Çorum
Kapalı
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0062 %0.05
55,7258 %-0.05
Ara

DOĞRU MU, YANLIŞ MI?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Köyün birinde, bir adam kendi elleriyle ev inşa etmeye başlar. Her gün azimle çalışır. Öyle bir motivasyon içindedir ki kısa sürede, evin tüm duvarları, kapıları, pencerelerini tamamlanır. Artık çok az işi kalmıştır adamın, evin içinde yaşayabilmesi için.
Gel gelelim ev gözle görülür hale gelmeye başladığı an, köylüden her gün birileri adamın başına üşüşmeye başlar. Kimi gelir giriş kapını neden doğuya değil de batıya açtın der. Kimi gelir pencerelerin fazla yüksek olmuş, biraz daha aşağıya mı indirsen… Kimi gelir ev fazla büyük ısınmaz, kimi gelir bu ev fazla küçük olmuş, yapmışken birazcık daha büyüt burayı der. 
Adam inşaatıyla uğraşırken ilk günler içtenlikle, ayrıntılı bir şekilde köylülerin söylediklerine cevap verir. Fakat gün geçtikçe önce birinin söylediği, sonra bir başkasının söylediği şey kafasına takılmaya ve bu düşünceler motivasyonunu azaltmaya başlar. 
Bir sabah adamın kızı babasını yaptığı evin önünde oturuyor bulur. Fakat mola vermiş olması için çok erken bir saattir. Adam evin bitimine çok az kala tüm hevesini yitirmiş yaptığı işin ne kadar doğru olup olmadığını düşünmeye başlamıştır. Kızı babasının haline çok üzülür.
Çünkü adam ev inşaatındaki halinden çok uzakta ve inşaatın en zorlu geçtiği günlerden çok daha yorgun görünüyordur. Açıkcası inşaat onu köylülerin kafasına soktuğu düşünceler kadar yormamıştır…
Hikaye burada biter.
Kırkayağa sormuşlar;
Yürümek için önce hangi ayağını öne atıyorsun diye. Kırkayak o günden sonra yürüyememiş…
Düşünce yani şu aklın söylediklerinin ayarı, en büyük sınav bence. Duygular bir şekilde yaşanıp bitiyor da, aklın sesi konuştukça daha da konuşası geliyor. Aklın sesi bırak konuşsun akıl işte ne güzel demeyin. Her zaman her konuda doğru akla sahip miyiz bakalım. Tümüyle bırakmakta, hatta az bile bırakmakla da olmuyor. Gerektiği kadar dinlemeyi nasıl başaracağız aklımıza gelenleri.
Düşünce saldırısı bazı insanlar için savuşturulması kolay bazıları içinse daha zor. Filozoflar hayatları boyunca düşünmüşler mesela…
Ben akılla dengeyi bulamayanlardanım. O evi yapan adam ben olsaydım, benim de tıpkı onun gibi köylülerin söyledikleriyle kafam allak bullak olurdu. Ve ne yapacağımı unutmuş halde evin karşısında kalakalırdım bir süre. Düşünce felci geçirirdim. Fakat görüyorum ki bir şeyleri başaranlar kafalarındaki onca sese rağmen yapmaları gereken şeye devam edenler. Aklın sana çok şey söyleyecek, bazıları doğru bazıları yanlış olacak. Kim seçip ayırt edecek onları.
Tabi ki aklının sahibi sen. Sen kendini aklın mı duyguların mı sanıyorsun. Sen onlar değil onlardan ayrısın, ayrıca onların sahibisin. Eğer sen onlara sahip olmazsan onlar senin sahibin oluyormuş öyle diyorlar.
Birde aramızda kalsın da, ben onların sahipliğinde çok yaşadım ordan biliyorum. Çıktım mı? Çıktım mı, kurtuldum mu o ikisinin ellerinden.
İşte şansımın yaver gittiği bir kaç an…
Çıkanları da hayranlıkla izliyorum. Ve alkışlarım size, hangi ayağını önce atıp yürümeye başlayacağını bilen ve koşan kırkayaklar.
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *