Tecrübenin İntikamı: Neden 40 Yaş Üstü Zeka Sahneye Geri Döndü?
İş dünyası uzun yıllar boyunca görünmez bir illüzyonun peşinden koştu: Gençlik eşittir dinamizm, dinamizm eşittir başarı.
Bu sığ denklem yüzünden 40 yaşının eşiğini geçen binlerce yetkin profesyonel, cebinde yılların tecrübesi, aklında süzgeçten geçmiş bilgisiyle bir kenara itildi. Sistem; hatalardan ders çıkarmış, krizlerin tozunu yutmuş bu devasa kitleye adeta bir “son kullanma tarihi” biçti. Ancak iş dünyasının kuralları fırtına kopana kadar geçerlidir. İlk ciddi dalgada o şatolar sarsılmaya başladığında, gemiyi limana yanaştıracak olanın parlak sunumlar değil, dümendeki nasırlı eller olduğu anlaşıldı.
Bugün İK koridorlarında sessiz ama devrim niteliğinde bir kırılma yaşanıyor. Şirketler yönünü yeniden 40 yaş ve üstü kuşağa çeviriyor. Peki ne değişti de "tecrübe" yeniden en değerli para birimi haline geldi?
Yanıt, iki kuşağın hatayla ve krizle kurduğu ilişkide gizli.
Günümüz genç nesli, her şeyin "kusursuz" görünmek zorunda olduğu, başarısızlığın ayıp sayıldığı, sosyal medyanın ve steril dijital ekranların şekillendirdiği bir kültürün içine doğdu. İş hayatında da sürekli mükemmel görünmeye çalışan, hata yapma ihtimalinden korktuğu için felç olan ve bir kriz anında ne yapacağını bilemeyen bir anlayış türedi. Çünkü hatayı kabul edemeyen bir zihin, krizi yönetemez; sadece panikler.
Oysa 40 yaş üstü kuşak, hayatın da işin de "kusurlu" bir süreç olduğunu yaşayarak öğrendi. Onlar;
Hatanın dünyanın sonu değil, sürecin doğal bir parçası olduğunu bilir.
Kriz anında suçlu aramak yerine insiyatif alıp çözüme odaklanır.
Teorik bilginin değil, denenmiş ve bedeli ödenmiş tecrübenin dönüştürücü gücüne inanır.
İnisiyatif Almak Sorumluluk Üstlenmektir
Kriz yönetimi, algoritmaların veya hazır şablonların çözebileceği bir şey değildir. Kriz; belirsizlik anında soğukkanlı kalabilmek, elini taşın altına koyabilmek ve sonuç ne olursa olsun o kararın arkasında durabilmektir.
Genç neslin dijital hızı ve enerjisi yadsınamaz; ancak fırtınalı denizlerde hıza değil, pusulaya ihtiyaç vardır. 40 yaş üstü profesyonellerin sunduğu şey tam olarak budur: Duygusal dayanıklılık, kriz bağışıklığı ve inisiyatif alma cesareti.
Zamanında "yaş" engeline takılıp bilgisini paylaşacak alan bulamayan o olgun kitle, şimdi iş dünyasının fırtınalı sularında en güvenli liman olarak yeniden keşfediliyor. Çünkü kusursuz görünmeye çalışanlar değil; düşmeyi, kalkmayı ve yeniden yürümeyi bilenler kurumu ayakta tutar.
Görünüşe göre iş dünyası nihayet "pürüzsüz gençliğin" çekiciliğinden, "yaşanmışlığın ve tecrübenin" dönüştürücü gücüne geri dönüyor. Ve bu, geç kalınmış ama çok haklı bir teslimiyet.