Bir Eksik
Geniş bir otlakta yaşayan büyük ve güçlü bir öküz sürüsü vardır. Çevredeki aç aslanlar bu sürüye saldırmak isterler ancak öküzler birlik içinde hareket ettiği, yan yana durduğu için aslanlar onlara güç geçiremez.
Bunun üzerine aslanlar kurnazca bir plan yapar. Sürünün liderleri olan Boz Öküz ve yanındakilere yanaşarak barış teklif ederler ve şöyle derler:
"Biz sizin düşmanınız değiliz. Aslında sizinle iyi geçinmek istiyoruz. Ancak aranızdaki şu Sarı Öküz’ün rengi bizim gözümüzü kamaştırıyor, bizi tahrik ediyor. Onu bize verin, biz de gidelim ve sizi asla rahatsız etmeyelim."
Öküzler önce tereddüt ederler. Aralarından sadece birkaçı bu teklifin bir tuzak olduğunu savunup karşı çıksa da sürünün çoğunluğu ölmekten kurtulmak ve sonrasında rahatça yaşamak adına Sarı Öküz'ü aslanlara teslim etmeyi kabul eder.
Aslanlar Sarı Öküz'ü alıp giderler. Bir süre sonra tekrar aç kalırlar ve tekrar sürünün yanına gelirler. Bu kez bir başka öküzü isterler.
Sürü, hepimizin canı gideceğine verelim gitsin, en azından diğerlerimiz güvende kalır diye düşünerek her seferinde bir arkadaşını feda etmeye devam eder.
Zamanla sürü küçülür, zayıflar ve güçten düşer. Sonunda aslanlar sürünün tamamına saldırdıklarında direnecek güçleri kalmaz. Sürünün son kalan öküzlerinden biri, pişmanlık içinde şöyle söyler:
"Biz savaşı, sarı öküzü verdiğimiz gün kaybetmiştik."
Parçanın, bütünden ayrıldığında yarattığı boşluğu hafife almamak gerek demek ki. Toplumun gücü birliğiyle eş değermiş. Oysa aslanlar istemese dahi, alın şunları sizin olsun diyebileceğimiz bir grup insan vardır hepimizin kafasında kategorize ettiği. Aynı şeylere inanmak, aynı fikir de olmak aynı olmak zorunda mıyız? Hem evet hem hayır. Her konuda ayrışabilir miyiz, evet. Bir tek vatan sevgisi dışında.
Haa bi de bu sarı öküzü verme işi zehirli bir fikrin aklımıza girmesi de olabilir mi? Bir prensibimizden vazgeçip, kendimizi bir süre sonra bambaşka biri olarak bulabilir miyiz?
Hemde nasıl…