Çorum
Kapalı
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3533 %0.1
51,5066 %0
Ara

SADELİK

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir profesör konferans vermek üzere salona

girmiş.

Ama bakmış ki salon, ön sırada oturan seyis

dışında boşmuş. Konuşup konuşmama

konusunda tereddüde düşen profesör sonunda

seyise sormuş;

-Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı

mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?

Seyis cevap vermiş;

-Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan

anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.

Bu sözlere hak veren Profesör konferansa

başlamış.

İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra da kendini mutlu hissetmiş,

dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu

onaylanmasını isteyerek sormuş;

Konuşmamı nasıl buldun?

Seyis cevap vermiş;

-Hocam sana daha önce basit bir adam

olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı

söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir, biri dışında

tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim ama elimdeki tüm yemi ona verip de hayvanı

çatlatmazdım.

Bilgelik, bilmekle mi ilgilidir? Ne kadar çok şey bilirsen o kadar bilge mi olursun?

Sanırım bilgelik en az bilgiyle hayatı en doğru şekilde analiz etmekle ilgili.

Klasik köylü düşünelim. Ama şu eski toprak köylülerini. En fazla köydeki ilkokuldan mezun olsunlar. Atalarından öğrendiği, hayatını sürdürmesini sağlayacak temel hayat bilgilerinin doğruluğu, şimdi şehirlerde her türlü imkanla donatılmış olsakta, onlarla yarışamayız. En basit cümlelerle çözüm üretir, en kolay yöntemlerle iş hallederler. Halbuki bilgileri sersek bir yere bizim bildiğimizin dörtte birini bile belki bilmezler. Ben depresyonda köylü görmedim mesela. Niye çünkü hep bir çözümü vardır ya da olmadığında kabullenişi. Yağmurla, rüzgarla savaşamayacağını bilir. Yazı bilir, kışı bilir, baharı bilir. Eşşekten, tavuktan beklediğini beklemez. Ne büyük beklentiler içindedir ne tembeldir.

Atamız “ Köylü milletin efendisidir” diye boşuna söylememiş. Her millette, doğayla iç içe, doğa kanunlarını çözmüş, yıllardır test edilmiş bilgilerin özünü almış ve ayrıntılara kafa yormamış kişiler bilgedir bana göre.

Bir seyisi bir profesörden bilge yapan şey, profesörde ki ezber bilgisinin yerinde olan pratik bilgidir. Yaşanmış test edilmiş, uygulamaya hazır.

Her şeyi bilsen ne olur, hayatın temel kurallarından, pratiklikten uzaksan. Doğadan uzaksan. Gerçeklikten uzaksan. Bence biz şehirliler hepsinden uzağız bunların. Gerçek ilişkilerden ve gerçek yaşamdan. Bu yüzden bizimki olsa olsa ya klavye bilgeliği olur, diploma avcılığı olur. O da bir seyis bilgeliği etmez uygulayamadıktan sonra…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *