Çorum
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,4164 %0.06
54,4499 %0.03
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (147)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

MEHMED FAHRİ KOPUZ (1882-1968)

 

1882 yılında doğan Mehmed Fahri Kopuz, gümrük memurlarından Kadri Bey’in oğludur. 

Sünnet düğününde kendisine hediye edilen armonika ile musiki çalışmalarına başlar. Babası da vasat bir ud icracısıdır. Kanun çalmaya da heves eder ama kanun pahalı olduğu için bu hevesini ud’a yönlendirir ve babasının ud’unu gizli gizli çalmaya başlar. Bu yönde kendisini geliştirir ve mûsiki cemiyetlerine gider. Abdulkadir Töre, Hoca Ziya Bey, Hacı Kirami Efendi hocalardan mûsikîmizin inceliklerini öğrenir. 

Tanburi Cemil Bey’i tanır. Uzun yıllar onun yakınlarında bulunur. Lavta çalmasını öğrenir. Böylece Tanburi Cemil Bey ile birlikte konaklarda çalma imkânı bulur. Dârüttalimi Musiki hocalarından Kanuni Nazım Bey’den, ölümüne kadar çok şey öğrenir. 1. Dünya Savaşından sonra Kaptanzade Ali Rıza Bey’in kurduğu “İstanbul Operet”inde oynar. 

Son derece ciddi bir kişiliğe sahiptir. Aynı zamanda sanatta da disiplinli çalışmaya inanır. Falso sese tahammül edemez. Bu anlayışla yıllarca konsere çıkar ve işinin ustası sanatkârlarla; Berlin, Kahire ve İskenderiye’de ve yurt içi turne konserlerinde çalar. Aynı zamanda iyi bir “lûthiye”dir (enstürman imal eden ve tamiratını yapan). Aynı zamanda çok güzel ud imalâtçısıdır.

1903 yılında Vefa Lisesini bitirir. Şûra-yı Devlet Mazbata Kaleminde göreve başlar. Altı ay sonra Harbiye Nizaretine geçer. Bakanlıkta çalışırken, Çanakkale Savaşında 5. Orduya katılır. Savaş bitinceye kadar görevini sürdürür. 

1908 yılında Muallim İsmail Hakkı Bey’in başkanlığında bazı arkadaşları ile “Mûsikî-i Osmanî Cemiyeti”ni kurar. 

Burada, dönemin ünlü mûsikîşinasları ders verir. “Mûsik-i Osmani Cemiyetinde” Muallim İsmail Hakkı Bey’den fasıl geçer. Kanuni Hacı Arif Bey’den saz eserleri, Ahmed Irsoy’dan usûl dersleri alır. Dârüttalimi Mûsiki Kurulunda Saadeddin Arel ve Suphi Ezgi’den Armonika, Prozadi nazariyat dersleri alır. 

1916 yılında Reşat Erer, Kemani Haşim, Neyzen İhsan Dede, Kanuni Nazım Bey, Tanburi Ahmed Neşet Bey, Hanende Arap Cemal, Hanende Sıtkı, Hanende Reşat Beylerle “Dârüttalimi Mûsiki Cemiyeti”ni kurarlar. Bu topluluk, 1931 yılında dağılır. 1934 yılında Fahri Kopuz’un gayreti ile yeniden açılır. 

Mehmed Fahri Kopuz, saz ve sözlü eserleri formunda tekniği sağlam, geleneklere bağlı, duygulu, kusursuz eserler besteler. Bilhassa bestelediği şarkılarında, şarkı formunun bütün incelikleri hissedilir. Operet besteciliği akımına da kapılır. Böylece, Muhasipzâde Celâl’in “Ases” ve “İstanbul Efendisi” adındaki eserini Türk Mûsikîsi tonal sistemine göre besteler. 

1949 yılında, külliyat olarak “Nazari ve Ameli Ud Dersleri” adında ud metodu yazar.

Çevresine sık sık, “Hayatımda en çok sevdiği ve en çok bildiğim şey, musikidir” diye söyler. 80 yıllık ömrünü musikiye adar ama maddi çıkar gözetmez.

Fahri Kopuz, 1939 yılında Ankara Radyosuna tayin edilince topluluk dağılır. 

Ankara Radyosunda Nota Kütüphanesi kurmakla görevlendirilir. Cevdet Kozanoğlu ile başladığı nota kütüphanesini ciddi bir gayretle tamamlar. Aynı zamanda “ince saz” programlarını da yönetir. Ankara Radyosunun bugün bile kullandığı notaların çoğu, Fahri Kopuz’un yazdığı notalardır. Bu özelliği de geleneksel üslûp içinde güzel fasıl programları sunmasıdır. Üstelik bu programlar, fasıl mûsikîmizin son kaliteli icra örneği olarak kabul edilir. 

1961 yılında emekli olur. 7 Ocak 1968 tarihinde de Ankara’da vefat eder, Cebeci Asri Mezarlığına defnedililr. DEVAM EDECEK

Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 102-103

Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ - 1. Cilt - Sayfa: 455-456

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *