Çorum
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (129)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

DR. SUPHİ EZGİ (1869-1962)

 

 

Mehmet Suphi Ezgi, 1869 yılında İstanbul’un Üsküdar semtinde doğar. Babası Posta ve Telgraf Nezareti Muhasebe Mümeyyizi İsmail Zühdi Bey, annesi Emine Hanım’dır. Henüz 5 yaşında iken mahalle mektebinde okuduğu ilâhilerle dikkati çeker. Babası aynı zamanda hanende ve sazendedir. Evinde devrinin belli başlı musikişinasların katıldığı toplantılara zamanla sesiyle katılmaya başlar. 12 yaşında, Muzika-yı Hümayun Kolağası Tahsin Bey’den keman ve mûsikî dersleri almaya başlar. Kanuni Hacı Arif Bey’den Batı Notası dersleri alır. Ufkunu ilk açan, Rauf Yekta Bey’dir. İşaretli Hamparsum notasını öğrenir. Zekâi Dede ile tanıştırılır ve 17 yaşında Zekâi Dede’nin öğrencisi olur.

Suphi Ezgi Bey, orta öğrenimini tamamladıktan sonra o zamanki adıyla “Tıbbiye-i Şahane”ye girer. 1892 yılında 23 yaşında Doktor Yüzbaşı olarak mezun olur. Tıbbiyede okurken, Zekâi Dede aracılığı ile Kozyatağı Rifâi Tekke Şeyhi Halim Efendi ile tanışır ve ondan sinekeman ve tanbur dersleri alır. Tıbbiyeyi bitirdikten sonra Osmanlı Vilayeti olan Libya’nın Bingazi şehrine Tabu Tabibi olarak tayini çıkar. İtalyanların Ekim 1911 yılında Bingazi’ye asker çıkarması ile başlayan savaşa katılır. İtalyanların Bingazi’yi işgali ile İstanbul’a döner. Tabib Albay olarak Beykoz Serviburnu Hastanesi’nde Baştabib olarak göreve başlar. 21 yıllık Libya görevinden sonra uzun yıllar Beykoz’daki hastanede görev yapar.

Kurtuluş Savaşı başladıktan sonra Anadolu’ya geçer. Ankara “Merkez Hastanesi”ne Başhekim olur. Savaşın bitiminden sonra bazı sebeplerden dolayı istifa eder. İzmir’de bulunan Sadeddin Arel’in daveti üzerine 1923 yılında İzmir’e gider. İzmir “Hilâl-i Ahmer” (Kızılay) doktorluğuna başlar. Aynı yıl, 54 yaşındayken emekliye ayrılır, İstanbul’a taşınır. Kendini tamamıyla mûsikî çalışmalarına verir.

İstanbul Valisi ve Şehremini (Belediye Başkanı) olan Muhittin Üstündağ’ın daveti ile 1932 yılında Belediye Konservatuvarı “Tasnif Heyeti”ne girer. Daha önce Rauf Yekta Bey’in yürüttüğü “Türk Müzikolojisi” incelemelerine H. Saddedin Arel ile birlikte iştirak eder. Daha sonra bu çalışmalara Prof. Salih Murad Uzdilek katılır. Türk Mûsikîsinin ses sistemindeki perdelerin durumunu tespit eden uzun yıllar öncesine giden yoğun aratırmalar sonrası “Arel-Ezgi-Uzdilek Sistemi” ortaya çıkar. 

Bu üçlünün çalışmalarıyla, Batı sistemine özenilerek ve yirmi dört müsavi (eşit) olmayan aralıklar kabul edilir. Do’dan tiz Do’ya Batıda 4,5 komalık 17 ses aralığına karşılık eşit olmayan 24 ses aralığı kabul edilir. Rauf Yekta Bey, bir oktavda 42 ses aralığını benimsediği için bu gruba katılmaz. 

Tasnif Heyeti’nde, Rauf Yekta’nın başkanlığında Ali Rifat Çağatay, Ahmed Irsoy, Mesud Cemil, Dr. Suphi Ezgi tarafından yapılan çalışmaların sonucunda yüzlerce Klâsik Türk Mûsikîsi eseri unutulmaktan kurtarılıp notaya alınarak yeniden Türk Mûsikîsi Repertuvarına kazandırılır. 

Dr. Suphi Ezgi’nin müzikoloji çalışmalarında, üstad Zekâi Dede Efendi’nin kendisine verdiği bir takım mûsikî derlemeleri, mûsikî çalışmalarının temelini teşkil eder. Klâsik eserlerimizi Medeni Aziz Efendi ve Zekâi Dede’den öğrenmesi, çalışmalarına ışık tutar. 

Ney, Tanbur Keman ve Sinekeman çalması iyi derecede idi.

Çalışmalarında, Saddedin Arel ile çeşitli kaynaklardan toplanmış olan saz ve söz eserlerinin binlercesini gözden geçirirler. Aslına uygun icra edilir. Ayrıca, o sıralarda hayatta olan eski ustalar, tanınmış hanendeler, zâkirbaşıları, âyinhanlar aranır ve hafızalarındaki eserler notaya alınır. Büyük nota koleksiyonu Sadeddin Arel’in kütüphanesinde saklanır. Sadeddin Arel ölünce Suphi Ezgi’ye verilir.

Dr. Suphi Ezgi, 12 Nisan 1962 yılında 93 yaşında vefat eder ve Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilir. 

Talebeleri: Kemal Batanay, Yılmaz Öztuna, Mesut Cemil Tel, Ercüment Berker, Ahmet Çağan, Arif Sami Toker tanınanlardır. 

Eserleri: 1-Tanbur Metodu. 2-Türk Tasavvuf Mûsikîsi Kitabı. 3- Tanburi Mustafa Çavuş’un 36 eseri. 4-Tanburi Ali Efendi, Hacı Arif Bey ve Şevki Bey’in Eserleri. 5-Solfej Kitabı.

DEVAM EDECEK

Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MÛSİKÎSİ TARİHİ-2. Cilt - Sayfa: 48-505

İsmail Baha Sürelsan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 12. Cilt - Sayfa: 51-52

Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MÛSİKÎSİ ANSİKLOPEDİSİ - 1. Cilt - Sayfa: 274-277

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *