BENİ BİRAZ BEKLE
Bir kızılderili atasözü var;
“Onun ayakkabılarıyla bir mil yürümediğiniz takdirde, kimseyi yargılamayın” der.
İlk kez okuduğumda şöyle dedim, evet doğru ben kimseyi yargılamıyorum zaten. Ardından bir ses cevap verdi;
-Buna emin misin?
Sizi bilmiyorum ama kendime bir baktım ki, her attığım adımın ikisinden biri yargı.
Hoş görebildiğimiz, alttan aldığımız hatta bize hiç dokunmayan davranış biçimleri var. Birde bunların aksi tahammül edemediğimiz, doğru bulmadığımız davranışlar. İşte bu hoşa gitmeyen davranışlarla karşılaştım mı seyret sen manzarayı!
Davranışın yanlışlığını her türlü yargı makinasından geçirir hepsinde de suçlu ilan ederim karşımdakini. Peki gerçekten suçluysa. Evet bende ondan söz ediyorum zaten. Biri gerçekten hiç olmayacak bir şey yaptığında da mı hoş göreceğiz?
Hayır. Sadece yargılamayacağız. Çok acayip bir şey yapmış gibi karşılamayacağız. İlahi sistemde bu görev bize düşmez.
Yaşam doğumdan hatta anne karnından ölünceye dek kişiye belli koşullar sunar. Ve kişi değiştirebildiği vakte kadar bunlara maruz kalır. Çevre kişiyi, olduğu kişi yapmakta en büyük etkendir. Ta ki irade ortaya çıkıncaya kadar. O ortaya çıkarsa daha iyi bir çevreyle kendine daha iyi dış etkiler verebilir. Fakat bazen kişi o iradeden çok uzaktadır. İradenin güçlenmesi için belli durum ve olaylarla karşılaşmaya ihtiyacı vardır. Bu da zaman ister.
Bize uygun olan kişileri seçebilir ve onlarla yakınlık kurabiliriz. Sadece diğerleri için yargıyı bırakmalıyız. Çünkü yargı sonrasında değişim talep eder. Yanlışsın değiş!
Oysa değişiminden sorumlusu olduğun kişi sadece sensin. Ve bu yüzden ilahi sistem evreni ayna olarak gösterir. Şöyle der; herkesi değiştirebilmen imkansız. Bu yüzden sen değiştikçe, ben senin adına dışındaki kişileri değiştireceğim. Birilerinden memnun değilsen kendini değiştir. Otomatik olarak bu dışarıya yansıyacaktır. İlahi sistem böyle işler.
Mevlana; “Kusur arıyorsan tüm aynalar senin” der.
Ormanda gezintiye çıkmış bir adam, bir kelebeğin kozasından çıkmaya çalıştığını görmüş. Kozasında ki küçük delikten çıkmak için sarfettiği çabayı uzun süre izlemiş. Yoğun bir çaba içinde olan kelebeğin yorulup çabalamaktan vazgeçeceği sanan adam, yardım edeyim de kolayca dışarı çıksın diyerek kozanın deliğini eliyle iyice açmış. Kelebek bu açıklıktan dışarı çıkmış. Fakat çıkmak için henüz hazır olmadığından bedeni kuru ve kanatları buruşukmuş.
Adam kelebeğin uçmasını beklemiş fakat kelebek yerde sürünmeye başlamış. İyi niyetle kelebeğin yaşam yolculuğunda onu bir duraktan alıp diğer durağa elleriyle getiren adamın bilmediği nokta, kelebeğin kozadan çıkmak için verdiği uğraşın, kanatlarının açılmasını sağlayacak sıvıyı oluşturduğuymuş.
Senin doğru yaptığını yapamıyor muyum? Sen öğrendin ben daha bilmiyor muyum? Sen akıllandın geride mi kaldım? Benim yaptığım yanlışlara sen hiç düşmedin, çok mu garibine gidiyorum? Tamam ama yargılama beni, lütfen sadece biraz bekle…