Ay ve Tavşanla Fil
Bir diyarda, fillerin bulunduğu yer yıllarca kuraklık çekerek orada ne ot kalmış ne de su. Otlar sararmış, sulak yerler kurumuş.
Filler, hükümdarlarına dertlerini anlatmışlar. O da her tarafa filler göndererek su aratmış. Çok geçmeden bu gönderilen fillerden biri bir pınar bularak gelip haber vermiş.
Su kaynağının bulunduğu yer meğerse tavşanların yurt edindikleri bir bölge imiş. Su başına giden filler tavşanları ezip çiğneyip geçmiş, gitmişler. Tavşanlar bu faciayı hükümdarlarına anlatmışlar.
Tavşanların kralı, durumu çözmek üzere akıllı tavşanları toplamış. Onların içinde Firuz adlı bir tavşan varmış. Kral onu çok takdir eder, aklına güvenirmiş.
Firuz, hükümdara demiş ki;
Beni fillere gönderin. Yanıma bir adam daha verin. Görsün ve işitsin gelip size arz etsin.
Hükümdar demiş ki;
Benim sana güvenim var. Yanına birini vermeyeceğim. Benim tarafımdan fillerin yanına git. Yalınız şunu unutma ki sen beni temsil ediyorsun. Her elçi daima kendisini me'mur eden şahsın hüviyetini taşır, onu tanıtır, onu temsil eder.
Bu bakımdan uysal davran ki, karşındaki de yumuşasın. Kabalık edersen o da aksileşir.
Firuz adındaki bu temsilci tavşan, mehtaplı bir gecede fillerin yanına gider ama onlara yaklaşmaz. Öteki arkadaşları gibi çiğnenmesin diye. Doğruca fillerin kralına gider ve der ki;
Şu gök yüzündeki ay beni size mümessil olarak gönderdi.
Meşhur sözdür. Elçiye zeval yoktur. Elçinin vazifesi tebligatta bulunmaktır. Bu tebligat ağır da olabilir.
Ay, size diyor ki; kuvvetine aldanarak zayıfları hor görenin başı belâya girer. Sen de kuvvetini deneyerek aldandın.
Sen ne hakla benim ismimi taşıyan kaynaktan su içip onu bulandırdın. Bunun tekerrür etmemesi için sana bugünlük bir elçi gönderiyorum. İhtarıma kulak asmazsan gözlerin kör olur.
Sözlerime inanmazsan hemen kalkıp pınara git. Ben de oraya gidiyorum. Beni orada görürsün.
Fillerin padişahı, hayretler içinde kalarak elçiyle beraber pınara gider ve pınarda mehtabı görür. Ay ışığının suda aks etmesi onu büsbütün şaşırtır. Elçi der ki;
Sen hortumunu uzat, biraz su alıp yüzüne serp ve Ay'a secde et.
Fillerin kralı, elçinin dediğini yapar. Fakat Ay'ın ışığının titrediğini görünce Ay'ın kendisinin titrediğini sanarak korkar ve elçiye;
Bu ne? Acaba Ay öfkelendi mi, diye sorar. Elçi de;
Evet; maalesef öyle. Ay hiddetlendi. İyisi mi, sen ne yap biliyor musun? Tekrar secde et ve tavşanlara yaptığın muameleden pişman olduğunu; bir daha böyle bir şey yapmayacağını söyle.
Koca fil, kuzu gibi itaatle küçük bir tavşan olan mümessilin dediğini aynen yapar.
(Doğu Masalları)