Çorum
Açık
30°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (150)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

FEHMİ TOKAY (1889-1959)


Fehmi Tokay, 1899 yılında İstanbul-Üsküdar Debbağlar Mahallesinde doğar. Babası, “Divanı Muhasebat” (Sayıştay) Murakıplarından (denetçilerinden) ve “Tetkiki Muhasebat Komisyonu Reisi” Hüsnü Bey, annesi Harmanlık Mektebi Müdiresi Şadiye Hanımdır. 
Fehmi Tokay, Üsküdar’daki İlkokuldan sonra Topkapı Askeri Rüştiyesini bitirir. Sonra, “Mühendis Mektebi”nde öğrenimine devam ederken Balkan Savaşı ve ardından 1. Dünya Savaşı başlar. Ancak, 1919 yılında “Hendesehane-i Mülkiye-i Şahane’yi bitirir. Sırasıyla, Kocaeli, Ankara, Bolu, Çankırı ve Kütahya’da İmar Müdürlüğü ve Başmühendislik görevlerinde bulunur. Bayındırlık Bakanlığı Şoseler ve Köprüler Dairesi Başkan Yardımcılığı görevinde iken yaş haddinden emekli olur. 
İstanbul’a döner. Sanat çevresinde mûsiki ile haşır neşir olur. 28 Haziran 1959 yılında kalp krizi sonucu vefat eder. Karacaahmet Mezarlığına defnedilir.
Fehmi Tokay’ın babası Hüsnü Bey, amatör olmasına rağmen güzel keman çalar. Uzun yıllar Yeniköylü Hadi Efendi’den ders alır. Aynı zamanda mûsiki icra edilen toplantılar yapar. Devrin üstadları Kemal Niyazi Seyhun, Kemani Ağa, Ali Rifat Çağatay, Tanburi Cemil Bey’in talebesi Kemençeci Salih Benli, Udi Nevres Bey, Samih Rifat, Hanende Hüsameddin Bey… konağın müdavimlerindendir. 
Fehmi Tokay, bu toplantılara katılarak mûsiki ufkunu genişletir. Bu sayede çok şey öğrenir. 
Üniversiteyi 1919 yılında bitirince, babasının teşviki ile komşusu olan ve evinde mûsiki dersleri veren aynı zamanda babasının da hocası olan Hadi Bey’den faydalanır. Dinî ve din dışı çok eser öğrenir. 
Dinî musikide ilk eseri, Müstear makamında Urak;“Muhammed’den diğer yok vasıl olmuş kaab-ı kavseyne” dir. 
Din dışı ilk şarkısı, Tahir-Buselik makamında; “Gülle hembezm-i visatiz (kavuştuk) gerçi hâr olsak da biz.” 
Babası tekkelere giderken, oğlu Fehmi’yi de götürür. Böylece onun iyi mûsiki eğitimi almasını sağlar. 
Ancak, nota öğrenmedi. Bestelediği şarkılarını Dr. Nevzat Atlığ ve Dr. Alaaddin Yavaşca notaya alırlar. Kısa sürede genç yaşında çevresinde tanınır. Bu arada Rauf Yekta Bey’den çok faydalanır. Ayrıca, Yenişehirli Ferit Efendi’den edebiyat ve tasavvuf dersleri alır, bu alanda da ufkunu genişletir.
Fehmi Tokay’ın, görevli olarak bulunduğu illerde amatör mûsiki cemiyetler kurulmasında gösterdiği gayreti övgüye değer. Türk Mûsikisine hevesli gençlere ders verir. Aynı zamanda mûsikimizin tanınmasına, sevilip yaygınlaşmasına çok gayret eder. Son derece alçak gönüllüdür, nazik, güler yüzlü ve terbiyeli bir insandır. Bir özelliği de hafızasında dinî ve din dışı yüzlerce eseri tutmasıdır. Mesut Cemil, bulunduğu bir toplantıda mûsikimizin geleneklerinden söz ederken; “Çargâh makamının mûsikişinaslarımızca kutsal sayıldığını, bunun sebebinin de Hazreti Bilâli Habeşi’nin ilk ezanı bu makamdan okumuş olması gösterilir” der. Bunun üzerine Fehmi Tokay, “izin verir misiniz üstadım” diyerek, bu makamdan, din dışı sekiz-on eser okur. 
Fehmi Tokay, Müstear makamından güzel bir durak ile beş ilâhi, dört semâi ve din dışı eser olmak üzere 100’ü aşkın eser besteler. Güfte seçiminde titizdir. 
Tanınmış eserleri: Uşşak müsemmen usulünde; “Gelmedin bir kerrede maada neden?” Buselik makamında müsemmen; “Aman câna, beni şâd etti.” Hümayun-Düyek; “Aşkı seninle tadalı, hicranla yandı gönül.” Nihavend-Düyek; “Gurbet elde her akşam, battı bağrımda güneş.” Hüseyni-Curcuna; “Tutam, yâr elinden tutam.” Bestenigâr Aksak, “Geçiyor ömrü hazin, sadece ‘cana’ diyerek.” Saba-Aksak; “Gün doğdu, gönül beklemede cilve-i yâri.” Karcigâr-Düyek; “O ahu bakışlara bir anda kandı gönül” şarkıların sahibidir. 
DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 108-110
Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ - 2. Cilt - Sayfa: 398-399
Nuri Özcan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ - 41. Cilt - Sayfa: 230-231
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *