Bir trafik kazası sadece kaportaya değil, araç sahibinin bütçesine de ciddi hasar verir. Aracın ikinci el piyasasındaki değerinin düşmesi (değer kaybı) ve tamir süresince araçsız kalınması (mahrumiyet bedeli), çoğu zaman kazanın kendisinden daha büyük bir ekonomik külfettir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Denizli'de yaşanan bir olay üzerinden milyonlarca sürücünün ekonomik haklarını güvence altına alan tarihi bir içtihada imza attı.
DENİZLİ'DEKİ HUKUK SAVAŞI: "EHLİYETİ YOK DİYE PARASI ÖDENMEDİ"
Olayın temeli 2025 yılında Denizli'de atıldı. Ehliyetine geçici süreyle el konulan bir vatandaşın aracını eşi kullanırken, bir başka araç gelip onlara çarptı. Bilirkişi raporu netti: Kazada aracı kullanan eşin hiçbir suçu yoktu, karşı taraf yüzde yüz kusurluydu.
Bunun üzerine araç sahibi, aracında oluşan değer kaybı ve tamir süresince araç kiralayamadığı için oluşan maddi zararın (mahrumiyet bedeli) karşılanması için dava açtı. Ancak yerel mahkeme, "Senin kaza tarihinde geçerli bir ehliyetin yoktu, bu yüzden tazminat talep edemezsin" diyerek davayı reddetti.
YARGITAY'DAN EKONOMİK DERS: "MÜLKİYET HAKKI EHLİYETE BAĞLANAMAZ"
Adalet Bakanlığı'nın devreye girmesiyle dosya Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ne taşındı. Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin kararını bozarak adeta bir ekonomi ve mülkiyet hukuku dersi verdi.
Kararda, araç sahibinin kaza anında direksiyonda olmadığına dikkat çekilerek şu ekonomik prensiplerin altı çizildi:
Tazminat Hakkı Bakidir: Aracın maliki (sahibi) olmanız, o malın değerini koruma hakkını size verir. Ehliyetinizin geçici olarak alınmış olması, idari bir cezadır ve sizin maddi zararınızın tazmin edilmesine engel olamaz.
Değer Kaybı Serbest Piyasaya Göre Hesaplanmalı: Yargıtay, araçtaki değer kaybının gelişigüzel değil; serbest piyasa koşulları, aracın ikinci el rayiç bedeli, yaşı ve hasarın niteliği göz önüne alınarak hassas bir matematikle hesaplanması gerektiğine hükmetti.
Kiralama Bedeli (Mahrumiyet) Ödenecek: Aracın serviste yattığı o "makul tamir süresi" boyunca, aynı vasıftaki bir aracın günlük kiralama bedeli ne kadarsa, kusurlu taraf bu parayı araç sahibine ödemek zorundadır.
MAĞDURİYETİN "BELİRSİZ ALACAK" AVANTAJI
Yargıtay kararındaki en kritik ekonomik detaylardan biri de davanın türüydü. Yüksek Mahkeme, hasar ve değer kaybı hesaplamalarının "özel ve teknik bilgi" gerektirdiğini, bu nedenle vatandaşın dava açarken zararını kuruşu kuruşuna bilmesinin imkansız olduğunu belirtti. Bu yüzden araç sahipleri, baştan net bir rakam belirtmeden "belirsiz alacak davası" açarak, bilirkişi raporuyla ortaya çıkacak tüm ekonomik zararı sonradan talep etme hakkına sahip kılındı.