HATIRALARLA TÜRK MUSİKİSİ (158)
REFİK FERSAN (7) (1893-1963)
“Refik Bey-Refik Fersan ve Hatıraları” kitabının yazarı Murat Bardakçı, kitabının 34 ve 35’nci sayfasında tanburi, bestekâr Refik Fersan’ın İstanbul Radyosunda görev yaptığı sırada 27 Mayıs 1960 İhtilâlinde İstanbul Radyosu Kumandınlığına tayin edilen bir binbaşı tarafından çalışma odasında nasıl aşağılandığını şöyle anlatıyor:
“Refik Bey’i ölüme kadar götüren hastalığın sebebi de zaten aynı radyodur… İstanbul Radyosunda karşılaştığı muamele… 27 Mayıs ihtilâlinden sonra “Radyo Kumandanlığına” tayin olan bir binbaşı, radyoevinde olan herkesi odasına çağırtmakta ve “ne iş yaptıklarını” sormaktadır. Refik Bey o yıllarda artık neşriyata katılmamakta, jürilerle kurullarda görev almakta, tasnifle ve nota tercümeleriyle meşgul olmaktadır.
Refik Bey’i de çağıran Binbaşı; “Sen burada ne iş yapıyorsun” der. Refik Bey, komisyonlardan, nota tercümelerinden bahseder ama “onları bırak, meselâ bugün ne yatın?” diye bir başka soruyla, sonra da o güne kadar hiç işitmediği bir sözle, hakaretle karşılaşır. Odadan çıkar, aşağıda yayın saatini bekleyen Fahire’sine, “Bana bir taksi çağır” der.
Çift, Levent’teki evlerine gider… Refik Bey ateşlenmiştir… Yatağına girer, birkaç ay çıkamaz o yataktan… Ölümüne sebep olan “pneumatharax” (akciğer sönmesi) hastalığı o gün başlamıştır.
Refik Bey, Radyoda başına gelenleri birkaç ay sonra kâğıda dökmeye çalışacak ama yazmayı bile tamamlayamayacaktır.
“Radyo Kumandanı”nın odasında olup bitenleri, hafızasından silmeye çalıştı o anı, yazamadığı notunda Refik Bey şöyle anlatıyor: “1928 senesinden itibaren fasılasız olarak İstanbul ve Ankara Radyolarında feregat-ı nefs ile cansiparane hizmet ettim 1957 senesinde tahdid-i sin (yaş haddi) dolayısıyla emekliye ayrıldıktan sonra, senelerce ,“sebk eden” (uzun yılları bulan) mesâimi takdiren Umum Müdürlük tarafından mukavele (sözleşme) ile İstanbul Radyosunda “âsar-ı eslâfı” (eskilerin eserlerini) tercüme, stajyerlere tedrisat, imtihanlar ve ses dinleme heyetine, jüriye, nota komisyonlarında eserlerin usullerine göre yazılışını ve repertuvardaki hatalı eserlerin güfte ve bestelerini tashih ve muhtelif koleksiyonlarda Hamparsum notalarını, Ermeni hurufatı ile yazılmış notaları tercümeden, bu eserlerin diğer örnekleriyle klâsik mûsikimiz üslûp ve edasına, kavaidine (kaidesine) uygun olarak repertuvarı kaliteli eserlerle genişletmek gibi hizmetler tekrar uhdeme (bana) tevdi edilmişti. 1960 senesi Haziran’ın 20’nci günü radyonun o zamanki kumandanı Kenan Ersoy namındaki bir binbaşı, beni odasına çağıracak, hayatım boyunca mâruz kalmadığım gayet galiz (terbiye dışı) hakarete uğrayacaktım.”
“Hadiseden birkaç gün sonra sözleşmesi 1 Haziran itibarıyla yâni 20 gün öncesinin tarihiyle feshedilecektir. Fesih ihbarını aldığı günün akşamı, günlüğüne, “sadece Allah’a sığındığını” yazacaktır. 1 Haziran 1960 tarihinde Radyo Kumandanı Kenan Bey’in emriyle kontratım feshedildi ve bunca senelik emeğim, bir tekme ile neticelendi. Benim, Allah’ım var. O kudret sahibinin, bütün varlığıyla kendisine iltica eden bir ailenin evlâtlarını lütuf, kerem ve inayetine daima mazhar edeceğine hiç şüphe yoktur. Bizleri bu inayetinden mahrum etmeyeceğinden emin ve müsterihim. Elhamdülillâh.”
Refik Fersan gibi sazı, besteleri ve mûsiki kültürüne vâkıf koca bir çınarın, ihtilâl subayı tarafından ağır hakaretli sözlerle kovulmasından daha acı ne olabilir?
Hocası Cemil Bey’in tanburdaki kıvrak ve makam geçişli taksimlerini aratmayan hatta hocasının ödev olarak verdiği, Selmek Makamındaki saz semâsini mükemmel çalması sonrası hocası Cemil Bey tarafından sarılarak tebrik edilme başarısını gösteren tarihi çınarın uğradığı insanlık dışı darbe ile yıkılışı, yürekler acısı. DEVAM EDECEK
Kaynak: Murat Bardakçı: Refik Bey - Refik Fersan ve Hatıraları - Sayfa: 34-36
Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ -2.Cilt - Sayfa: 116-119
TÜRK ve DÜNYA ÜNLÜLERİ ANSİKLOPEDİSİ - 4. Cilt - Sayfa 2135