Çorum
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6984 %0.06
53,3483 %0.27
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (142)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

REFİK TALÂT BEY (ALPMAN)   (1873-1947)


Refik Talât Alpman, 1873 yılında İstanbul-Bebek’te doğar. Babası, mûsikîye meraklı olduğu için devrin usta sanatçılarını evinde bir araya getirip, fasıllar tertip eden “Şirket-i Hayriye Meclisi Üyelerinden” Bekir Talât Bey’dir. 
Refik Talât Bey, ud’da ileri düzeyde olduğu için “Udi Refik Talât” olarak tanınır.  Soyadı Kanunu çıkınca Alpman soyadını alır. 
İlkokul tahsili için girdiği Fransız İlk Mektebini bitirdikten sonra Galatasayar Sultanisi’ne kaydolur ve başarıyla mezun olur. Babasının mesleğine erken yaşta başlar. Liman Şirketinde işe girer. Öte yandan, babasının, devrin ünlü üstadlarını evine hemen her hafta ve haftada bir gün bazen iki gün davet etmesi sayesinde Türk Mûsikîsi ile haşır neşir olmaya başlar.
Eve gelenler; Rauf Yekta Bey, Hacı Ârif Bey, zaman zaman Tanburi Cemil Bey ve kardeşi Tanburi Ahmed Bey, Medeni Aziz Efendi’nin oğlu Zühdü Bey, Udi Nevres Bey, Reşad Erer, Ahmed Irsoy (Zekâi Dede’nin oğlu), Dr. Suphi Ezgi gibi devrin zirve sanatkârlarıdır. Fasıl kaliteli olarak icra edilirken seçilen eserler de ona göreydi. 
Babası Bekir Talât Bey, oğlu Refik Talât’taki kabiliyeti keşfeder. Zühdü Bey’den ilk mûsikî dersini alır. Daha sonra, Kanuni Hacı Ârif Bey’den makam ve usûl dersleri, Udi Nevres Bey’den ud dersleri alır. Çok çalışarak, kısa sürede hocasının da hayret ettiği müthiş yol alır. Artık, gittikçe ud’da kullandığı yeni tekniklerle istidadının (yeteneğinin) üst düzeyde olduğunu kabul ettirir. 
Necmi Rıza Ahıskan, İstanbul Konservatuvarı İcra Heyeti’nde bulunduğu sırada şöyle bir hatıratından bahseder; “Bir gün, mesai dışında Konservatuvara gittim. Ud’da zirveye çıkmış bir zâtı gördüm. Kemal Niyazi Seyhun’a, ‘bu hoca kim?’ diye sordum. Kemal Niyazi Bey, Şerif Muhiddin Bey (Targan) olduğunu söyledi ve tanıştırdı. Şerif Muhiddin Bey, bir eser okumamı istedi. Okudum. 
Bana, ‘bu eser kimin diye?’ sordu. Refik Talât Bey’in deyince; ‘İki kere tebrik ederim. Türkiye’de Refik Talât Bey gibi ud çalan ikinci bir kimse yoktur’ diye buyurdu” söyleriyle anlatmış.
Dârülelhan öğretime açılınca, Refik Talât Bey, Ud Muallimliğine tayin edilir. Öte yandan 1926 yılında Sirkeci’de açılan ilk İstanbul Radyosunda ud sanatçısı olarak çalışır. Deniz Yolları ve Limanları Müdürü iken, 1946 yılında, yüksek tansiyona bağlı olarak beyin kanaması geçirir.  1947 yılında vefat eder ve Bebek’teki Sahil Mezarlığında toprağa verilir. 
Refik Talât Bey (Alpman), sessiz, sakin yaşamayı sever. Bu yüzden topluma pek karışmaz. Bebek’te Ehram Yokuşundaki köşkünde ikâmet eder. Bir özelliği de sanatını asla başkasının zevkine âlet etmez. Sazını, içinden geldiği zaman çalar. Nazik ve terbiyeli bir karakteri olan Refik Talât Bey, evine ve eşine çok bağlıdır. 
Sözlü eserleri, Bahariye Mevlevihanesi Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede, Rauf Yekta Bey ve Özellikle Ahmet Irsoy’dan öğrenir. Öğrendiği geleneksel ses icramızın bütün inceliklerini ve tekniği, öğrencilerine öğretir. Gerek İstanbul Radyosunda gerekse Dârülelhan’da uzun yıllar birlikte çalıştığı Mesud Cemil Bey ve Ruşen Kam, saz ve ses icrasındaki ustalığını çok beğenirler ve Udi Nevres Bey’in icrasından daha teknik ve üstün bir başarı elde ettiğini söylerler.
Refik Talât Bey, çok öğrenci yetiştirir. Udi Hayriye Örs, Dr. Cemal Kâmil, Av. Suat Bey, özellikle saz ve ses icrasında büyük başarı elde etmiş Cennet Hanım, öğrencilerinden bazılarıdır. 
Eserlerinde bir orijinalite vardır. En tanınmış saz semâileri; Nihavend, Mahur, Kürdülühicazkâr, Hicaz, Suzinak, Hüzzam ve Acemaşiran makamındaki saz semâileridir. DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ – 2. Cilt – Sayfa: 86-87
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *