Çorum
Açık
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8868 %0.09
53,7230 %0.33
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (143)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

MUSTAFA SUNAR   1881-1961


Mustafa Sunar, 1881 yılında İstanbul’da doğar. Babası, Bozcaadalı Ketânizade Hüseyin Hüsnü Efendi’dir. Eyyübi, Kemani, Rebabi Mustafa Bey olarak tanınır. İlkokuldan sonra mûsikî hevesi yüzünden tahsiline devam etmez. Babası da Mustafa’nın mûsikî ile uğraşmasını asla istemez. 
Mustafa Sunar, biriktirdiği para ile gizlice keman alır. Kemanı evde gören babası kemanı kırar fakat bu hadise Mustafa’yı etkilemez. Gizlice bir keman daha tedarik eder ama bu sefer kemanı eve götürmez. Mahalle bakkalı ile anlaşarak onun evinde gizli gizli keman öğrenmeye çalışır. Annesi bu duruma çok üzülür, yakar yıkar… Mustafa’nın evde keman çalmasına babasını ikna eder. 
Mustafa Sunar, memuriyete “Bahariye Nizaretinde” başlar. 1923 yılında 42 yaşında emekli olur. İstanbul’un değişik ilkokul ve ortaokullarında müzik öğretmenliği yapar. 1945 yılından sonra resmî görevleri bırakır. Bir süre İstanbul Belediye Konservatuvarı İcra Heyetinde görev alır. Eyüp Mûsikî Cemiyetini kurar, koro konserleri verir.
Mustafa Sunar, ömrünün son yıllarını felç olarak geçirir, daha sonra Ankara’daki kızının yanında hayata tutunmaya çalışır. 1961 yılında Ankara’da vefat eder. 
Mustafa Sunar; Santuri İzak, Kemani Ağa (Aleksan), Kemani Tatyos, Kemani Memduh ve Kemani Bülbüli Salih’den faydalanır. Mûsikîmizin inceliklerini, eniştesi Hoca Ziya Bey, Balahenk Nuri Bey, Ahmed Irsoy ve İsmail Hakkı Bey’den öğrenir.
Bestekârlığa, 1899 yılında bestelediği Suzinak Şarkı ile başlar. Cumhuriyet Marşı da besteler. Tanınmış eserleri: Uşşak; “Hicran dolu kalbimde yanan gizli bir emelsin.” Kürdilihicazkâr; “Bak şu dilber kadına, saçlarını yandan atmış”, “Nerdesin gönlümün nazlı civanı”, “Nerdesin, bilmem ne oldun.” Sultanıyegâh; “Aşkın karanlık yolunda kaç yıldır yalnız kaldım” şarkıları en tanınmış olanlarından bazılarıdır.
Riyâset-i Cumhur İnce Saz Heyeti Şefi Binbaşı Yaşar Okur, Halil Erdoğan Cengiz’in derlediği hatıralarında Mustafa Sunar ile ilgili şu hatırayı yazmış; “10 Ağustos 1928 gecesi Sarayburnu Gazinosunda verilen konsere Atatürk davet edilmişti. Esasen herkesin hoşça vakit geçirmesini isteyen Atatürk, halka da yakından temas imkânı veren bu gibi toplantılara katılmayı âdet edinmiş olduğundan, o gece maiyetiyle birlikte Sarayburnu Gazinosuna teşrif buyurmuşlardı.
Atatürk’ün teşrifleri üzerine ortalık heyecan ve sevinçle doldu. Halkın alkışları semaya yükseliyordu. İlk defa sahneye, Mısır’ın en ünlü Maganniyesi (ses sanatçısı) bayan Müniretül Mehdiye Hanım, gayet güzel bir tuvalet ile alkışlar arasında çıkmış ve kemâli tâzimle Atatürk’ü selamlayarak, berrak, temiz sesiyle, Arapça şarkıları orkestra (ince saz heyeti) ile okumuştu. Konserinde başarılı olmuş ve Atatürk’ü selamlayarak sahneyi terk etmişti.
Müniretül Mehdiye Hanım’ın konserinden sonra, Kemani Mustafa Bey’in riyasetinde (başkanığında) Eyüp Sultan Mûsikî talebelerinden müteşekkil fasıl heyeti, konserine başlamıştı fakat sazendelerin ve koroda okuyan bayan ve bayların böyle bir toplantıya yakışacak bir kıyafeti ihmal ederek rastgele giyinmiş olmaları, Atatürk’ü pek üzmüş olacak ki onları dinler gibi görünürken bir aralık, önündeki gazetesinden başını kaldırmış, fasıl heyetinden bir program istemişti. Programlarının bulunmadığı cevabını alınca Atatürk’ün üzüntüsü artmış fakat durumu kurtarmak için derhal, sevdikleri şarkılardan seçilmiş dört şarkıdan mürekkep bir pusula yazıp sahneye göndermişler. Fakat bu şarkılar Atatürk’ün istediği gibi çalınmayınca (doğru icra edilmeyince), Atatürk’ün üzüntüsü bir anda hiddete döşünmüş ve konserin hitamında ayağa kalkarak nutuk irad etmiştir.
NOT: Bu hadiseye bizzat şahitlik etmiş olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Cumhuriyet Senatosu Başkanı merhum Sayın Tekin Arıburun Paşam ile Mart 1985’de Ankara-Cinnah Caddesindeki evinde yaptığım söyleşiden aldığım notlarımdan detaylı yazacağım.  DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 93
Halil Erdoğan Cengiz: YAŞANMIŞ OLAYLARLA ATATÜRK ve MÜZİK - Riyaseti Cumhur İnce Saz Heyeti Şefi Binbaşı Yaşar Okur’un Anıları (1924-1938)
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *