• Çorum 17° PARÇALI AZ BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • HABER GÖNDER

  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ

“İnfak”

“İnfak”

İslam dini, toplum içinde insanları birbirine kaynaştırmak, insanların maddi- manevi ihtiyaçlarını gidermek, İnsanları mutluluğa sevk etmek üzere birtakım düzenlemeler getirmiştir. Bunların başında da “infak “ gelmektedir.

“İnfak” kavramı, Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek amacıyla kişinin kendi kazandıklarından muhtaçlara, yoksullara harcamasıdır. İnfakın çeşitleri vardır. Mal ile( maddi); Zekat, sadaka-i cariye, sadaka -i fıtr gelir. Devamında ilim ile infak, can ile beden ile (cihat) infak diye sıralayabiliriz.

Mali bir ibadet olan zekat, islam’ın beş temel esaslarından olup, hicretin 2. yılında Medine de farz kılınmıştır. Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve uygun anlamlarına gelir. Dini istilahta ise; belirli bir malın bir kısmının Allah rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir. Zekat, yoksul müslümanların hakkıdır. Zekatın farz olabilmesi için, malların nisaba ulaşması 20 miskal (80.18 gr), nami (artıcı) olması, sahip olduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi, bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olmasıdır. Zekatın kimlere verileceği, Kur’an-ı Kerim de tevbe Suresi 60. ayetinde ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Nisap da hadislerde (buhari) belirtilmiştir. Bir kimse zekatını, kendi usul (üst soy) ve furu’a (altsoy)  veremez. Usul; kişi ana-baba, dede ve nenesine zekatını veremez. Furû; Çocukları, torunları ve onların çocuklarıdır. Yine kişi hanımına zekat veremeyeceği gibi, kocası da karısına veremez. Çünkü bunlar bakmakla yükümlü olunan kişilerdir. Bunların dışında kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalide gibi akrabalar, zengin değillerse kendilerine  zekat verilebilir.

Zekat, sahip olunan malı artıran, arındıran ve onu temizleyen bir özelliğe sahiptir. Zekat malı eksiltmez bilakis artırır, arındırır. Unutulmamalıdır ki zekat mükellefin borcu olduğu gibi, muhtacın da hakkıdır. Nitekim Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim de:

“Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kalkmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında hoş mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir,” başka bir ayet- i kerime de ise :

“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir” buyurmaktadır. ( Al-i imran)

İnfak ayetinin nüzulü üzerine sahabe infak seferberliği başlatır. Asr-ı saadete döndüğümüzde çok sayıda sahabe örnekleri karşımıza çıkmaktadır. Hz. Osman bunların ilkidir. Müslümanların Mekke’den Medine’ye hicret ettikleri ve su sıkıntısı çektikleri dönemde, büyük bir servet ödeyerek Rûme kuyusunu satın almış ve müslümanların istifadesine sunmuş, Tebük seferi hazırlıklarındada ordu’nun teşhisi için başlatılan yardım kampanyasında en büyük yardımı yaparak, Allah yolunda infak etmenin en cömert temsilcilerinden biri olmuştur. Ayrıca Hazreti Ebu Bekir döneminde yaşanan kıtlık sırasında buğday, kuru üzüm ve zeytin yağı ile seferden dönen kervan, malının tamamını muhtaç durumdaki müslümanlara dağıtmıştır. Hz. Ömer en kıymetli mal varlığı olan hurmalığını İnfak etmek istemiş; Resulullahın istersen aslını kendine bırakarak meyvesini dağıt, tavsiyesi üzerine arazinin gelirini savaşanlara, kölelere, yolculara ve misafirlere sadaka olarak bağışlamıştır. Zeyd bin. Harisi çok sevdiği atını alarak Allah Resul’üne getirmiş ve “bu Allah yolundadır” deyip bırakmıştır. Hz. Ebu Bekir ise infak etmek için, ölmeden önce malının tamamını beytülmale bırakmıştır. Sahabe Allah huzuruna malla çıkmayı borçlu olarak çıkmakla eşdeğer görmüş, infakı ödünç malın geri ödenmesi bilinciyle hayatlarının her anına yaymıştır. “Asrı saadet günümüze aktarılsa ne yetim kalır, ne de Öksüz.”(Tdv İslam ansiklopedisi)

Değerli okurlar;

Dünyevileşme ve bireyselleşmenin hayatı kuşattığı; maddiyat düşkünlüğü, güç ve çıkar tutkusu, özenti ve gösterişe dayalı hayatların öne çıktığı günümüzde; Ne mutlu infak edebilene!

Selam ve dua ile

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
5.348.249

VAKA

5.215.654

İYİLEŞME

48.950

ÖLÜM

132.595

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
177.156.095

VAKA

115.252.972

İYİLEŞME

3.835.309

ÖLÜM

61.903.123

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri
Kesin Karar Gazetesi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kesin Karar Gazetesi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Don`t copy text!