SADELİK
Bir profesör konferans vermek üzere salona
girmiş.
Ama bakmış ki salon, ön sırada oturan seyis
dışında boşmuş. Konuşup konuşmama
konusunda tereddüde düşen profesör sonunda
seyise sormuş;
-Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı
mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?
Seyis cevap vermiş;
-Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan
anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.
Bu sözlere hak veren Profesör konferansa
başlamış.
İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra da kendini mutlu hissetmiş,
dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu
onaylanmasını isteyerek sormuş;
Konuşmamı nasıl buldun?
Seyis cevap vermiş;
-Hocam sana daha önce basit bir adam
olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı
söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir, biri dışında
tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim ama elimdeki tüm yemi ona verip de hayvanı
çatlatmazdım.
Bilgelik, bilmekle mi ilgilidir? Ne kadar çok şey bilirsen o kadar bilge mi olursun?
Sanırım bilgelik en az bilgiyle hayatı en doğru şekilde analiz etmekle ilgili.
Klasik köylü düşünelim. Ama şu eski toprak köylülerini. En fazla köydeki ilkokuldan mezun olsunlar. Atalarından öğrendiği, hayatını sürdürmesini sağlayacak temel hayat bilgilerinin doğruluğu, şimdi şehirlerde her türlü imkanla donatılmış olsakta, onlarla yarışamayız. En basit cümlelerle çözüm üretir, en kolay yöntemlerle iş hallederler. Halbuki bilgileri sersek bir yere bizim bildiğimizin dörtte birini bile belki bilmezler. Ben depresyonda köylü görmedim mesela. Niye çünkü hep bir çözümü vardır ya da olmadığında kabullenişi. Yağmurla, rüzgarla savaşamayacağını bilir. Yazı bilir, kışı bilir, baharı bilir. Eşşekten, tavuktan beklediğini beklemez. Ne büyük beklentiler içindedir ne tembeldir.
Atamız “ Köylü milletin efendisidir” diye boşuna söylememiş. Her millette, doğayla iç içe, doğa kanunlarını çözmüş, yıllardır test edilmiş bilgilerin özünü almış ve ayrıntılara kafa yormamış kişiler bilgedir bana göre.
Bir seyisi bir profesörden bilge yapan şey, profesörde ki ezber bilgisinin yerinde olan pratik bilgidir. Yaşanmış test edilmiş, uygulamaya hazır.
Her şeyi bilsen ne olur, hayatın temel kurallarından, pratiklikten uzaksan. Doğadan uzaksan. Gerçeklikten uzaksan. Bence biz şehirliler hepsinden uzağız bunların. Gerçek ilişkilerden ve gerçek yaşamdan. Bu yüzden bizimki olsa olsa ya klavye bilgeliği olur, diploma avcılığı olur. O da bir seyis bilgeliği etmez uygulayamadıktan sonra…