HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (160)
REFİK FERSAN (9) (1893-1963)
Refik Fersan, 20. yüzyılda yetişen az sayıda bestecilerden biridir. Çok çeşitli formlarda eser besteler. Sözlü eserleri; fantezi türündeki şarkılardan, büyük formların en çok ve ustalık isteyeni “Kâr-ı nâtık”a kadar uzanan form çeşitliliği gösterir. Güfteleri seçmede titizdir. Gerek aruz vezniyle gerekse hece vezniyle yazılmış olsun, güfteye uymayan seslere, zorlamalara rastlanmaz.
Refik Fersan, aruz kalıplarının Türk Müziğindeki usullere uygulaması üzerinde teorik çalışmalar da yapmış, ancak bu konudaki kitabını bitirememiştir. Bu çalışmalarına bağlı olarak, unutulmuş “Selmek” makamını canlandırmak amacıyla, bu makamda bir Mevlevi Âyini ile bir fasıl besteler. Ayrıca, “Sultanıbuselik” adında yeni bir makam düzenler.
Refik Fersan, asıl bestecilik gücünü saz mûsikisinde ortaya koyar. Saz eserlerinde kendisinden önce yenilikçi anlayışın izinde yürür. Ancak, diğer bestecilerinkinden oldukça farklı, kişisel bir üslûp geliştirir. Sağlam, dengeli bir kuruluş, ezgi buluşundaki kendine has yaratıcılık, uzun mûsiki cümleleri, eserlerinin temel özelliğidir. Makamları, kendi döneminin zevki içinde işler, geleneği, millî zevki daha iyi yansıtacak biçimde değerlendirir.
Orhan Nasuhioğlu, Haziran 1987 tarih ve 417 sayılı Mûsiki Mecmuasında, Refik Fersan’ın, Hafız Hüsnü Efendi ve Tanburi Cemil Bey ile aralarında geçen fasıldaki bazen gergin ve bazen de neşeli anları detaylarıyla anlatmış, 418. Sayıda da devam etmiş.
Refik Fersan, Hafız Hüsnü Efendiyle ilgili bir anısını şöyle anlatır; Suphi Ziya’nın (Özbekkan) bizde bulunduğu bir akşam, köşkte Hafız Hüsnü, benim hiç sevmediğim Rast Makamında; “Bir acaip hâb-ı gaflete düştüm” (Civan Ağa’nın sofyan usulündeki şarkısı) okumak istedi. Her ne kadar başka bir şarkı okumasını rica ettimse de bir defa tutturdu ve okumaya başladı. Aman Allahım, hiç unutamam. Tanburu elimden attım ve kendimi yerde buldum. Hayatımda unutamam. Yalnız bir ben değil, bütün hazirun göz yaşları ile mest oldular.
O şarkıyı sevmiyoruz dedik ya…
Vay siz misiniz sevmeyen?
O şarkı, bir şaheser, Türk Mûsikisinin bir âbidesi oluverdi. Öyle bir iç içe nağmelerle süsledi ki Türk Minyatürleri yanında sıfıra düşüverdi. O geceden sonra bu şarkının âşığı olduk fakat Hafız Hüsnü bir daha o tavırla okuyamadı desem inanın.”
Refik Fersan’ın, çeşitli form ve nitelikteki eserleri şunlardır: Rast ve Selmek Makamlarında 2 Mevlevi Âyini, 2 İlâhi, 2 Sirta, 16 Peşrev, 24 Saz Semâisi, 1 Medhal, 1 Kâr-ı Natık, 1 Kârçe, 2 Beste, 1 Aksak Semâi, 1 Yürük Semâi, 6 Taksim plâğı, 80 Şarkı.
Refik Fersan, Tanburi Cemil’in sanat dehasının ışığı altında yetişmiş en eski çıraklardan biridir.
Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında eşi kemençe sanatçısı Fahire Hanım ile birlikte Münir Nurettin Selçuk’a eşlik ve refakat ettikleri konserler, mûsikişinasların hatıralarında derin izler bırakmıştır.
Refik Fersan, tanburda Cemil Bey ekolünün en önemli temsilcileri arasında sayılır. Saz eserlerinde Cemil Bey’in etkisi görülür fakat yıllar geçtikçe kendine has bir üslûp geliştirir. Mûsiki nazariyatı çalışmalarında da tanınır hatta unutulan “Selmek” makamını yeniden canlandırır.
Dârülelhan’daki görevi esnasında dört bölümlük bir tanbur metodu ve mûsiki nazariyatı hazırlar. Ancak, basılacağı zaman kaybolur. 13 Haziran 1965 yılında vefat eder ve Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilir.
DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MÛSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 116-119
Orhan Nasuhioğlu: MÛSİKİ MECMUASI - 417. VE 418. Sayılar
Nuri Özcan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 12. Cilt - Sayfa: 412-413
TÜRK ve DÜNYA ÜNLÜLERİ ANSİKLOPEDİSİ - 4. Cilt - Sayfa: 2135
Murat Bardakçı: Refik Bey - Refik Fersan ve Hatıraları - Sayfa: 92-163