Bilet Alan Müşteri Misin Armaya Sevdalı Taraftar Mısın?
Futbolun en güzel yanı, bazen sahadaki oyundan çok tribündeki hikayenin maçın önüne geçmesidir ancak cuma günü Çorum Şehir Stadında yaşadığımız şey, ne yazık ki güzel bir hikaye değil, acı bir yüzleşmeydi! Haftalardır sosyal medyada, kahve köşelerinde bazı futbolculara "takımın el freni" yakıştırması yapılıyor. "Oynamıyor, takımı yavaşlatıyor. Takıma çok zarar veriyor” deniliyor ancak Adana Demirspor maçında gördük ki; sezonun en büyük el freni tribünlerdi!
Evet; tek kötü, tek eksik, tek yanlış tribünler değildi ama en büyük ve en önemli eksik tribündü! Kırmızı-Siyahlı taraftarların kendileri hariç herkesi hunharca eleştirdiği haftada benim kulübü, teknik heyeti ve oyuncuları eleştirecek yeni cümlelerim olmadığı için ben de bir kez daha ama bu kez daha ciddi şekilde “taraftarlar”ı eleştireceğim!
Kırmızı-Siyahlı Tribünler Adana Demirspor’un 12’nci Adamı Oldu!
Ligin dibine demir atmış, küme düşmesi kesinleşmiş, gencecik çocuklarla onur mücadelesi veren bir rakip var karşımızda. Stadyumdaki çimlerin bile şartlar ne olursa olsun üç puanın Arca Çorum FK’ye yazılacağını bildiği bir maç ama gelin görün ki; tribünlerimiz adeta rakip takım taraftarı gibi davrandı. Daha ilk yarı bitmemiş, maç 1-1… Tribünlerden yükselen o uğultu, o sabırsızlık, o tahammülsüzlük yetmezmiş gibi oyunculara yapılan ağır tezahüratlar … İnanılır gibi değil! Gönül verdiğiniz takıma "itici güç" olmanız gerekirken, kendi ayağınıza sıktığınız, kendi oyuncunuzu paniklettiğiniz bir atmosfer yarattınız!
Seyirci Misin, Taraftar Mı?
Bir tarafta takımları küme düşmüş, gelecekleri belirsiz, 29 tane Adana Demirspor sevdalısı. Diğer tarafta şampiyonluk kovalayan, Süper Lig hayali kuran 2 bini aşkın Çorumlu. O 29 kişi, takımları mağlupken takımlarına negatif duygular yüklemedi, armasını taşıya oyuncularına sahip çıktı. Bizim 2 bin kişi ise takımları şampiyonluğa oynarken, henüz 45’inci dakikada takıma negatiflik basmakla meşguldü! O akşam o 29 "yürekli" deplasman taraftarı, bizim kalabalığımıza "takım nasıl sevilir" dersi verdi.
“Tribün Tepkisi Sayesinde Kazandık” Diyebilecek Biri Var Mı?
Hangi Arca Çorum FK’li diyebilir ki: Biz tepki göstermesek takım kazanamazdı! Aklı başındaki Hiç kimse! Bu maç bize net bir turnusol kağıdı oldu. "Taraftar" ile "seyirci" arasındaki o kalın çizgiyi bariz bir şekilde gördük. Bu yeni bir gözlem değildi belki ama ilk defa bu kadar zahmetsizce şahit olduk.
Başarı Mı İstiyorsun, Şov İzlemek Mi?
Bakın; seyirci, parasını verir, biletini alır ve bir hizmet bekler. Tıpkı tiyatora, sinemaya gider gibi. Sadece pozitif şeyler görmek ister, işler kötü gittiğinde ya çıkar gider ya da yuhalar. Taraftar ise bambaşkadır. Taraftar, şartlar ne olursa olsun armanın yanındadır. Düşeni kaldırır, susanı bağırtır, duranı koşturur. Maalesef bu hafta da stadyumda "taraftar"dan çok "seyirci" vardı.
Takımının; sen ne yaparsan yap, kim ne derse desin, hangi düdük çalınırsa veya çalınmazsa günün sonunda kalite farkıyla kazanacağı bariz olan bir maçta; bu öfke, bu acele, bu tepki niye? Aklım, mantığım almıyor!
Tribün Kültürünün Önemi!
Şampiyonluğa giden yol, sadece iyi futbolcu transfer etmekten geçmez; o yolu yürüyecek sabırlı ve bilinçli bir tribün kültürü de gerekir. Eğer tribünler “el freni" olmaya devam ederse, sahadaki güçlü motorun gücü de bu yokuşu çıkmaya yetmeyebilir. Haydi bir şekilde bu ligde yetti diyelim. Hep hayalini kurduğun ve gediklisi olmak istediğin süper lige çıktın. O ligde de bu şekilde davranırsan ikinci sezonu göremezsin! Bu şekilde davranarak armanı taşıyan oyuncuyu küstürür, iyi transferlerin gelmesinin de önüne geçersin.
Sen Hangisiydin?
Şimdi şapkanı önüne koyma vakti … Sen futbolcu olsan, Arca Çorum FK’nin gücünü de Adana Demirspor’un durumunu da bilsen, taraftarının bu şartlarda bu şekilde tepki verdiği bir kulübün oyuncusu olmayı ne kadar ister, bu kulübe ne kadar aidiyet hissedebilirsin?
Sen o gün tribünde, takımını koşulsuz destekleyen bir taraftar mıydın; yoksa parasının karşılığını alamayınca huysuzlanan bir seyirci mi?