ŞEYTANLA HIRSIZ VE ZÂHİD
Bir zâhid, bol süt veren bir inek satın almış götürüyormuş.
Bir hırsızla şeytan onun peşine düşmüşler. Şeytanın emeli, zâhidi, inekten elde edeceği sütü satışına türlü hileler sokmak, hırsızın maksadı da ineği çalmak.
Şeytanla hırsızın arasında şöyle bir konuşma olmuş:
-Şeytan
Sen kimsin ve ne diye zâhidin arkası sıra geliyorsun?
Hırsız
-Ben ineği çalmak için zâhidin uyumasını bekleyen bir hırsızım. Ya sen kimsin ve onun peşine niçin düştün?
Şeytan
-Bende, onu ayartmaya gelmiş şeytanım. Uyumasını bekliyorum ki aklını çalayım.
Bunun üzerine ikisi de eve gelip zâhidin yatıp uyumasını beklerler. Zâhid, ineği bağlamış, yemeğini yiyip yatmış.
Hırsızla Şeytan ise hangisinin daha önce işe başlaması gerektiğine dair bir anlaşmazlık içine düşmüşler.
Şeytan
-Eğer sen ineği alıp götürmeğe kalkarsan hırsızı
uyandırman ihtimali vardır. O zaman zâhid bağırıp çağırıp halkı bizim başımıza toplamağa kalkar, hem seni tutup götürürler hem de ben onun aklını uyandığı için götüremem. Bu işin çıkar yolu şudur;
“Ben önce yanaşır aklını çalayım, sen de sonra ineği aşır”
Hırsız
- Sen, bu hareketinle zâhidi uyandırabilirsin. Bu
takdirde ben ineği kaçıramam. Onun için sen bekle. Ben ineği alıp götüreyim. Sonra da sen ona dileğini yap.
Bunlar bir türlü anlaşıp uyuşamamışlar. Bunun üzerine Şeytan, zâhide bağırmış;
-Uyan ey zâhid! Bu hırsız senin ineğini çalmak istiyor.
Hırsız da boş durur mu? O da şöyle haykırmış;
-Ey zâhid uyan! Bu şeytan da aklını almak istiyor.
Bu bağırışma üzerine zâhid uyandığı gibi komşular da başına üşüşür. Şeytanla hırsız ise mecburen kaçıp giderler.
Zahid, Arapça kökenli bir kelime olup, karakteristik özellik olarak, güvenilir, sakin, sabırlı ve ahlaki değerlere sıkı bağlı kişilik yapısını temsil eder.
Evrenin yasaları, her zaman içinizdeki kötülüğü ifşa etmek, bizde değişmesi gerekeni bize aynalamak amacı üzerine kurulu olduğundan yaşayacağınız olaylarda tesadüfi değildir. Burda şeytan, kötü fikir, hırsız ise karma veya daha evvel yenilmiş bir hak veya haketilmemiş bir elde ediştir.
Zahidin geçmişi temizmiş, hırsız yanaşamadı. Şeytan yani kötü fikir aklına giremedi. Çünkü aklında onun fikrine yer yoktu. Komşular yani zahidin oluşturduğu güzel enerji alanı onları savuşturdu.
Hayatta, hikayeler de metaforlar üzerine kuruludur. Metafor bilginin özünün değişmeden anlatılabilmesinin tek yoludur.
Senin dışında, senden ayrı hiçbir şey yok. Hırsızı da, şeytanı da, komşuları da içinde ara. Ve en önemlisi, hikayedeki en önemli nokta, uyuma.
Erkan Güleryüzün seslenişiyle;
“Uyan, uyan derin uykudan,
Uyan, uyan ey insan uyan
Levh-i kalem de yazılmış baştan sona yazılan
Düşünenlere açılmış Kur'an içinde sırlanan..”