Hatıralarla Türk Musikisi (118) Udi Şekerci Hâfız Cemil Bey (1867-1928)
Hâfız Cemil Bey, 1867 yılında İstanbul’un Şehzadebaşı semtinde dünyaya gelir. Babası, Şehzade Camiinin Baş imamı Hasan Tahir Efendidir. Annesi, Ayşe Sıdıka Hanımdır. Hâfız Cemil Bey, 3 erkek kardeşin ortancasıdır.
Babası, Cemil Bey’in hâfız olmasını çok ister ve bu sebeple erken yaşlarında hıfza başlar. İlkokuldan sonra okuma imkânı bulamaz. 13 yaşında hâfız olur. Babası Tahir Efendi, oğlunun hâfız olduğunu görür ve o sene vefat eder.
Cemil Bey, bedestende bir şekercinin yanına çırak olarak verilir. İşini iyice ciddiye alır ve mesafe kat eder. Daha sonra, Şehzade Camiinin karşısında bir şekerci dükkânı alır ve bu sebeple lâkabı “Şekerci” olur. Ölünceye kadar bu mesleği bırakmaz.
Şekerci Hâfız Cemil Bey, babasını kaybedince, sesinin güzelliği dikkat çeker. 14 yaşında ilk mûsikî hocası, Sultan Mabeyincisi Udi Basri Beydir. Dört buçuk yıl süren ud dersinin yanı sıra hem repertuvarını genişletir, ud çalmasında da müthiş başarı elde eder. “Daha 20 yaşında iken İstanbul’un iyi ud çalanlarından biri de Şekerci Hâfız Cemil Beydir” diye anılır. Bu arada, Enderuni Ali Bey’den, iki yıldan fazla bir süre repertuvar ve usûl dersleri alır. Böylece, Cemil Bey’in yetişmesinde Enderuni Ali Bey’in önemli rolü olur. Bu arada şekerciliğe Kadıköy’de devam eder. Şeker dükkânı çok tanınır.
2. Abdülhamid’in kız kardeşlerinden Mediha Sultan’ın imamı olur. Onun vasıtasıyla 1898’de Muzika-i Hümâyun’un Türk Mûsikîsi kısmına, ud sanatçısı ve hocası olarak girer.
Enderuni Ali Bey’den, mûsikî sanatımızın en güçlü konularından biri olan “şed yollarını” özellikle ud taksimlerinde makamdan makama tatlı geçişleri ve şen makamları çok detaylı olarak öğrenir. Aslında İstanbul piyasasında, Enderuni Ali Bey’i tanıyıp ondan çok istifade ettiği için tanınır ve fasıllarda aranan udi olur ve bu sayede ud çalmadaki ustalığı, hanendeliği, mûsikîye ait bilgisi ve bestelediği eserlerle Padişahın dikkatini çeker ve 1898 yılında yukarıda anlatıldığı gibi Mediha Sultan’ın tavsiyesi ve Padişahın emri ile Muzika-i Hümâyun’a girer.
Muzika-i Hümâyun’da 10 yıl çalışır. 1911 yılında kendi isteği ile emekli olur. Daha sonra, Hidiv Abbas Paşa’nın davetlisi olarak aslında 3 aylık bir süre için Kahire’ye gider ama Mısır’da 16 yıl kalır. Mısır’da sarayın mûsikî hocalığını yapar. Türk Mûsikîsinin tanınmasına ve yayılmasına yardımcı olur. Mısır’da da şekerciliği bırakmaz.
Udi Şekerci Hâfız Cemil Bey, İstanbul’da iken, Bektaşi Nuri Efendi’nin kızı ile evlenir. 7 çocuğu olur. 3 tanesi küçük yaşta vefat eder. Diğer 4 çocuğu, baba mesleğini devam ettirirler. 16 Kasım 1928 tarihinde Kahire’de vefat eder ve orada toprağa verilir.
Udi Şekerci Hâfız Cemil Bey, kısa boylu, güzel yüzlü, kısa sakallı, uysal ve iyi huylu biridir. Muzika-i Hümayun’da iken üniforması ile gezmeyi sever. Özel saz topluluklarına katılır, konaklarda ud icra icra eder.
Şekerci Hâfız Cemil Bey, şarkı bestekârıdır. “Sultan-ü Cedid” makamını terkip eder ve aynı makamdan peşrev ve saz semâisi besteler. İstanbul’da başladığı bestekârlığa Kahire’de de devam eder. Kahire’de yaptığı beste sayısı 16 dır. Hacı Arif Bey ekolüne bağlı olarak beste yapar. Bestelerinde genel olarak insanı okşayan, saran bir yumuşaklık, içtenlik vardır. Yaptığı bestelerde melodik yapı ile prozodiyi ustalıkla kullanır.
Kendi terkip ettiği makamında üç saz semâisi daha vardır. Namık Kemal’in yazdığı şiiri mahur makamında ve müsemmen (8/8) usulünde besteler. “Bakışı âşıka bin lûtfa bedeldir.” Hicaz makamındaki Ağır Aksak usulündeki bestesi hicaz fasıllarında sıkça icra edilir. “Bir nigâh et ne olur, âşıka (halime) ey gonca dehen.” Yine hicaz fasıl şarkısı curcuna şarkısı; “Şebabet gitti de elden, başımdan gitmiyor sevda.” Uşşak faslının çok okunan Orta Aksak şarkısı; “Nâ ümid-i aşka doktor, var mı tıbbın çaresi.” Hümayun şarkısı curcuna usulünde; “Ne küstün bi-sebep söyle.” Kürdilihicazkâr Ağır Aksak şarkısı; “Ey melâhat burcunun meh-pâresi”, tanınmış şarkılarıdır. DEVAM EDECEK
Kaynak: Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MÛSİKÎSİ TARİHİ - 2.Cilt - Sayfa: 31-33
Yılmaz Öztuna: BÜYÜK: TÜRK MÛSİKÎSİ ANSİKLOPEDİSİ - 1.Cilt - Sayfa: 182-183
S. Ahmet Kandemi: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 7. Cilt – Sayfa: 327-328