Masum Değil!
Market rafları adeta iyi niyet sınavı. Üzerinde “light”, “fit”, “şekersiz”, “doğal” yazan her ürüne bir anda içimiz ısınıyor. Sanki o ürünü sepete atınca vicdanımız da otomatik olarak diyete giriyor. Oysa küçük bir gerçek var: Etiketler bazen gerçeği değil, pazarlamayı anlatır. “Şekersiz” yazan bir ürünü elimize alıyoruz, içimiz rahat. Ama küçük puntolara göz gezdirince sürpriz: glikoz şurubu, maltodekstrin, fruktoz… Yani şeker yok ama şekerin kuzenleri ailecek içeride. Tatlı yine tatlı, kalori yine kalori.
“Light” ürünler de masumiyet madalyası taşır gibi. Evet, yağı azaltılmış olabilir ama bu sefer de tat kaybını telafi etmek için şeker veya katkı maddeleri devreye girer. Sonuç? Daha çok yenilen, daha az doyuran bir ürün. “Nasıl olsa light” deyip paketin yarısını bitiren çoktur.
Bir de “doğal” kelimesi var ki, başlı başına bir pazarlama harikası. Doğal olması, kalorisiz ya da sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bal da doğal, pekmez de… Ama kaşığın ucu kaçınca tartı hiç doğal davranmaz.
En sık düşülen tuzaklardan biri de fit atıştırmalıklar. Granola barlar, proteinli bisküviler, yulaflı kurabiyeler… Spor ayakkabı giydirilmiş tatlılar desek yeridir. Etiket okunmadığında, masum bir ara öğün sandığımız şey ana öğünden daha kalorili olabilir.
Peki ne yapmalı?
Önce büyük yazılara değil, içindekiler listesine bakmalı. İlk üç sırada şeker, şurup, un varsa alarm zilleri çalmalı. Porsiyon miktarına dikkat edilmeli. Ve en önemlisi şunu kabul etmeli: Gerçekten sağlıklı olan gıdaların çoğunun ambalajı yoktur.
Kısacası mesele “etikette ne yazıyor” değil, “içinde ne var”. Çünkü kilo aldıran şey irade eksikliği değil, bazen sadece okunmamış bir etiket oluyor.