Enfes Bir Yemek
Bir köyde uzun süre yağmur yağmaz. Tarlaları sulanmayan, kuyuları kuruyan köylü bir araya gelir. Ertesi sabah, yağmur duasına çıkmak üzere sözleşirler. Sabah olduğunda köylünün toplandığı alana bir kız çocuğu elinde şemsiyesiyle gelir.
Hikayemiz bu kadar.
Üzerine söylenebilecek çok bir şey de yok aslında.
Yaşama, dileklere, olana ve olacaklara güven duymak en çok yaptıklarına güven duymak insanda ne stres bırakır ne bir üzüntü. Depresyonu kökünden söküp atacak en etkili ilaçtır, insanın yaptıklarının arkasında duruşu. Attığı adımların doğruluğuna duyduğu güven. Çocukları gözlemlerseniz en çok onlarda rastlarız bu güvene. Bu yüzden komik gelirler çoğu zaman. Çünkü oyuncak tencerede pişirdikleri hayali yemekleri, hayali bir kaşıkla size tattırdıktan sonra, gerçekten o lezzeti almanızı bekleyerek bakarlar suratınıza. Emindirler yaptıklarından. Yaş ilerledikçe bu eminlik giderek kaybolur. Neyi neden yaptığımızı bilmeden ezbere, niyetsiz, inançsız yaparız genelde ne yaparsak.
Niyet en kadim sihirdir oysa.
Her hareketin altındaki niyet yönetir hayatı.
Bizse büyüdükçe harekete olan inancımızı giderek kaybeder, bir yığın yapılması gerekenler listesini sırasıyla gerçekleştirerek yaşayıp gideriz ömrümüzü. Uyanıp yataktan kalkmakla başlar mekanik hareketler. Bütün gün yapılması gerekenler listesine tik atarak akşamı getiririz. Hareketleri mekanik olmaktan çıkartacak şey niyettir. Hatırlamaktır neyi neden yapıyor olduğumuzu. Anlam katmaktır elin, ayağın, dudakların hareketlerine.
Niyet bir binanın temeli gibidir.
İnanç bu temel üstüne inşa edilir.
İkisi bir araya geldiğinde yaşanılası bir hayat meydana gelir.
Sevgiyle yapılan yemekler gibi. Sevgisini yemeğe katan kişi, o yemeğin başına güzel bir yemek yapmak üzere geçmiş ve dokunduğu her yiyeceğe sihrini geçirmiştir. Dokunmuştur malzemelerine, kokularını almıştır, kesilirken çıkan seslerini duymuştur. O an oradadır. Kendini katmıştır yemeğine.
Çıkan sonuç enfestir.
Hayatta böyledir niyet ekmezsek. İnanç katmazsak ve tüm benliğimizle kendimizi koymazsak ortaya, başımıza ne zaman ne geleceği belli olmayan, tesadüfler dizisi bir ömür süreriz. Kötü pişirilmiş lezzetsiz bir yemek durur önümüzde. Ağzımızda kötü bir tat bırakan, midemizi ağrıtan. Yemeğe kızarız pişireni unutup.
Sihir yap hayatına.
Niyetin olsun.
İnancın olsun.
Sevdiklerinle yenecek güzel bir yemeğin olsun.
Elin demişken sana yakışanı yap, enfes bir şeyler olsun!