ARABULUCULUK
Merhabalar, sevgili okurlar! Bu hafta köşemizde uyuşmazlıkları mahkemeye taşımadan çözmenin bir yolu olan arabuluculuğu ele alacağız. Mahkemelerin iş yükünü azaltmak, uyuşmazlıkları daha kısa sürede çözmek ve taraflar arasındaki iletişimi güçlendirmek amacıyla hayatımıza giren arabuluculuk, bugün birçok hukuki uyuşmazlıkta dava açmadan önce başvurulması zorunlu bir yol hâline gelmiştir. Ancak hâlâ pek çok kişi arabuluculuğun ne olduğunu, hangi durumlarda zorunlu olduğunu ve anlaşma sağlanamazsa ne olacağını tam olarak bilmemekte. Öncelikle bilinmelidir ki arabulucu, hâkim değildir. Taraflar adına karar vermez, kimin haklı kimin haksız olduğuna hükmetmez. Arabulucunun görevi, tarafların bir araya gelmesini sağlamak, iletişimi kolaylaştırmak ve kendi iradeleriyle ortak bir çözüm bulmalarına yardımcı olmaktır. Bugün işçi-işveren alacaklarında, işe iade taleplerinde, ticari uyuşmazlıkların önemli bir kısmında ve birçok tüketici uyuşmazlığında arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Başka bir ifadeyle, kanunun zorunlu tuttuğu bu alanlarda arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan dava açılması mümkün değildir. Böyle bir durumda mahkeme, davanın esasını incelemeden usulden reddine karar verebilir. Toplumda sıkça karşılaşılan yanlış inanışlardan biri de "Arabulucu ne derse kabul etmek zorundayız." düşüncesidir. Oysa arabuluculuk tamamen gönüllülük esasına dayanır. Taraflar isterlerse anlaşır, istemezlerse anlaşmadan ayrılır. Hiç kimse istemediği bir anlaşmayı imzalamaya zorlanamaz. Bir diğer yanlış kanı ise arabuluculuğun zaman kaybı olduğu yönündedir. Oysa birçok uyuşmazlık, aylar hatta yıllar sürebilecek dava süreçlerine gerek kalmadan birkaç hafta içinde çözülebilmektedir. Bu durum hem maddi hem de manevi açıdan taraflara önemli avantajlar sağlamaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır. Arabuluculuk toplantısına hazırlıksız gitmek, hak ve yükümlülükleri bilmeden teklifleri değerlendirmek ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Özellikle ticari uyuşmazlıklarda, işçilik alacaklarında ve yüksek meblağlı taleplerde, hukuki destek alınmadan imzalanan anlaşma belgeleri sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Arabuluculuk sonunda taraflar anlaşmaya varırlarsa düzenlenen anlaşma belgesi, kanunun öngördüğü şartlar sağlandığında mahkeme kararı gibi icra edilebilir nitelik kazanabilir. Eğer anlaşma sağlanamazsa bu durum bir son değil, yargı yolunun başlangıcıdır. Taraflar bu kez haklarını mahkeme önünde ileri sürebilirler. Sonuç olarak arabuluculuk, yalnızca bir formalite değil; doğru kullanıldığında tarafların zamanını, maliyetini ve ilişkilerini koruyabilen önemli bir hukuk kurumudur. Ancak her uyuşmazlık kendi özellikleri içinde değerlendirilmeli, özellikle hak kaybına yol açabilecek konularda uzman bir hukukçudan destek alınmalıdır. Unutmayalım, bazen en iyi dava hiç açılmasına gerek kalmadan çözülebilen davadır. Keyifli bir hafta dilerim.