Çorum
Açık
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6198 %0.11
53,0695 %-0.05
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (141)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

UDİ NEVRES BEY (2)   (1873-1937)

 

Udi Nevres Bey, hastanede yattığı günlerde pek arayanı, soranı olmaz. Büyük bir yalnızlık içinde adeta unutulur. Fakat o, yalnızlığı sevdiği için hiç etkilenmez. 

Nevres Bey, Türk Mûsikîsi Tarihinin en büyük ud icracısıdır. Ses sanatkârlığı ve bestekârlığının yanı sıra ud hocalığı ile de tanınır. Geleneksel ud tekniğini aşarak, kendine has ud icra tekniği geliştirir. Öyle ki ud çalışındaki yüksek müzikalitesiyle, Cemil Bey’in tanburla açtağı çığırı, Nevres Bey “ud”da yapar. Hatta Şerif Muhiddin Targan gibi ud virtüözünün ortaya çıkışında onun da rolü olduğu söylenir. 

Dönemin tanınmış pek çok ünlü sazendesiyle birlikte çalar ve ünlü hanendelere de eşlik eder. Tanburi Cemil Bey, Kanuni Şemsi, Lavtacı Hristo, Kanuni Memduh, Kemani Bülbüli Salih, Kemençeci Vasil, Santuri Edhem Efendi, Ruşen Ferit Kam, Nubar Tekyay ve Artaki Candan, bunlardan bazılarıdır.

Bebekli Refik Talat Alpman, İbrahim Ziya Özbekkan, onun ud’da çıktığı zirvenin devamı olurlar. 

Peyami Safa, Münir Nureddin konserini izledikten sonra, Udi Nevres Bey için şöyle der; “Bir üstadın elinden gayri her elde kabalaştığı için nankör ve nankör olduğu için de pek talihsiz bir saz diye tanıdığımız ud, Nevres’in parmaklarında, o tombalak ve geri mimarisinden hiç beklenmeyen sesler veriyordu. Saz mızrabın, mızrap elin, el de büyük bir ruhun emrinde oldukça, ud ile en kabiliyetli enstrüman arasında hiçbir fark kalmıyor. Çünkü ses veren, saz değil ruh’tur. Nevres’i dinlerken, bu harikulâde adam, ud’a değil de mermere vursa, o sükuti maddeden yine bir melodi âbidesi çıkabilir sanırsınız.”

Fahire Fersan ve Refik Fersan’ın refakatinde, Münir Nureddin, bestenigâr türküyü okurken, Nevres Bey muhteşem bir ara taksimi yapar. Dinleyenler adeta büyülenir. Udi Nevres Bey’in ud’daki tekniğinde, Cemil Bey’in Lavta mızrabının silinmez etkisi görülür. Çünkü Nevres Bey, senelerce değişik ortamlarda Cemil Bey ile beraber fasıl çalarlar. Birkaç şarkı ve saz semaisine ustaca, özellikle şarkılara orijinal ara nağmeler yazar. Şarkıları, saz ve sesle icra edilebilmelerinde en isabetli tertiplere sokar. Halk mûsikîmize yakın ilgisi ile güzel eserler kazandırır. 

Kemal Emin Bora ile Feneryolu’ndaki dost evine habersiz giderler. Fakat ev sahibi evde yoktur. Yakındaki başka bir dost evine giderler. Eve girerler, bir kemençe ve bir ud eşliğinde küçük bir topluluk fasıl yapmaktadır. Sedire çekilip dinlerler. 

Udi Nevres Bey, ud’a dikkatli bakınca, ud’da “kaba dügâh” telin olmadığını fark eder. “Fasıl”a ara verilince, sebebini sorar. Udi genç, “malûmaliniz o tel pek kullanılmaz” der. (Bugün “Fa#” olarak kullanılmaktadır.) 

Nevres Bey, rica edip ud’u alır. Cebinden o eksik teli çıkarıp ud’a takar ve nefis bir taksim yapıp “Fa#”(Fadiyez)de karar kılar.

Nevres Bey, Türkiye’de plak sanayiinin yerleşmeye başladığı dönemden itibaren, değişik firmalarda Tanburi Cemil Bey ve Kemani Sadi Işılay ile birlikte plak doldurur. Gerçi, mizaç olarak Taburi Cemil Bey ile uyuşamazlar. 

Pek çok ses ve saz sanatçısı yetiştirir. Refik Talat Alpman, İbrahim Ziya Özbekkan, Bedriye Hoşgör, ud’da yetiştirdiği saz sanatçıları, Lâle ve Nergis Hanımlar ile Safiye Ayla, yetiştirdiği ses sanatçılarıdır.

Udi Nevres Bey, bazı şarkılara, eserle özdeşleşmiş ara nağme yazar. Tanburi Mustafa Çavuş’un; “Dök zülfünü meydane gel” hisar-buselik ve şehnaz buselik, “Küçüksu’da gördüm seni”, Dede Efendi’nin Rast; “Yine bir Gülnihal aldı bu gönlümü” ve Bestenigâr; “Ben seni sevdim seveli, kaynayıp coştum”, bunlara örnektir. Ziya Paşa’nın konağında, Lavtacı Andon’un “Gerdaniye ve Karcigâr” köçekçelerini notaya alır. Hüzzam makamında çok güzel saz semaisi vardır. 

Udi Nevres Bey’in defterleri, kitapları ve pek çok notadan oluşan kütüphanesi, vefatından sonra İstanbul Belediye Konservatuvarına, daha sonra, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarına devredilir. İsfahan ve Ferahfeza iki şarkısı, en tanınmışıdır. Özellikle Ferahfeza, “Yıllarca ben seni aradım durdum” şarkısı en tanınmışıdır.  DEVAM EDECEK

Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 66-68 

Nuri Özcan: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ - 3. Cilt- Sayfa: 58-59

Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ - 2.Cilt - Sayfa: 113

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *