İş dünyasında şirket koridorlarında yürürken, toplantı masalarının etrafında otururken ya da stratejik kararlar alırken karşılaştığımız en yorucu, en yıpratıcı profillerden biri, rüzgâra göre yön değiştirenlerdir. Şartlara ve duruma göre şekil alan, pusulası her daim kişisel çıkarlarını gösteren insanlardır bunlar.
Şirket içinde çalışma hayatı, yalnızca projeleri teslim etmek, rakamları tutturmak veya kariyer basamaklarını tırmanmaktan ibaret değil. Asıl sınav, bu yolda kiminle yürüdüğünüzde saklı. Çıkarların rüzgârında savrulan o "mevsimlik" tavırları yakından tanımak, hem akıl sağlığımızı hem de profesyonel itibarımızı korumanın ilk kuralı.
Şirketlerin içinde görünmeyen ama hayatın kendisi kadar gerçek bir "güç terazisi" vardır. Bu terazinin ibresi ne zaman zayıflasa, ne zaman başka bir yöne kaysa, bazı karakterlerin anında maske değiştirdiğini görürsünüz. İş hayatında en çok dikkat edilmesi gereken, güven sarsıcı bu duruşları birkaç belirgin başlık altında toplayabiliriz:
Zamanlaması Manidar "Dostluklar": Güçlü veya karar alıcı bir pozisyondaki biriyle aynı masada olmak için fırsat kollayan, şirkette işler yolunda gitmediğinde ise ilk sessizleşenler. Onlar için ilişkiler bir bağ değil, birer geçiş biletidir.
İlkesiz Esneklik: Her ortamda "haklı" olanlar... Bir toplantıda vizyoner fikirlerin en ateşli savunucusuyken, rüzgârın yönü değiştiğinde aynı fikirleri en sert eleştiren kişi olabilen bu profiller, aslında hiçbir şeye gerçekten inanmazlar; sadece o anki şirket konfor alanlarını korumaya çalışırlar.
Görünmezlik Antlaşması: Ortada bir başarı varken en önde durup, en küçük bir krizde veya sorumlulukta buharlaşanlar. Sorumluluk paylaşımı onların sözlüğünde yer almaz.
Bu insanlarla çalışmak, zemini sürekli kayan bir yolda yürümeye benzer. Bir süre sonra enerjinizi işin kendisine değil, "Acaba şirket içinde arkamdan ne konuşuluyor?" ya da "Bu kararımı kime nasıl açıklamalıyım?" kaygısına harcamaya başlarsınız.
Çünkü bilirsiniz ki, orada olmamanız, hakkınızda konuşulması için yeterli bir sebeptir. Bu durum, kurumsal aidiyeti zedeler, ekipler arasındaki güveni tüketir ve en önemlisi yaratıcı enerjiyi boğar. İnsanlar sürekli bir teyakkuz halindeyken ne yeni bir fikir üretebilir ne de hata yapma lüksünü kendinde bulabilir.
Peki, bu karakterlerle dolu bir kurumsal ekosistemde nasıl var olacağız? Onları değiştiremeyiz, bu nafile bir çaba olur. Ancak onlara karşı duruşumuzu netleştirebiliriz:
Bu profillerin en büyük yakıtı, samimiyetsizliği fark etmemize rağmen sessiz kalmamızdır. Onlarla ilişkilerde profesyonel mesafeyi korumak en güvenli kalkandır.
Söylentilerin, kulislerin ve çıkar hesaplarının gürültüsü içinde kaybolmamak için en iyi cevap, her zaman şirkette ürettiğiniz işin kalitesidir. Net ve şeffaf duruş, eninde sonunda her türlü oyun planını bozar.
Onlar rüzgâra göre yön değiştirsin; sizin kökleriniz derinlerde olsun. İlkelerinizden, nezaketinizden ve duruşunuzdan ödün vermediğiniz sürece, geçici rüzgârlar kalıcı fırtınalara dönüşemez.
İş hayatı, günün sonunda bir insan hikâyesidir. Masadan kalktığımızda geriye kalan; unvanlar, projeler ya da sunumlar değil, "O zor günlerde yanımızda kim vardı?" sorusunun cevabıdır.
Rüzgâr ne kadar sert eserse essin, sağlam duran ağaçlar kökleriyle hayatta kalır. Çıkar hesaplarının arasında kaybolmayan, omurgalı ve tutarlı insanlarla çalışan bir kariyer temennisiyle yola devam edelim.
Rüzgâra Göre Yön Değiştirenler: İş Hayatının "Mevsimlik" İnsanları
YAYINLAMA:
|
GÜNCELLEME:
