Çorum
Açık
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,1479 %0.07
56,2592 %0.23
Ara

HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (151)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:


KANUNİ REŞAD ERER (1890-1940)

Neyzen Yusuf Paşa’nın torunu olan Kemani Reşad Erer, 1890 yılında İstanbul’da doğar. 
Çocukluğu, dedesinden intikal eden konağında ünlü mûsiki ustalarının katıldığı toplantılarda icra edilen mûsikiyi dinleyerek geçer.
Dedesinden geçen mûsiki yeteneği ve kulak hassasiyeti sayesinde mûsiki çalışmalarına erken başlar. Bir şansı da küçük Reşad’ı çok seven ünlü neyzen Yusuf Paşa’nın torunu olmasıdır. 
Dedesi, Reşad’daki kabiliyeti erken keşfeder ve ödül olarak iyi bir keman alır. 
O yıllarda tanınmış üstadlardan keman çalma tekniğini kapar. Gerçi, keman öğreniminde özel hocası olmaz. 
Kemani Reşat Erer, kemana çok zaman ayırır ve kendi gayreti ile geliştirir. 
Sanattan anlayan çevrelerce kendisini dinlemek isteyenler, onun keman çalışına hayran oldukları yıllarda Reşad daha delikanlı çağlarındadır. 
Bu kabiliyeti sayesinde Tanburi Cemil Bey ile yakın dostluk kurar. Dâhi sanatçıların icralarını dinlerken çok iyi tahlil eder, icra tekniklerini alır. 
Kemanı yalnız çaldığı zamanlarda, Cemil Bey’deki üslûp ve icrasındaki özellikleri çok iyi kavrar ve uygular. 
Zamanın en iyi keman çalanlarındandır. Kemanıyla yaptığı Şehnâz ve Hicazkâr Makamlarındaki muhteşem taksimleri, sanat camiasında haylanlıkla dinlenir. 
Anaka Radyosunda göreve başladıktan sonra hafta sonu İstanbul’a döner, hafta başında Ankara’ya gelerek radyoda stüdyoya girer. 
Çok önemli bir özelliği de Batı Keman tekniğini Türk Mûsikîsine ustalıkla uygulamasıdır. 
Reşad Erer, Dârülelhan’ın kurucuları arasında yer alırken, sanat camiasında yetişkin, seçkin ve kemanda icrasındaki ustalığı ile kendisini kabul ettirmiş sanatkârdır.
Dârülelhan’ın “Tasnif ve Tertip Heyetinde” yıllarca mûsikimize hizmet eder. 
Kemanıyla eserleri seslendirmede çok faydalı hizmetleri vardır. 
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduktan sonra, Udi Nevres Bey ile birlikte Kemani Reşad Erer’i Ankara’ya davet eder. Resmî olarak Cumhurbaşkanlığı Özel Kaleminde görevlendirilir. 
Ancak, İstanbul’daki serbest mûsiki hayatını özler. 
Daha önceki yıllarda Cemil Bey’in kemençe taksimlerindeki ve eser icrasındaki melodi zenginliğini ve icra kıvraklığını çok iyi kavradığı ve kemandaki icrasında uyguladığı için İstanbul’da aranan keman sanatçısıdır. 
Bir müddet sonra Gazi Hazretleri’nden izin alarak İstanbul’a döner. İstanbul’un tanınmış gazinolarında star ses sanatçılarına eşlik eder. 
Reşad Erer, çekingen, terbiyeli ve herkese karşı mesafelidir. Orta boyludur, kelebek gözlük kullanır. İçkiye düşkünlüğü ile de tanınır. 
Kaderin cilvesi, Ankara Radyosu’nda çalıştığı yıllarda gırtlak kanserine yakalanır. İstabul’a döndükten sonra, 17 Aralık 1940 yılında İstanbul’da vefat eder. 
Reşad Erer, Türk Sanat Mûsikîsinin en usta keman virtüözleri arasında yer alır. 
Dönemin mûsiki geleneğini koruyarak, genç nesillere aktaran usta icracı ve hoca olarak önemli biridir.
Reşad Erer, kemanının özel etiketli bir keman olduğunu ve vefatından sonra kendisi ile birlikte mezara gömülmesini vasiyet eder. Ruşen Kam, talebesi Dr. Nazmi Özalp’a böyle aktarır. 
Dinimiz, mevtanın eşyaları ile gömülmesine müsaade etmediği için bu vasiyeti yerine getirilmemiştir. 
Bestekâr olarak beş şarkısı günümüze gelmiştir. Nihavend; “Aşkın ile ey nevcivan. Yanmaktayım daim heman” şarkısı tanınır. DEVAM EDECEK
Kaynak: Dr. Nazmi Özalp: TARİHİ TÜRK MUSİKİSİ - 2. Cilt - Sayfa 112
Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ - 1. Cilt - Sayfa 260
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *