Hatıralarla Türk Musikisi (155) Refik Fersan (4) (1893-1963)
Refik Fersan, imtihanın usul bölümünü şöyle anlatıyor; “Usullere sıra geldi. Sorulan usulleri kolaylıkla cevaplandırdım. Bilhassa Rauf Yekta Bey (merhum), yavaş yavaş Darb-ı Fetih’e kadar sordular. (Darb-ı Fetih; 88/4) (64 darplıdır-vuruşludur) Güfte taksimatının, usullerin hangi darbına isabet ettiğine varıncaya kadar sorulan soruların hepsini hatasız cevapladım. Sonra, doldurulmamış ve usulü belirtilmemiş bir nota verdiler. İmtihan iki saat sürdü, yanlışım olmadan imtihanı tamamladım.
Heyetten tam not alarak, yüzbaşılık rütbesiyle Muzıka-i Hümâyun İncesaz Heyetine “Sersazende Muavinliği” unvanı ile tayin oldum. Aynı zamanda Dârülelhan’daki hocalık görevime de devam ettim.
İlk konserimi, Şehzadebaşı’ndaki Ferah Tiyatrosunda verdim. Konserin ikinci bölümünde Fasıl Şefi İsmail Hakkı Bey, bana bir taksim yapmamı söyledi. Eserler hüzzam makamındaydı. Seyirciyi coşturan çok güzel bir taksim yapmıştım. Dakikalarca ayakta alkışladılar. Yine 1919’da Kadıköyünde Yoğurtçu Çayırında Ali Rifat Bey’in (Çağatay) yönetiminde, Gazi Osman Paşazade Cemal Bey merhum, üstadım Levon Hancıyan Efendi, hanende Hüsameddin Bey, bestekâr Hafız Yusuf Efendi, bizim küçük Münir Nureddin (Selçuk), Kemal Niyazi Bey (Seyhun), Sine Kemani Nuri Bey (Duyguer), Tanburi Faize Hanım (Ergin), Kemani Enise (Can), Viyolonsel Fuad Şefik merhum ve yeni kurulmuş olan Şark Mûsiki Cemiyetindeki amatörlerden oluşan toplulukla, çok güzel bir konser verdik.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra, saraydaki mûsiki kadroları 1924 yılında Ankara’ya nakledilir. Refik Fersan da “Cumhurbaşkanlığı Fasıl Heyeti” şefi olur.
Refik Fersan, Münir Nureddin Selçuk ile ilgili şöyle bahsediyor; “Ben, Saraydaki Muzik-i Hümayun’da Sersazende Muavini idim. Münir’in babasının ricası üzerine Münir’i, Muzika-i Hümayun’un giriş imtihanına çok iyi hazırladım. Sesi çok güzeldi. İmtihanı kazanarak hem hanende olarak incesaz takımında oluyor hem de “Müezzini Hazret-i Şehriyari” unvanıyla haftanın muayyen günlerinde sarayın salonunda sabah ezanları okuyordu. Sonra Münir de heyetle birlikte bizim alaturka kısmına hanende olarak tayin oldu. Çok sevdiğim bu kıymetli arkadaşımla birlikte hemen her gece sabahlara kadar Atatürk’ün huzurunda konserler verir, takdirlerine mazhar olurduk.
Ayrıca, Ankara Türk Ocağında (bugün Resim ve Heykel Müzesi Konser Salonu olarak işlevini sürdürmektedir) yalnız ikimiz, bazen de incesaz takımıyla sık sık konserler veriyorduk. Ankara muhiti, ecnebi Sefaret erkânına varıncaya kadar salonu doldururlardı. Atatürk bizi o kadar severdi ki yanından katiyyen ayırmaz, Türk Ocağındaki verdiğimiz konserleri de şereflendirirlerdi. Seyahatlerinde mutlaka bizi birlikte götürürlerdi. Adana, İzmir, Çeşme, Bursa, Kastamonu vs seyahatlerinde daima beraberdik.
Bize umumi konserler (halka açık) verdirir ve halka Türk Mûsikisini dinletirler, kendileri de teşrif buyururlardı. Salon o kadar dolardı ki iğne düşecek yer kalmazdı. Konserden sonra kendileri için ayrıca program tertip ederlerdi.
Millî Mûsikimize karşı olan teveccüh ve sevgilerini bu suretle izhar buyururlardı. Bazı seyahatlerinde, meselâ Çeşme ve Bursa gibi yerlerde uzun müddet ikâmet ederlerdi. Yardımcı olarak Mesud Cemil’i çağırırdık. DEVAM EDECEK
Kaynak: Murat Bardakçı: Refik Fersan ve Hatıraları - Sayfa: 144-146
Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ - 2. Cilt - Sayfa: 116-119
Nuri Özcan: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ - 12. Cilt - Sayfa: 412-413