Dışarıdan Beklenen Onay mı, İçeriden Gelen Anlam mı?
Günümüz iş dünyasında hemen her gün benzersiz bir sınavdan geçiyoruz. Büyük bir hevesle başlanan projeler, saatlerce dökülen alın terleri, iyi niyetle verilen emekler... Ve sonra, beklenmedik bir aksaklık, uzayan iletişim süreçleri ya da bir iletişim kazasıyla altüst olan planlar.
Böyle zamanlarda zihnimizde hep aynı soru yankılanıyor: “Ben bu motivasyonu nereden bulacağım, bu kadar belirsizlik içinde içsel enerjimi nasıl koruyacağım?”
Bugün profesyonel hayatın en büyük yanılgısı, motivasyonu dışsal kaynaklarda aramaktır. Bir yöneticinin iki dudağının arasındaki takdirde, sürecin hiç pürüzsüz aksamadan yürümesinde ya da etrafımızdaki herkesin her an aynı vizyonda olmasında... Oysa dış dünyaya bağlanan her motivasyon kaynağı, en ufak bir rüzgarda sallanmaya ve yıkılmaya mahkumdur.
Peki Sağlıklı Olan Nedir?
Sağlıklı motivasyon, köklerini dışarıdaki alkışlardan değil, içerideki anlam duygusundan alır.
Modern psikoloji ve iş kültürü bize gösteriyor ki, insanın sürdürülebilir bir enerjiye sahip olabilmesi için üç temel ayağa ihtiyacı vardır:
Etki alanına odaklanmak başlıca odak noktası olmalı, kontrol edemediğimiz şeylere (başkalarının tavırları, değişen kararlar, iletişim aksaklıkları) harcadığımız enerji, öz enerjimizi tüketir. Sağlıklı bir profesyonel, kontrol edemeyeceği alanları kabul eder ve tüm enerjisini kendi imzasını attığı işin kalitesine verir.
Yaptığı işle özdeşleşmek yerine değer üretmek hedefimiz olmalı. İşimiz bizim kimliğimiz değil, sadece potansiyelimizi sergilediğimiz bir sahnedir. Sahnedeki pürüzler karakterimizi değil, sadece o anki süreci ilgilendirir. Masaya koyduğumuz emeğin değerini başkalarının yaklaşımı belirlemez.
Kendi standartlarını koymak en sağlıklı motivasyon, başkasını memnun etmek için değil, "kendi mesleki onurumuz ve standartlarımız" için üretmek.
Günümüzde Bu Enerjiyi Korumak Nasıl Mümkün Sizce ?
Şartların hızla değiştiği günümüz dünyasında içsel motivasyonu korumak bir temenni değil, bir özdisiplin meselesidir.
Profesyonel mesafe koyabilmek başlangıçta çok önemli, işe ve süreçlere tutkuyla bağlı olmak harikadır; ancak süreçteki aksaklıkları kişisel bir başarısızlık ya da saldırı olarak almamak gerekir.
Sonuçlar bazen elimizde olmayan sebeplerle gecikebilir ya da değişebilir. Ancak yolda kazandığımız tecrübe, gösterdiğimiz çaba ve sergilediğimiz duruş her zaman bize kalır. Yani süreç odaklı olmak yolda karşılacağımız sorunlara değil sonuca bakmak kıymetli olan
Günün sonunda masadan kalkarken kendimize soracağımız tek bir sağlıklı soru vardır: "Ben bugün kendi standartlarıma ve iyi niyetimle üzerime düşeni yaptım mı?" Cevap evetse, dışarıda ne olursa olsun iç huzuru korumak mümkündür.
İş hayatı, başkalarının rüzgarıyla yelken doldurmak için fazla dalgalı. Rüzgarı dışarıdan beklemek yerine, kendi içimizdeki pusulaya bakmayı öğrendiğimizde; ne tıkandığımız süreçler ne de belirsizlikler motivasyonumuzu çalabilir.
Zira en kalıcı motivasyon, birilerinin size sunduğu imkanlar değil; sizin yaptığınız işe verdiğiniz özsaygıdır.