Hatıralarla Türk Musikisi (121) Halid Lemi Atlı (1869-1945)
Halid Lemi Atlı 1869 yılında İstanbul’un Üsküdar İlçesi’nin Sultan Tepsi semtinde dünyaya geldi. Çerkes İbrahim Bey ile Dilber Hanımın oğludur. Kaderin cilvesi, daha doğduğunun 8. günü annesini kaybeder, 2 yaşında da babası vefat eder. Halid Lemi Atlı’yı, kendisinden 17 yaş büyük olan ablası büyütür.
Ablası ve Fatih Belediyesi Muhasebecisi olan eniştesi, Lemi Atlı’nın iyi bir öğrenim görmesi için özen gösterirler. Mülkiye Mektebine kaydını yaptırsalar da bitiremez. İskender Hoca’dan Arapça, Farsça, İtalyan bayan öğretmenden Fransızca dersleri alır.
20 yaşında Dahiliye Nezareti (Bakanlığı) Mektubi Kaleminde memuriyete başlar. Bir süre İzmir Deniz Ticaret Müdürlüğünde çalışır. Bu yıllarda maddi-mânevi çok sıkıntılar yaşar. Bu acılı hayatın ruhuna yaptığı tesirler derin izler bırakır. Bu dönemde, Hicaz Makamında; “Sine-i süzanıma âhım yeter” şarkısını besteler.
1907 yılında, 38 yaşındayken memuriyetten ayrılır. Özlediği İstanbul’a yerleşir ve kendisini tamamen mûsiki çalışmalarına verir. Kendisi Çerkes olduğu için Soyadı Kanunu çıkınca Çerkesçe “Sizemü” anlamındaki “Atlı” soyadını alır.
Lemi Atlı’nın en büyük şansı, eniştesinin, evinde Küme Faslı yaptıracak kadar Türk Mûsikîsini çok sevmesidir. Fasıllara; Kanuni Fenerli Mike, Tanburi Gabris, Kanuni Solak Mihal, Giriftzen Rıza Bey, Santuri Edhem Efendi’nin yanı sıra, Beylerbeyli İsmail Hakkı, Domates Ahmed Bey, Beylikcizade Sadık Bey ve Hafız Yusuf Bey gibi hanendeler katılır. Lemi Atlı da öğrendiği eserleri bu fasıllarda okumaya çalışır. Sadık Bey, Lemi’deki kabiliyeti görür ve Enderuni Yusuf Bey’den ders almasını tavsiye eder.
1888 yılı, Lemi Atlı için yeni bir dönem olur. Dahiliye Nâzırı Reşid Mümtaz Paşa’nın yazdığı “Hüsnüne etvâr-ı nâzım şan senin” isimli şiirini Karcigâr Makamında ve Ağır Aksak usûlünde besteler. Eser çok tutulur. Henüz 18 yaşında yaptığı bu fasıl eseri, musiki camiasında çok beğenilir. Her karcigâr faslında genelde ilk eser olarak icra edilir.
1889 yılında, Mahmud Celaleddin Paşa’nın yalısının balkonunda, yardımcısı Nâzım Bey’e, bestekâr yeni bir şarkı öğretmeye çalışır. Lavta çalan Nâzım Bey, Paşanın şiirinin bazı yerlerini tekrar tekrar okumasına rağmen, eseri doğru dürüst okuyamaz. O sırada arkadaşlarıyla sandal gezisi yapan Lemi Atlı, yalının önünden ağır ağır geçerken durur. Paşanın eserini baştan sona dinler ve sonra eseri yüksek sesle okur. Bunu duyan Mahmud Celaleddin Paşa hayret eder. Paşa hemen, sandaldakileri adamları vasıtasıyla yalıya davet eder. Eseri, Lemi Atlı’dan bir daha dinler. Böylece Lemi Atlı, Paşa için vazgeçilmez bir sanatçı olur. Paşanın yazdığı “Penbelikte imtizaç tenin” isimli şiirini Hicazkâr Makamında besteler. Usûl, yine Ağır Aksak’tır.
Lemi Atlı, eniştesinin evindeki fasıllara gelen Enderuni Yusuf Bey’den ders aldıktan sonra, salona gelen sanatkârlarla fasıla katılır. Daha 8 yaşında iken ilk eser olarak “Talihim düşkün, gamım efsun, kalbi yâreyim” güfteli Kürdilihicazkâr makamındaki bu şarkıyı meşk eder. Bu meşk 4 yıl sürer. Reşid Mümtaz Paşa, Lemi Atlı’yı devrin zirve bestekârları Hacı Ârif Bey ile tanıştırır. Hacı Ârif Bey’in de bulunduğu musiki toplantısında, Santuri Edhem Efendi’nin eşliğinde Muhayyer Makamında “Humarı yok, bozulmaz meclis-i meyhane-i aşkın” güfteli şarkı okunurken, karar esnasında güzel bir nağme ile bitirir. Hacı Ârif Bey; “Aferin evlâdım. Bir ufak nağme ile tenvir (güzelleştirme) etmişsin. İnşallah zamanın en büyük bestekârı olursun” diye takdirini belirtir. DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MÛSİKÎ TARİHİ - 2. Cilt. Sayfa: 45-48
Onur Akdoğu: LEMİ ATLI - TÜRK BÜYÜKLERİ - (Kültür Bakanlığı Yayını)
Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MÛSİKÎ ANSİKLOPETİSİ - 1. Cilt. - Sayfa: 123-126
Nuri Özcan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 4. Cilt - Sayfa: 81-82