen Tanrıkorur: TÜRK KADINLARI KÜLTÜR DERNEĞİ “Türk Gençliğinin Müzik Eğitimi” Sempozyumu 27-28 Nisan 1985 “TÜRK SAZLARNIN ve SAZ MUSİKİSİNİN TARİH İÇİNDEKİ GELİŞMESİ” isimli bildirisi - Sayfa 126-133
Cinuçen Tanrıkorur: MÜZİK KİMLİĞİMİZ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER. Türk Musikisi Ses Sistemi – Sayfa: 19-27