Çorum
Kapalı
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,0108 %0.05
56,0259 %0.05
Ara

Bir Eksik

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Geniş bir otlakta yaşayan büyük ve güçlü bir öküz sürüsü vardır. Çevredeki aç aslanlar bu sürüye saldırmak isterler ancak öküzler birlik içinde hareket ettiği, yan yana durduğu için aslanlar onlara güç geçiremez.
Bunun üzerine aslanlar kurnazca bir plan yapar. Sürünün liderleri olan Boz Öküz ve yanındakilere yanaşarak barış teklif ederler ve şöyle derler:
"Biz sizin düşmanınız değiliz. Aslında sizinle iyi geçinmek istiyoruz. Ancak aranızdaki şu Sarı Öküz’ün rengi bizim gözümüzü kamaştırıyor, bizi tahrik ediyor. Onu bize verin, biz de gidelim ve sizi asla rahatsız etmeyelim."
Öküzler önce tereddüt ederler. Aralarından sadece birkaçı bu teklifin bir tuzak olduğunu savunup karşı çıksa da sürünün çoğunluğu ölmekten kurtulmak ve sonrasında rahatça yaşamak adına Sarı Öküz'ü aslanlara teslim etmeyi kabul eder.
Aslanlar Sarı Öküz'ü alıp giderler. Bir süre sonra tekrar aç kalırlar ve tekrar sürünün yanına gelirler. Bu kez bir başka öküzü isterler. 
Sürü, hepimizin canı gideceğine verelim gitsin, en azından diğerlerimiz güvende kalır diye düşünerek her seferinde bir arkadaşını feda etmeye devam eder.
Zamanla sürü küçülür, zayıflar ve güçten düşer. Sonunda aslanlar sürünün tamamına saldırdıklarında direnecek güçleri kalmaz. Sürünün son kalan öküzlerinden biri, pişmanlık içinde şöyle söyler:
"Biz savaşı, sarı öküzü verdiğimiz gün kaybetmiştik."
Parçanın,  bütünden ayrıldığında yarattığı boşluğu hafife almamak gerek demek ki. Toplumun gücü birliğiyle eş değermiş. Oysa aslanlar istemese dahi, alın şunları sizin olsun diyebileceğimiz bir grup insan vardır hepimizin kafasında kategorize ettiği. Aynı şeylere inanmak, aynı fikir de olmak aynı olmak zorunda mıyız? Hem evet hem hayır. Her konuda ayrışabilir miyiz, evet.  Bir tek vatan sevgisi dışında.
Haa bi de bu sarı öküzü verme işi zehirli bir fikrin aklımıza girmesi de olabilir mi? Bir prensibimizden vazgeçip, kendimizi bir süre sonra bambaşka biri olarak bulabilir miyiz?
Hemde nasıl…
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *