HAKKINI DOĞRU ARAMAK
Merhaba sevgili okurlar! Bu hafta köşemizde sizlerle genel bir hatalı yargıyı konuşalım istiyorum. Meslek hayatımda en zorlandığım konulardan biri hukuki bir uyuşmazlıkta müvekkilin haklı olduğuna çok inandığı ancak hukuki süreci, usulu bilmediği ve ne yazık ki haklı olsa da hakkını doğru kullanmamasından yahut hakkını doğru aramamasından kaynaklanan mağduriyetlerle karşı karşıya kaldığı anlar. Ne yazık ki haklı olmanız her zaman hakkınızı almanızı sağlamaz. Hakkınızı doğru şekilde ararsanız hakkınıza kavuşursunuz. Günlük hayatta sıkça şu cümleyi duyarız: "Ben haklıyım, mahkeme de bunu görür." Oysa hukukta haklı olmak kadar, hakkı doğru zamanda ve doğru yöntemle aramak da büyük önem taşır.
Günümüzde birçok kişi, hukuki uyuşmazlık yaşadığında ilk olarak karşı tarafla tartışmayı, sosyal medyada paylaşım yapmayı veya öfkeyle hareket etmeyi tercih ediyor. Ancak unutulmamalıdır ki hukuki süreçler duygularla değil, delillerle yürür. Mahkemeler iddiaları değil, ispat edilebilen vakıaları değerlendirir.
Bu nedenle bir hak ihlaliyle karşılaşıldığında öncelikle mevcut deliller korunmalıdır. Yazışmaların silinmemesi, sözleşmelerin muhafaza edilmesi, ödeme belgelerinin saklanması ve gerekiyorsa tanıkların belirlenmesi ileride açılabilecek davalarda büyük önem taşır. Zamanında alınmayan bu küçük önlemler, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.
Bir diğer önemli konu ise sürelerdir. Hukukumuzda birçok dava ve başvuru için hak düşürücü veya zamanaşımı süreleri bulunmaktadır. "Nasıl olsa sonra ilgilenirim." düşüncesi, bazen geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hukuki bir sorun ortaya çıktığında vakit kaybetmeden uzman görüşü alınması en doğru adımdır.
Son yıllarda arabuluculuk uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte birçok uyuşmazlık mahkemeye gitmeden çözülebilmektedir. Tarafların iletişim kurabildiği ve uzlaşmaya açık olduğu durumlarda bu yöntem hem zaman hem de maliyet açısından önemli avantajlar sağlamaktadır.
Hukuk yalnızca mahkeme salonlarında var olan kurallar bütünü değildir. Hukuk, imzaladığımız sözleşmede, yaptığımız alışverişte, kiraladığımız evde, çalıştığımız iş yerinde ve günlük hayatımızın her alanında bizimle birliktedir. Haklarımızı bilmek kadar yükümlülüklerimizi bilmek de toplumsal düzenin temel şartlarından biridir.
Unutulmamalıdır ki en iyi dava, çoğu zaman hiç açılmak zorunda kalınmayan davadır. Bilinçli hareket etmek, hak kaybını önlemek ve hukuki süreçleri doğru yönetmek hem bireyleri hem de toplumu daha güvenli bir geleceğe taşır.
Keyifli bir hafta diliyorum.