Çorum
Hafif yağmur
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,0543 %0.06
56,4895 %0.46

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (161)

ZEKİ ARİF ATAERGİN   (1896-1964)


Zeki Arif, 1896 yılında İstanbul’da doğar. Babası, ünlü Kanuni Hacı Arif Bey’dir. Asıl adı Salih Zeki’dir. Babasının adıyla Zeki Arif olarak tanınır. Sülalesi çok eskiden beri tanınan Cafer Baba’ya dayanır.
Beşiktaş’daki Âfitab-1 Maarif İlkokulunda başladığı eğitim hayatına Vefa İdadisini (Lisesini) kaydolarak devam eder. Vefa İdadisini bitirdikten sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden başarıyla mezun olur. 
Babasının Yemen’e sürgün gönderilmesiyle, Yemen’in Sana Şehrinde bir süre Adliye Teşkilâtında çeşitli görevler alır. Babasının affedilmesi ile İstanbul’a döndükten sonra İstanbul’da hakimlik ve avukatlık yapar. Daha sonra Fatih Noterliği yapar ve emekli olur. 5 Ocak 1964 Cuma günü Üsküdar’daki Nasuhi Camiine giderken yolda vefat eder. Karacaahmet Mezarlığına defnedilir. 
Zeki Arif, daha çocukken babasının mûsiki dünyasından Tanburi Cemil Bey, Kemençeci Vasilâki, Udi Nevres Bey, Hanende Hüsameddin Bey, Leon Hancıyan, Ahmed Irsoy, Bestenigâr Ziya Bey, Hafız Osman gibi üstadlarla tanışma ve onlardan faydalanma imkânı bulur. Babası Kanun Sanatçısı Hacı Arif Bey, hemen her toplantıya oğlunu da götürür, mûsikimizi yakından tanımasını ister. Daha beş-altı yaşlarında babasından meşke başlar. Zeki Arif, keman çalmasını öğrendikten sonra babası onu Rauf Yekta Bey’e götürür. Rauf Yekta Bey de; “Bu çocuk, Tanburi Zeki Mehmed Ağa gibi olur” diye takdirini bildirir. Zeki Arif Bey’in Sipihr Makamında yaptığı takım, İstanbul Radyosunda icra edilir. 
Uzun süre, Hacı Kiram Efendi ile Lâmekân Mustafa Efendi’den mûsiki dersleri alır. Hacı Kirami Efendi’den birkaç makamda fasıl öğrenir. Zeki Arif Bey, babası Kanuni Hcı Arif Bey ile birlikte, Tanburi Cemil Bey, Santuri Edhem Efendi, Kemani Aleksan Ağa, Hacı Kirami Efendi, Hafız İsmail Efendi, Karcigâr Mazhar Bey’in yaptığı fasıllara katılır ve repertuarını oldukça genişletir.
Babasının ölümünden sonra Kemani Seyyid Abdulkadir Töre ile tanışır. Bu tanışma, Zeki Arif Bey’in sanat hayatında bir dönüm noktası olur. Abdulkadir Töre’den aldığı ilhamla, başta Dilkeşhaveran Makamı olmak üzere özellikle eski ve unutulmaya yüz tutmuş makamlara eğilir. Özellikle Evca Mâye ve Sipihr Makamlarının üstünde çalışır.
Zeki Arif Bey, bir süre “Darül Mûsiki”nin icra heyetinde çalar. Daha sonra “Darüttalimi Mûsiki’ye girer, burada öğretmenlik yapan İsmail Hakkı Bey’i tanır. Üsküdar’a taşındıktan sonra Sadi Işılay ile tanışır. O zamanlar Sadi Işılay, Şehzade Ziyaeddin Efendi’nin konağındaki fasıllara katılmaktadır, Zeki Arif Bey’i de götürür. Şehzade Ziyaeddin Efendi’nin konağındaki faslı, Hoca Ziya Bey yönetmektedir. Burada on yedi makamdan fasıl öğrenir. 
Bestekârlığa, Hoca Ziya Bey ve Abdulkadir Töre’nin ısrarlı teşvikleriyle başlar. Atatürk’ün, Bandırma Vapurunda Samsun’a giderken, güvertede kendi kendine okuduğu Ağıraksak usulündeki ve Segâh makamında ve sözleri Kıymet Hanım’a ait şarkının bestesi de Zeki Arif Ataergin’e aittir. “Kendi gönlümdür tehiyye (hazırlayan) eyleyen berbâdımı (harap olmuş)”
Bir bestekâr olarak eserlerindeki melodi zenginliği, temel özelliğidir. Alaaddin Yavaşca; “Bestekârlık yönü, onun mevkii, ölçülere sığmaz” diye tekdirini bildirmiş. 
Selahaddin Pınar; “Bende yarattığı tesirle ufkum açıldı” diye över.
Hanende olarak, eski tarz üslûbunun ve Gazel Formunun son ustasıdır. Peşrev, Saz Semâisi, Beste, Ağır ve Yürük Semâi, Tevşih, İlâhi Şarkı olmak üzere iki yüz eser besteler, notalarını kendisi yazar. DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 121-122
Nuri Özcan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 4. Cilt - Sayfa: 40
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız